<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134</id><updated>2012-02-17T06:41:00.115+02:00</updated><category term='Fenerbahçe S.K.'/><category term='What have we found? same old fears...'/><category term='Mehmet Sucu'/><category term='Yürü Bee'/><category term='Suat'/><category term='Neşter'/><category term='Sevmiyorum'/><category term='Reklam'/><category term='Basın'/><category term='Futbolun Kıssadan Hissesi'/><category term='Babam'/><category term='Güzelleme'/><title type='text'>Fecaat</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>116</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6671090202460974672</id><published>2012-02-07T12:39:00.000+02:00</published><updated>2012-02-07T12:39:33.891+02:00</updated><title type='text'>Ardından....</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Hayatta haz etmediğim insan modeli, kendi üzüntüleri üzerinden prim yapmaya çalışandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En kötü ve yoğun iş hayatı onlarındır, kendileri çok saf ve temizdir ama kimse onları anlamıyordur, aileleri anlayışsızdır, sevgilileri değerlerini bilmiyordur...Bu ve bunun gibi şeyler hakkında durmadan konuşur dururlar. İnsanlardan ilgi, alaka ve geri bildirim beklerler...Alamazlarsa daha fazla sinirlenir, seni ilgisiz ve bencillikle suçlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle insanları düşünürken, Fenerbahçe’nin eski sorunlu futbolcusu Anelka için söylenen bir laf aklıma gelir hep: “Düğün evini bile cenazeye çevirir”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatım boyunca böyle bir insan olmamaya çalıştım, hatta bazen neşeli olma halini abartmamdan, gıyabımda ukala ve antipatik dendiği de olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim gibilerin de problemi de, kafayı bir şeye veyahut canı sıkkınken karşıdakinden hiç anlayış görememektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevremdeki herkes; bir taraftan çok dobra, hatta patavatsız ve kaba olduğumu söylerken, anlaşılmaz şekilde, yukarıda belirttiğim ruh halimi de üzerlerine alınırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa herkesin içinde bulunduğu ortamdan bağımsız olarak, yalnız kalmaya ihtiyacı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem bu kişisel bir blog, uzun zaman sonra kişisel bir yazı ile geri dönmeyi tercih ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün tam 1 sene oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve o günden beri yaşadığım her saniyede, aklımın bir köşesinde Canım Babam var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O’nun anısına yakışan bir şekilde bunu kimseye hissettirmemeye çalıştım ama, eminim bir yerlerde kendimi kaybetmişimdir. Bana değer veren herkes umarım bunu da hesaba katar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27.04.1949-07.02.2011...Seni çok özlüyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-6671090202460974672?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/6671090202460974672/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2012/02/ardndan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6671090202460974672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6671090202460974672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2012/02/ardndan.html' title='Ardından....'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7830668240094307068</id><published>2011-04-27T10:00:00.001+03:00</published><updated>2011-04-27T10:05:07.000+03:00</updated><title type='text'>Öyle Bir Geçer Zaman ki.</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-kAV2iNS1Rlw/Tbe9FrOsf2I/AAAAAAAAANQ/Mcw9AEO5-gM/s1600/shopping_mall_photo.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="212" i8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-kAV2iNS1Rlw/Tbe9FrOsf2I/AAAAAAAAANQ/Mcw9AEO5-gM/s320/shopping_mall_photo.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;Otoparka giren dönüş ışıklarını gördüğünde “Acaba arabayla bir tur atıp öyle mi girsem” diye düşünse de, bunun akşam trafiğinde çok daha büyük bir eziyet olacağına karar verip vazgeçti.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Hep aynı şey….olması gereken saatten 45 dakika önce gelmişti işte! Bir de bunun üzerine en az 15 dakika racon bekletmesi koy (Bu benzetmeyi, durmadan ona hayata dair dersler veren amcaoğlundan duyup çok beğenmişti), oldu mu sana 1 saat! Evden çıkarken, nasıl olsa zaman geçer diye umut etmişti ama nihayetinde çekilecek sıkıntı asla değişmiyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Ana girişe yakın bir park yeri arayan diğer arabalarla köşe kapmaca oynadıktan sonra, yürüyen merdivenlere 150 metre mesafedeki duvar kenarına razı oldu. Şanlı tarihi, saatlerce otoparklarda araba arama hikâyeleri ile dolu olduğu için, park yeri numarasını telefonunun ajandasına kaydetti. &lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Önce birkaç mağaza gezerim diye düşündü, öncesinde eline bir kahve aldığı için giyim mağazaları tarafından içeri alınmadı. Kahvesini aceleyle bitirip plastik bardağını çöpe attıktan sonra, mağazalara girmeye muktedir olabilmişti. Kafada ihtiyaç duyduğun, almak istediğin bir şey yoksa, ilgileniyormuş gibi yaptığı bütün kıyafetlerin, ona ne kadar çekici ama aynı zamanda ne kadar gereksiz geldiğini hatırladı. Girdiği her mağazada yanına yaklaşıp yardım etmek istediğini söyleyen ama aslında oradaki varlığını sorgulayan satış temsilcileriyle sinir harbi yapmaktan yorulmuştu. Bir ara, “Acaba ufak bir şey mi alsam” diye tereddütte kaldı. Bu kadar erken gelmesine bir bahane olabilir, en azından kendini daha ne yaptığını bilen birisi olarak gösterebilirdi. &lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Durmadan telefonuna bakıyordu, O’nun da erken gelip arama ihtimali üzerine bir umuttu&amp;nbsp; sadece bu. Sonra vakit geçirmek için en kolay yollardan biri aklına geldi ve bir kitapçıya girdi. İlk önce çok satan kitaplara göz attı ve hiçbirinin ilgisini çekmediğini fark etti. Manga bölümünde biraz zaman geçirdikten sonra saatin yaklaşmaya başladığını gördü. Alışveriş merkezinden birkaç tur attıktan sonra artık aramanın zamanı gelmişti.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Ulaşılamıyor….olabilecek en kötü şey! Bir kez daha arama hakkı böylelikle elinden alınmış oldu. Nasıl olsa telefonuna mesaj gelecekti, bir kez daha yoklamak kendini düşürmek olacaktı.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;………………………..&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Alışveriş merkezinin kapısından girdikten 90 dakika sonra, telefonu çalmıştı. Karşı taraftaki dingin ses, orada olduğunu ve nerede buluşacaklarını soruyordu. Bu söylem tabi ki onun olduğu kata gelinmesinin beklendiğini tebliğ ediyordu. Dördüncü kata vardığında onu elinde poşetlerle gördü.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;- Merhaba! Gelmişken kafamdaki bazı şeyleri de aradan çıkartayım dedim. Çok beklemedin değil mi?&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Kırk beş dakikalık bir gecikme sonunda sorulmuş olsa bile, acaba bu sorunun dünya üzerinde verilebilecek ikinci bir cevabı var mı? Hele elindeki poşetler en az yarım saattir burada olduğunu söylüyorken…&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;- Hayır, ben de kitapçıda bakındım biraz. İstediğim şeyler yoktu, sipariş verdim yarın getirecekler. Zamanın nasıl geçtiğini anlamamışım.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;- Zaten benim de fazla vaktim yok. Bir on beş dakika kahve içelim mi?&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Yemek katına çıkarlarken, “keşke kendime ufak bir şey satın alsaydım” diye iç geçirdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;İyi ki park yerini telefonuna not etmişti….&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7830668240094307068?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7830668240094307068/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2011/04/oyle-bir-gecer-zaman-ki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7830668240094307068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7830668240094307068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2011/04/oyle-bir-gecer-zaman-ki.html' title='Öyle Bir Geçer Zaman ki.'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-kAV2iNS1Rlw/Tbe9FrOsf2I/AAAAAAAAANQ/Mcw9AEO5-gM/s72-c/shopping_mall_photo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3792856918665959282</id><published>2011-04-06T11:33:00.000+03:00</published><updated>2011-04-06T11:33:24.052+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Babam'/><title type='text'>MÇ</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-S9qr6yeahWg/TZwg_ZY2w3I/AAAAAAAAANM/neMe14vPyjM/s1600/614659_detay.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" r6="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-S9qr6yeahWg/TZwg_ZY2w3I/AAAAAAAAANM/neMe14vPyjM/s1600/614659_detay.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hepinize iyi geceler diliyorum, eğer böyle bir şey mümkünse…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise ile başlayan, üniversite yılları ile devam eden isyankar hallerimizin bayrak programı Kaybedenler Kulübün’ün kapanış cümlesiydi bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yaşlarda; aileye, eğitim sistemine, kızlara, neden askere gitmek ve iş bulmak zorunda olduğumuza isyan eder dururduk. Kendimizden 10 yaş büyük adamların (Bizim şu anki yaşlarımız oluyor) nasıl hala bu isyanı yaşayabildiğine hayranlık duyardık. İşte bu yüzden severdik o programı. Kaan ile Mete’yi o yüzden idolümüz bilirdik. Diğer ebeveynler gibi ukalalık yapmazlar, biz o yaşta ne hissediyorsak onları hissederlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra büyüdük… o zamanki hallerimizle dalga geçer olduk. Etrafta gördüğümüz ergenleri aşağıladık, tavırlarını komik bulduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Şubat 2011’de babamı kaybettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 ay süren hastahane maceramız, aslında beklediğimiz ama kendimize itiraf edemediğimiz bir sonla nihayetlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaşıma kadar daha büyük bir acı yaşamadım. Ne düşünsem aklıma babam geliyor. Her baktığım yerde onu görüyor, hep bana söylediklerini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gece onun sesiyle uyanıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fener’in maçlarına bile sevinemiyorum, çünkü maçın sonunda babamı arayamayacaksam kazanmanın ne önemi var ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafımdakilerden jenerik laflar duymaktan sıkıldım. İnsanlar konuştukça, içimden “Çok biliyorsunuz, sanki benim yerimde siz varsınız” demek geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Şubat’tan beri her şeye isyan eder oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 sene önceki Kerem’e, Kaan ve Mete gibi,&amp;nbsp;bir radyo programı yapabilseydim keşke. 31 yaşında daha büyük mutsuzluklar yaşayacağını, büyüyünce bir şeyin değişmediğini, hatta daha kötü olduğunu bir de ben&amp;nbsp;anlatabilseydim ona. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu duygularla izledim Kaybedenler Kulübü'nü.... film iyi miydi kötü müydü bilmiyorum, ama bunları hissettirdiyse benim için güzel olmalı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim ne alıp başımı gidecek gücüm, ne de sevdiklerime posta koyacak cesaretim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneme, Mete’nin yaptığı gibi, “Sence ben çok mu boş yaşıyorum?” diye sorsam muhtemelen&amp;nbsp;ağlamaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir deyişle, benim hayatla mucadele etmem filmdeki kadar kolay değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim payıma düşen güçlü olmak, eğer öyle bir şey mümkünse…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni çok özlüyorum baba...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3792856918665959282?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3792856918665959282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2011/04/mc.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3792856918665959282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3792856918665959282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2011/04/mc.html' title='MÇ'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-S9qr6yeahWg/TZwg_ZY2w3I/AAAAAAAAANM/neMe14vPyjM/s72-c/614659_detay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-737200894474759314</id><published>2011-01-24T21:52:00.000+02:00</published><updated>2011-01-24T21:52:09.829+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='What have we found? same old fears...'/><title type='text'>Abiler...</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;1. Şiirimiz karadır abiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendine çalan bir davul zurna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşınır mal helalarında kara kamunun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Şiirimiz her işi yapar abiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Şiirimiz gül kurutur abiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Şiirimiz erkek emzirir abiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Şiirimiz mor külhanıdır abiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Şiirimiz kentten içeridir abiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kent ölümün denizine kayar dragomanlarıyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ece AYHAN.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-737200894474759314?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/737200894474759314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2011/01/abiler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/737200894474759314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/737200894474759314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2011/01/abiler.html' title='Abiler...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-1390522866331409338</id><published>2011-01-18T16:34:00.000+02:00</published><updated>2011-01-18T16:34:12.409+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbolun Kıssadan Hissesi'/><title type='text'>Şimdi,Değerli Alkışlarınızla... Fecaaaaaaat!!!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TTWj-_23ckI/AAAAAAAAANE/TlY6nLGIxV0/s1600/2938_buyukelcilik_acilis_005.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="241" n4="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TTWj-_23ckI/AAAAAAAAANE/TlY6nLGIxV0/s320/2938_buyukelcilik_acilis_005.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin başına gelmiştir muhakkak, hani eğlence adı altında bir yere toplanırsın ama o aşamaya kadar binlerce sıkıcı rutinle muhatap olursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirket yılbaşı kutlaması yapar, adı üzerinde kutlamadır, insanlar bütün senenin sıkıntılarını atmak için kurtlarını dökecektir ama genel müdür konuşmadan hiçbir şey başlamaz. Bir belediye konserine gitmişsindir, illaki başkan mikrofonu eline alır saatlerce kendini över. Uluslararası bir spor organizasyonuna ev sahipliği yapmışsındır, organizasyondan sorumlu yetkili iki kelam etmeden haşa takımlar sahaya bile çıkamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim eğlenmeye başlamam için neden senin konuşma yapman lazım arkadaş! diye kimse sormaz, soramaz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klasik bir geri kalmışlık göstergesidir yukarıda örneklediklerimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bu; patron olsun, genel müdür olsun, başkan olsun bütün iktidar sahiplerinin vermek istediği mesajın güçlü bir tezahürüdür: “Burada bulunma sebebiniz benim, dolayısıyla beni dinleyeceksiniz”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır kapısında yattığım stadyum yıkılacak. Üzüntülüyüm çünkü anılarım var, sevinmişim, üzülmüşüm, yeri gelmiş aileme, sevgilime tercih etmişim orayı. Şimdi bambaşka bir mekanda kucaklayacağım takımımı. Sabah en sevdiğim formamı, kaşkolumu takmışım. Takımın bu stada ilk çıktığı anki alkışın ve coşkunun bir parçası olmak için tribündeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve fakat…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şimdi bir konuşma yapmak üzere TOKi Başkanı….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Stadın yapımında çok emeği geçen Başbakanımızı kürsüye….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın oradaki problemin tamamı esasında AKP’ye tepki falan değildir. Oraya Gandi Kemal’i de aynı şartlarla çıkarsaydınız, o da yuhalanırdı. Tabii ki o tuvalet bekçisi yapmayacağım TOKİ Başkanının konuşmaları etkili olmuştur ama kimse o motivasyonda devlet erkanının konuşmasını çekmez, çünkü onların vermeye çalıştığı yukarıda belirttiğim mesaj, hala endüstriyelleşmeye direnmeye çalışan taraftara sökmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kömür, buzdolabı dağıtarak halkı meydanlara toplayan çokbilmişlerin, aslında halktan ne kadar uzak olduğunu gösteren bir tavırdır bu. Hiç kimse demez mi Başbakana bu konuşmayı yapmasın! Bu kadar siyasi şov yapılmak isteniyorsa yaparsın bir maç günü bülteni, koyarsın RTE’nin fotoğrafını da konuşmasını da. Vatandaş en fazla uçak yapar sahaya atar. Bakınız koltuğa serer üzerine oturur demiyorum, zira stadyum yeni, koltuklar gıcır. Yoksa başbakanımızın olduğu sayfaya mabadını yerleştirmeyi teklif etmek ne haddimize!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de ne kadar AKP’li varsa GS tribünlerinde de o kadar var. Galatasaray taraftarı AKP karşıtı falan değildir, sadece zevzekliğe karşı çıkmıştır. Lefter’i Fenerbahçeli milli kaleci zanneden ve utanmadan bunu söyleyen CHP başkanı da bu kafayla iktidarda olsaydı, gene o konuşmayı yapmaya çıkardı ve aynı tepkiyi görürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç merak etmeyin! Şu yeni tribün yasası çıksın, bütün tribünler koyuna dönsün, futbolun ruhunu bilmeyen miting koyunları statları doldursun bu protestolardan eser kalmayacaktır. Daha önceki yazımızda belirtmeye çalıştığımız, ama çok sevdiklerimizin dahi anlamayıp tepki gösterdiği yazıda da anlatmaya çalıştığım buydu zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yasa Cumartesi günü yuhalayanları temizleyecek tribünden ve günün anlam ve önemi hakkında birkaç söz söylemek isteyen badem bıyıklıları dinlemeye devam edeceğiz statlarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stadın yapımı, Galatasaray’a tahsis edilmesi ile ilgili takımdaşlarımın bazı yorumlarına da katılmıyorum. Devletin görevi&amp;nbsp;milletin saadetidir. Üç büyükleri&amp;nbsp;desteklemek (Trabzonspor demiyorum dikkat), halkı mutlu etmektir. O stada harcanan paraya gelene kadar kafayı takacak daha çok şey var bu ülkede. TT Arena’da organize edilebilecek bir CL Finali veya bir milletlerarası şampiyona bütün o masrafları siler, üzerine bu ülkeyi kara geçirir (İstanbullu otel sahiplerine sorunuz, son yıllarda en büyük ciroyu ne zaman yaptılar?).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha ona yapıldı neden bize yapılmıyor…. Geçeceksin, herkese yapılmıştır benzer kıyaklar. Ayrıca Galatasaray ASY’yi bırakarak dönüm noktası niteliğinde bir hata yapmıştır bana göre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz uçar yazı kalır, biz buradayız bekleriz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-1390522866331409338?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/1390522866331409338/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2011/01/simdidegerli-alkslarnzla-fecaaaaaaat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1390522866331409338'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1390522866331409338'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2011/01/simdidegerli-alkslarnzla-fecaaaaaaat.html' title='Şimdi,Değerli Alkışlarınızla... Fecaaaaaaat!!!'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TTWj-_23ckI/AAAAAAAAANE/TlY6nLGIxV0/s72-c/2938_buyukelcilik_acilis_005.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-2660272770124379321</id><published>2011-01-07T11:33:00.000+02:00</published><updated>2011-01-07T11:33:14.714+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe S.K.'/><title type='text'>Seninle Benim Aramda Kocaman Bir Fark Var!</title><content type='html'>&lt;em&gt;Tarih 4 Şubat 2010 - Mire Chatman teste gitmek istemedi! - 30 Ocak 2010 tarihinde oynanan Antalya Büyükşehir Belediyespor - Bjk Cola Turka maçı sonrası idrar numunesi vermesi istenen Beşiktaş Cola Turkalı Mire Chatman, “Maçtan önce bir şeyler içtim, dopingli çıkabilirim” diyerek, teste girmek istemedi. Uzun süre direnen ABD’li basketbolcu, adeta zorla teste gönderildi.&lt;/em&gt;&lt;em&gt;--------------------&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih 16 Şubat 2010 - Mire Chatman dopingli çıktı! - BJK Yönetim Kurulu'nun konuyla ilgili açıklaması: "Beşiktaş Cola Turka-TOFAŞ müsabakası bitiminde yapılan doping kontrolü sonrasında yasaklı madde kullandığı tespit edilen Beşiktaş Cola Turka Erkek Basketbol Takımımızın oyuncusu Mire Chatman’ın durumu, yönetim kurulu toplantımızda görüşülmüştür. Kulübümüzün bilgisi dahilinde olmayan, yasaklı madde kullandığı tespit edilen Mire Chatman, yönetim kurulumuz tarafından süresiz kadro dışı bırakılmıştır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih 11 Mart 2010 - Mire Chatman 3 ay hak mahrumiyeti cezası aldı! - Basketbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamada, Beşiktaş Cola Turka'nın 21 Ocak tarihinde TOFAŞ Spor ile yaptığı maçın ardından gerçekleştirilen doping kontrolü sonrası yasaklı madde tespit edilen ABD'li oyuncu Mire Chatman'ı Disiplin Kurulu tarafından 3 ay hak mahrumiyeti ile cezalandırdığı bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih 22 Temmuz 2010 - Mire Chatman ile yeniden sözleşme imzalandı! - Geçen sezon yasaklı madde kullandığı için ligde 18 maç oynayabilen Amerikalı basketbolcu ile 2. yılı opsiyonlu 2 yıllık sözleşme yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih 30 Aralık 2010 - Mire Chatman kadro dışı bırakıldı! - BJK Yönetim Kurulu'nun konuyla ilgili açıklaması: "Kulübümüzün maddi tüm vecibelerini yerine getirmesine karşın, iki kez antrenmana çıkmayan ve takım içinde disiplinsiz hareketlerde bulunan Mire Chatman, süresiz olarak kadro dışı bırakılmıştır"&lt;br /&gt;Tarih 5 Ocak 2011 - Ergin Ataman Beşiktaş'ta, Mire Chatman Affedildi! - Ergin Ataman'ın konuyla ilgili açıklaması : “Mire Chatman ile uzun bir toplantı yaptım. Kendisi büyük bir yanlış anlaşılma olduğunu, gerek Burak Bıyıktay gerekse de yönetim ile hiçbir probleminin olmadığını belirtti. Ben de kendisini yeniden takımın lider oyuncusu olarak takıma dahil edeceğimizi ve bundan sonra her türlü problemi bırakıp, önce iyi basketbol oynamaya, sonra da Beşiktaş’ın layık olduğu yere çıkmaya çalışacağımızı konuştuk. Kendisiyle mutabık kaldık. Mire Chatman yarınki antrenmandan itibaren takıma yeniden dahil olacak. Bizim amacımız, oyuncuları kaybetmek değil; kazanıp onlardan en yüksek verimi alabilmek. Chatman da Beşiktaş’la özdeşleşmiş bir oyuncu. Bundan sonra da aynı mücadeleyi fazlasıyla vereceğini düşünüyorum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımı oyuncularından Diana Taurasi’nin yapılan doping testlerinin pozitif çıktığının Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından resmen açıklanması üzerine, kulübümüz sporcu ile olan sözleşmesini feshetmiştir.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Spor kamuoyuna duyurulur,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Fenerbahçe Spor Kulübü&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;--------------------------- &lt;br /&gt;Bu utancın üzerine yatmadı Fenerbahçe... &lt;br /&gt;Gerektiği gibi oyuncusunun sözleşmesini sona erdirdi (Geçmişte yıldız pivotu Kambalaya'ya da yaptığı gibi). Bir kez daha hatırlatalım, Taurasi yaşayan en büyük bayan basketbolcudur. &lt;br /&gt;Bu camiada doping yapana af yoktur ve&amp;nbsp;büyüklük sadece&amp;nbsp;transfer yapmakla olmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-2660272770124379321?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/2660272770124379321/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2011/01/seninle-benim-aramda-kocaman-bir-fark.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/2660272770124379321'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/2660272770124379321'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2011/01/seninle-benim-aramda-kocaman-bir-fark.html' title='Seninle Benim Aramda Kocaman Bir Fark Var!'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-5847593724480393042</id><published>2011-01-04T10:25:00.001+02:00</published><updated>2011-01-04T10:29:49.928+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbolun Kıssadan Hissesi'/><title type='text'>Sizi Yasa Korur!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TSLYRQGrxNI/AAAAAAAAANA/SB21FKNZ_8g/s1600/hooligans_416685.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" n4="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TSLYRQGrxNI/AAAAAAAAANA/SB21FKNZ_8g/s320/hooligans_416685.jpg" width="258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Futbol nasıl bir spordur sizce? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ve benim gibilerin yıllardır endüstriyel futbola ettiği küfürler size ne ifade ediyor? Tribünlerin bir klasik konser sahnesi, taraftarların da müşteri olarak görülmeye çalışılmasıyla neden bu kadar mücadele ediyoruz? Neden, her ortamda futboldan nefret ettiğini söylese de, milli maçlarda Kuruçeşme Arena’ya toplanıp piyasa yapan güruhtan haz etmiyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem taraftarlık adı altında boş işlerle uğraşıp, fanatiklik yapıyoruz, madem çok akıllı insanlar olmamıza rağmen hayatımızı heba ediyoruz, neden bizimle iletişim kurmak için futbolu kullanıyorsunuz? Taraf olmak bu kadar iğrençse neden bunları bizimle paylaşıyorsunuz, neden her yerde sizi görüyoruz, neden işinize gelince bizden bile daha çok sahip çıkıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında meselenin temelinde Beyaz Türk şımarıklığı yatıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani on yaşındaki oğluna ipad alıp, kapalı kapılar arkasında her türlü rezil siteye girmesine müsaade eden ama futbol maçından çıkışta mikrofonlara “Bu ne küfür yahu, çoluğumuzla çocuğumuzla maça gelmeye utandık” demeçleri veren şımarıklık. Hani o oğlunun maçta duyduklarının, okulda internette öğrendiklerinin yanında, romantik komedi kalacağını bilemeyen andavallık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim de onlara edecek lafımız var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözünüz aydın yasa çıkıyor… Artık küfür eden de, ayakta maç izleyip görüşünüz engelleyen de, bir koltuğa üç kişi oturup sizi sıkıştıran da, hatta internette menfi yorum yapan da ceza alacak. Ne mutlu size! Artık karınız ve çocuğunuzla rahatça tribüne gidebilecek, tiyatro tadında maç izleyebilecek, store lardan alışveriş yapabilecek, ertesi gün işyerindeki yuppie arkadaşlarınızla cahilce futbol yorumlayabileceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz anlamak istemiyorsunuz ama biz gene de hatırlatalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Futbol halkın sporudur, golf muamelesi yapılamaz. Dünyanın en refah ülkesine dahi gitseniz arka mahallerin duvarlarına, parklardaki oturma banklarına, metrodaki tabelalara kazınmıştır taraf olma olgusu. Çünkü oportünist olmayanların dünyasında; sporda da, siyasette de, aşkta da taraf olmak bir onur meselesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tribünde küfür edilir, orası muhallebi çocuklarına göre değildir. Her kahvehanesinde, her meyhanesinde hatta meclisinde bile Allahın günü küfür edilen bir ülkede sadece tribünlerde küfür varmış muamelesi yapmak cahilliktir. Bu alemde küfür; bir Can Yücel’in, bir de taraftarın ağzına yakışır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;• Bir toplumda şiddet varsa o futbolun suçu değildir. Gözaltında işkencede ölen demokratların, eylem yapıyor diye tekme yiyerek çocuğunu kaybeden annelerin, töre cinayetine kurban giden kızların, ramazanda oruç tutmuyor diye linç edilen gençlerin yaşadığı ülkede, U 17 maçında 3 tane çocuğun dövülmesinin sorumlusunu sadece tribün kültüründe aramak göz boyamadır ve adaletsizdir.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Türkiye neyse, tribünler odur.&amp;nbsp;Bu gerçeğin farkına varamazsanız, &amp;nbsp;ülkenin kaymağını yiyen lümpenlerin ekmeğine yağ sürersiniz. Hayatı İstanbul-Çeşme-Antalya üçgenin de geçen, doğu kökenli birisiyle aynı ortamda bile bulunmaktan imtina eden, ama yeri geldiği zaman kolpadan milliyetçilik bölünmezlik zırvaları kusan mantığa başka bir şekilde hizmet edersiniz. &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bu kültürü inkar etmek, bu ülkeyi inkar etmektir!&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bu insanların futbol tribünlerinde kendilerine bir konfor alanı yaratmaması için çok mücadele ettik ama başaramadık.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bu son yasayla kendi zaferlerini ilan edecekler.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Ama sizin o seyrettiğiniz futbol değil başka bir saçmalık olacak...Bizim gibiler, gene bir yerlerde sizden uzak, kendi bildikleri gibi sevecekler o armayı...&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bertaraf olmaktan bir an bile korkmayarak hem de...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-5847593724480393042?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/5847593724480393042/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2011/01/sizi-yasa-korur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5847593724480393042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5847593724480393042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2011/01/sizi-yasa-korur.html' title='Sizi Yasa Korur!'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TSLYRQGrxNI/AAAAAAAAANA/SB21FKNZ_8g/s72-c/hooligans_416685.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3698671359999294631</id><published>2010-12-28T10:33:00.002+02:00</published><updated>2010-12-28T11:33:15.744+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Al Benzinini HES'tir Git...</title><content type='html'>Alışveriş merkezleri, her ne kadar hiçbirimiz hakkında sitayişle bahsetmesek de, hayatımızın bir parçası oldu. Bu merkezlerin otoparkına girerken arabalara yapılan gayri medeni aramaların ne kadar sinir bozucu olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Peki ne arıyor o kraldan çok kralcı geçinen güvenlik görevlileri arabalarda? Sadece bagaja ve ayna ile arabanın altına bakmanın ne gibi bir güvenlik prosedürü ile alakası var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık çoğumuzun bildiği üzere, arabalarda bakılan şey takılı bir gaz sisteminin olup olmaması, yoksa&amp;nbsp; bir teroristin komidine saklayabileceği ve İstanbul’un yarısını havaya uçurmaya yetecek C-4 kimsenin umurunda değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değil ki bakmıyorlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlayan varsa söylesin, en son ne zaman gazlı bir arabanın patlayıp, umuma açık bir mekana maddi manevi zarar verdiğini duyduk? Oysaki ben, sıkça yanan benzin istasyonları ile ilgili haberleri okuduğumu hatırlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da böyle vakalar varsa bile, bu benzinli arabaların çıkardığı sorunlardan fazla mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soruyu başka şekilde soralım, yıllardır gazlı sisteme geçişlerin otomobillere ne kadar zarar verdiği söylenir durur, kaç tane gaz kullandığı için katastrofik olaylarla karşılaşmış sürücü ile tanıştınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Hyundai gibi birkaç markanın tamamen fabrika garantisiyle ürettiği gazlı modeller var. Ama bu araçları, gerek vergilendirme adaletsizliği gerekse toplumdaki “gazlı araç sahibi insan ucuzcudur, magandadır” önyargısı yüzünden piyasaya sürmekten imtina ediyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünsenize sizi alışveriş merkezlerine bile almıyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde Japon Üretici Firmaların yurtdışında gayet güzel sattıkları hibrid arabaların, sadece yüksek vergiler nedeniyle Türkiye’de piyasaya süremediği bilinen bir gerçek. Hatta ilgili bakanın, bu politikanın bilinçli yapıldığını, zira devletin benzinden çok fazla vergi aldığını ve bundan vazgeçemeyeceklerini açıkça söylediği dahi iddia ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu otomobildeki yakıt sistemleri konusuna tekrar dönmek üzere ara verelim ve diğer konumuza geçelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HES (Hidroelektrik Santral) mevzusu bir süredir gündemi meşgul etmekte. Muhtemelen bu konuda basında çıkan haberleri okuduğunuzda çok fazla sinirleniyorsunuz, zira katledilen doğa, ölen hayvanlar, değişen iklimler mevzu bahis ise, bundan etkilenmemek imkansız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, bu santrallerin inşasına mal tedarik eden bir sektörde çalışıyorum. Bu güne kadar&amp;nbsp;on kadar HES Projesine mal sattım, dört tane projenin de şantiyesini bizzat görme fırsatım oldu. Bugün hali hazırda&amp;nbsp;üç tane işleyen santralde emek ve tecrübem var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuya girmemin sebebi bugün yaşadıklarım. Sektördeki en büyük rakiplerimizden birinin Genel Merkezinin önünde yaklaşık on beş gündür şiddetli eylemler gerçekleşiyor. İki Firmanın arasında yaklaşık 100 metre olduğundan dolayı ben de bu eylemcileri her gün gözlemliyorum. Rakibimizin, lisansı kendisine ait olan ve Loç Vadisine kurmayı düşündüğü santrali ellerindeki dövizlerle protesto ediyorlar. Büyük çoğunluğu kadın olan bu güruh, genciyle yaşlısıyla yılmaz bir şekilde, rakibimizi cadde ortasında kalaylıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç defa bu aktivistlerle konuşma fırsatım oldu. Tabi ki tamamen yoldan geçen bir bankacıymış gibi davranarak. Konu hakkında fikri olmayan vatandaş misali bilgi almaya çalıştım. Bu iyi niyetinden şüphe duymadığım arkadaşlarla ilgili olarak gördüğüm şuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) HES’in ne demek olduğunu tam olarak bilmiyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Bir HES inşaatının nasıl yapıldığı hakkında en ufak fikirleri yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birilerinin yönlendirmesi ile doğru olduğuna inandıkları şeyi büyük bir fedakarlıkla uygulamaktalar. Aynen zamanında Bergama’daki halk gibi…Hani yıllar sonra yurtdışındaki altın baronlarının kışkırtması ve nemalamasıyla o eylemleri yaptıkları ortaya çıkan halk…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda çıkan bütün büyük savaşların temelinde de, Türkiye’nin boynunda duran kılıcın üzerinde de enerji problemi olduğu gün gibi açık iken, en az bedel ödenecek çözüm yöntemlerinin uygulanması kaçınılmazdır. Hiçbir kimyasal atığı olmayan, tamamen doğal yollarla elektrik üreten, sanayi olarak fakir bölgelerde istihdam yaratan, asla basında abartıldığı kadar yeşil katliamı yapmayan bu projeler Türkiye’nin geleceğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besmele çeker gibi doğaya karşı sorumluluklarını andığımız İskandinav Ülkeleri, baştan aşağıya HES projeleriyle doludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi ki derelerden toplama havuzlarına alınan miktar, kuyruk suyu aşamasına kadar hattaki debiyi azaltmakta. Bu da ödenmesi gereken bir bedeldir. Çünkü ülkenin bu problemi bedel ödenmeden çözülmez! Kaldı ki ciddi yatırımcılar özel uygulamalarla ekolojiye yaptıkları etkiyi minimuma indirmeye çalışmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakınız başka büyük bir yatırımcı, ki aktivistler tarafından ciddi şekilde protesto edilmektedir, Aksu Vadisine kurduğu santral için yaptığı çalışmaları nasıl özetliyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;• Yatırım sürecinde Hacettepe ve Erzurum Atatürk Üniversiteleri gibi akademik kurumlarla işbirliği yaptık, sivil toplum örgütlerinden görüş aldık.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;• Bölgedeki yaban hayatının çalışmalardan etkilenmemesi, yaban hayvanlarının dere havzasına daha rahat inebilmeleri için özel yollar yaptık. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;• İnşaat molozlarından ötürü öldüğü iddia edilen balık örnekleri, Tarım Bakanlığı’na bağlı veterinerler tarafından incelendi ve söz konusu havzada daha önce de görülen bakteriyolojik bir hastalık nedeniyle öldükleri tespit edildi ve raporlandı. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;• Çevre Bakanlığı’na verdiğimiz taahhüt doğrultusunda balıkların korunması ve göç edebilmesi için özel balık merdivenleri kurduk.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;• Aksu nehrindeki hayatın devam edebilmesi için gerekli olan ‘can suyu’ oranını Çevre Bakanlığı’na verdiğimiz taahhüt gereği aylara göre değişen oranda, % 10 – 30 arası suyu akarsu yatağına bırakacağız. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;• Proje kapsamında kayıtlı olan 246 adet ağacın kesimine karşılık, Orman Bakanlığı’na 86 bin ağacın dikilmesi için gerekli olan fonun ödemesini gerçekleştirdik.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;• Projenin başlangıcında köy yollarını ve ev duvarlarını güçlendirici ve düzenleyici uygulamalar yaptık. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;• Vadinin içinde yapılmakta olan enerji nakil hattı yüksek değil, orta gerilim hattıdır. Bu hatların şartnamelere uygunluğu ve sağlığa zararlı olmadığı yasal olarak teyit edildi. Hattın çok küçük bir bölümünde güzergah planını köy halkının mutabakatını alarak yerleşim bölgesinin en yakın 40-50 metre uzağında konumlandırdık. İddia edilen 154 kV’lik yüksek gerilim hattını vadinin dışında yerleşim bölgesinden çok uzaktan geçecek şekilde planladık. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük çoğunluğu Türk Müteşebbislerden oluşan yatırımcılara, Rahmetli Uğur Mumcu’ya atıfta bulunurcasına saldırmak acımasızcadır. Tabi ki burası Türkiye ve yapılan her iş suiistimal edilmeye müsait. Her projenin çevre bilinciyle takip edilmesi ve bir hataya karşı bütün kamuoyunun uyarılması bütün vatandaşların asli görevidir. Ama konuyu “HES’lere karşıyız !” sloganına indirgemek, Vatan Kurtaran Şaban ahmaklığının bir adım ötesi değildir. Bununla beraber konuyu rasyonel olarak düşünebilen bilim adamları da mevcut, son günlerde birkaç tanesini radyo programlarında dinleme fırsatım oldu. Kendileri; HES’lere karşı olmadıklarını, ama bazı projelerin verim ve doğaya tahribat açısından iptal edilmesi gerektiğini söyledi. Bu konuda haklılar, gerçekten sadece birilerine peşkeş çekilsin diye lisans verilmiş bazı projelerin ivedilikle iptali gereklidir. Bu konunun başka bir boyutudur. Eğer eylemciler meseleye bu açıdan yaklaşsalar emin olun ki bu memlekete daha fazla yararları dokunacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son benzin zamlarından sonra durmadan tanıdıklarımdan protesto mailleri alıyorum. Konular “Geçen sefer protesto edemedik bu sefer şöyle yapacağız” minvalinde. Yapamazsınız, yaptırmazlar, zira sizin bu eylemleriniz petrol baronu medya kuruluşlarında yarım ağızla yer bulur, arkanızda sizi organize edecek doğalgaz tekelcileri de olmaz. Üç gün sonra unutur hayatınıza devam edersiniz, sonra Türk Halkının koyunluğundan şikayet eder akabinde de AKP veya CHP’ye oy verirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede elektrik kaynaklarını çoğaltmaya ve faturaları düşürmeye yarayacak her hareketin önüne set çekerler ki hibrid arabalar bu vergi adaletsizliğine rağmen tercih edilir olmasın, “adama bak Ferrari’sine gaz taktırmış, rezil etti bizi dünyaya eki eki” haberleri yaparlar ki herkes tıpış tıpış benzinli araba alsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana benzin protestosu ile ilgili mail atan sevgili kardeşlerim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce o gazlı arabalar neden giremiyor alışveriş merkezlerine onu halledelim, bir bakmışsınız her şey değişmeye başlayacak. Çünkü size komik gelse de, şu an benzin zamlarıyla ilgili yapacağımız en etkili eylem bu olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TRmeetewavI/AAAAAAAAAM8/gF-njAUFcdc/s1600/HES%252520PROTESTO.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="203" n4="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TRmeetewavI/AAAAAAAAAM8/gF-njAUFcdc/s400/HES%252520PROTESTO.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Doğalgaz faturalarından şikayetçi sevgili emekçiler!&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Ülkenin kendi enerjisini nasıl üretebileceği üzerine kafa yoralım. Bu coğrafyayı; doğalgaz adaletsizliğine veya son çare olarak nükleer santrale muhtaç etmeyelim.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Ya da siz bana bu mailleri atmayın...Ezber bozmayan esintilere karnım tok çünkü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3698671359999294631?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3698671359999294631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/12/al-benzinini-hestir-git.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3698671359999294631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3698671359999294631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/12/al-benzinini-hestir-git.html' title='Al Benzinini HES&apos;tir Git...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TRmeetewavI/AAAAAAAAAM8/gF-njAUFcdc/s72-c/HES%252520PROTESTO.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-836924168721144318</id><published>2010-12-20T11:51:00.001+02:00</published><updated>2010-12-20T11:53:57.739+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='What have we found? same old fears...'/><title type='text'>Biz Hayatta En Çok Babamızı Sevdik...</title><content type='html'>İki yakın dostun yaşadıklarının benzerlikler gösterdiği sıkça karşılaşılan bir durum. Şüphesiz kendimize yakın karakterdeki insanı kardeş belliyoruz. Hayata bakış açısı bu kadar benzeşince, yaşanılan sıkıntılar da çok farklılık göstermiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadim dostumla son günlerde yaşadıklarımız, yukarıda anlattığım benzerliğin biraz ötesine geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkimizin de babasının aynı anda hastaneye kaldırılması gibi acı bir tesadüf yaşadık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yirmi yıl öncesinde, acaba babalarımızdan nasıl izin alırız da hafta sonu okul gezisine gidebiliriz diye kafa patlatan veletler, bugün İstanbul’un iki ayrı ucundaki hastanelerde babalarının başında bekliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşıtlarımın birçoğu, kedinin kıçını görüp yara sanması misali, etrafındaki yeni yetmeleri eleştirip,&amp;nbsp;artık yaşlandıklarını söyleyip duruyorlar. Zamanında bu muhabbetler ile çok dalga geçtim blogda, hala da bu tarz&amp;nbsp;mevzular yapan insanların şımarık olduğunu düşünürüm. Fakat ben ve can kardeşim için, artık biraz daha manevi sorumluluk alma zamanı geldi sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerini anlamak ve ne kadar önemsiz olduğunu fark etmek…Şu aralar algımız, bu iki yafta arasında seçim yapmakla meşgul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çemberin içinde kalanlarla devam edecek hayat…Sebebini açıklama ihtiyacı hissetmeden...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-836924168721144318?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/836924168721144318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/12/biz-hayatta-en-cok-babamz-sevdik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/836924168721144318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/836924168721144318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/12/biz-hayatta-en-cok-babamz-sevdik.html' title='Biz Hayatta En Çok Babamızı Sevdik...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-5896110794663900098</id><published>2010-12-13T11:29:00.001+02:00</published><updated>2010-12-13T15:07:41.954+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yürü Bee'/><title type='text'>Blog Var Dediler, Geldik....</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TQXmcwlataI/AAAAAAAAAM0/9hVnT-7CSdM/s1600/3289.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="191" n4="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TQXmcwlataI/AAAAAAAAAM0/9hVnT-7CSdM/s320/3289.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;• Uzun zamandır Fenerbahçe hakkında yazmıyorum. Söyleyecek çok şeyim var, ama kaleme dökmek işime gelmiyor. 2006 da Denizli’de de tribündeydim, geçen seneki malum Trabzon Maçında da. İki olay da benden çok şey aldı götürdü. Dünkü maça baktığımda skora üzülmeyi hakkıyla beceremediğimi fark ettim. Bu başkana, bu taraftara ziyadesiyle yakışır çünkü. Bugün 3 büyüklerin hali, 80 sonrası Türkiye’sini tarif etmektedir. Devletle iş yaparak zenginleşen kalitesiz para babalarının, iktidarlarını devam ettirmeleri için her yolu mubah sayma zihniyetinin bir devamıdır yaşadıklarımız. Yolda görsen selam vermeyeceğin magandaları, sırf parası var diye, canımız kadar sevdiğimiz takımlarımızın başına geçirip adam bildik. Müstahaktır bize. Hatta daha da ileriye gidiyorum ve sevgilisi tarafından terk edilen çapsız kızların, Facebook profillerine eklediği Sıla Şarkısının sözleriyle bitiriyorum: “3 kuruşluk adamları musallat ettik ömrümüze, ondandır böyle dibe vuruşumuz” Yerse! :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Geçen hafta Av Mevsimine gittim. Filmi teknik olarak eleştirecek bilgim yok, ama anladığımızı yazmaktan da imtina etmem. Kötü ve sıradan bir senaryo, Cem Yılmaz dışında fecaat bir oyunculuk, çizgi film karakterler (Yahu çatışma esnasında çalan telefonu açıp, kız arkla konuşmak nedir!), filmin hikâyesinin çok rahat tahmin edilebiliyor olması, Battal’ın trajikomik Adana Aksanı, Şener Şen’in skandal oyunculuğu…Yazarsın da yazarsın…Şener Şen filmden önce uzun yıllardır böyle bir senaryoyu bekliyordum deyince biz de gaza gelip gittik. Bu mudur yani! Kendini yenileyememenin zavallılığı… Bunlar hala Türkiye Gençliğini, kendileri gibi, 90 öncesinde kalmış zannediyorlar sanırım. Yeni nesil CSI, Cold Case izleyerek büyüyor efendiler. Yer mi sizin bu hayal kahramanı karakterlerinizi. Bari herkesin yere göre sığdıramadı Türk Dizileri gibi yapsaydınız. Çalsaydınız yani…En azından tutarlı konusu olan bir polisiye izlerdik.…Şener Şen bana 2,5 saat borçlusun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Türkiye’de herkes konuşmaya başladı. PKK’lısı da, şeriatçısı da, liberali de, Kemalist’i de, Atatürk Düşmanı da medyada gayet güzel yer bulabiliyor. Bir tek grup için bir şey değişmemiş durumda: Devrimciler. Hala; konuşamıyorlar, dertlerini anlatamıyorlar hatta medya suratlarına bile bakmıyor. İki tarafın da işine geliyor bu. Çünkü konuşacakları zaman Kemalizim adı altında uygulanan faşizmden ya da AKP’nin nasıl memleketi USA’ya peşkeş çektiğinden bahsedeceklerini biliyorlar. Çünkü devrimciler egemen güçlerin nefret ettiği bir şeye inanıyor, tam bağımsızlık. İşlerine gelen, onların sesini kısıp, halkın gözündeki bölücü ve anarşist olduklarına dair önyargıların devamını sağlamak. Deniz Gezmiş’in mahkeme savunmasında yaptığı efsane konuşmayı her gün bu milletin gözüne sokmayan medya eksiktir, satılmıştır. İşte bu ahval ve şerait içinde yapılabilecek tek eylem de yumurta atmaktır. O yüzden yumurta güzeldir, candır. Bir şeyler değişene kadar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bir sabah uyansam ve 2 tip insan hayatımdan silinse. –de ve –ki eklerini yazmayı bilmeyenler ve yalnızlık, aşk, güçlü olmak kısır döngüsünde, sanat eseri yarattığını zanneden çapsız internet şairleri. Herkes şiir yazmasın, hele aşk şiiri hiç yazmasın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Onu bunu bırakın da, An Mevsimi’ndeki kötü karakterin aracındaki FB plakası neden seyircinin gözüne sokuldu. Tamam, camiada zengin avam popülâsyonu fazladır kabul ettik. Fakat bu yapılan abesle iştigaldir. Ayrıca öyle yüksek yapan üniversite mezunu tıfıl çocuğu cinayet masasına vermezler Yavuz Turgul Efendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bu çocuk, ay sonunda Fazıl Say prömiyerine gider. Dünyanın durduğu ve salondaki o kalabalığın içinde kendinle baş başa kalabildiğin bir ziyafet. BİFO konserleri beyindeki cerahati temizlemek için birebir. E bu kadar da şirket reklamı yapalım artık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kenan Evren yargılanacaktı, ne oldu o iş?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• start wearing purple wearing purple&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; start wearing purple for me now&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; all your sanity and wits they will all vanish&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; i promise, it's just a matter of time...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-5896110794663900098?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/5896110794663900098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/12/blog-var-dediler-geldik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5896110794663900098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5896110794663900098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/12/blog-var-dediler-geldik.html' title='Blog Var Dediler, Geldik....'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TQXmcwlataI/AAAAAAAAAM0/9hVnT-7CSdM/s72-c/3289.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-1590914371787976384</id><published>2010-12-10T15:48:00.000+02:00</published><updated>2010-12-10T15:48:48.168+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Suat'/><title type='text'>Suat (V)</title><content type='html'>Sabahın ilk saatlerinde bir mezarlıkta sabahlamak…Bir de hava -5 dereceyse! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıdan bakıldığında delilik gibi dursa da, ateş başında ısınmaya çalışan, yaş ortalaması on yediyi geçmeyen topluluk, halinden memnun gibiydi. İstanbul’un çeşitli semtlerinden gelmiş bu gözü kara gençler, yıllardır bir efsane gibi anlatılan eski hikâyelere benzer bir deneyimin parçası olmak için sabırsızlanıyordu. Bazıları; vücutlarına soğuğa karşı korunmak için sardıkları muşambalarla, kaşkollarını başlarına yastık olacak şekilde katlamışlar ve çalı çırpıdan yaptıkları yataklarında, tipi eşliğinde yıldızsız gökyüzünü seyrediyordu. İçtikleri otla çoğunun zihni yarı bulanıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı saatlerde İstanbul polis telsizlerinden akşamki maçın iptal olduğu haberi geçmişti. O gün maça gitmeye niyetlenmiş kişiler, sabahın erken saatlerinde medyanın duyurduğu bu haberle planlarını iptal etmişlerdi. Görüş alanının sınırlı olduğu bu çetin günde, böyle bir organizasyonun yapılabilmesi mümkün olmayacaktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bu iyi oldu. Polis dağılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turgut; haberi el radyosundan almıştı ve bu tehirden doğan memnuniyetini mezarlıktaki grupla paylaştı. Hemen karşı tarafla telefon görüşmeleri yapıldı ve mevcut planda bir değişiklik olmayacağı hususunda mutabık kalındı. Fiko, Noel baba edasıyla taşıdığı büyük çuvalın içinden çıkardığı emanetleri gruba dağıtıyordu. Herkes istihkakına düşeni vücudunun bir yerlerine zulalıyor, Fiko’nun motive edici konuşmalarıyla yarı bulanık zihinlerini şartlandırıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hareketlenmeyi uzakta bir mezar taşının üzerinde oturarak izleyen Suat, soğuktan takırdayan çenesine hakim olmakta zorlanıyordu. Erman bütün gece yanında durmuş, bir an olsun onu yalnız bırakmamıştı. Artık neden orada olduğunu sorgulamaktan vazgeçmişti, ama son seferki gibi günlerini hastanede geçirmeye de niyetli değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Erman..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Efendim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bu akşam gelmemin tek sebebi sizi görmekti, başka bir şey değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Biliyorum, sen olmasaydın ben de burada olmazdım zaten. O günler güzeldi ama sadece eski zamanlarda yaşandığı için…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmalarını Fiko böldü, çuvalda kalanları göstererek “Ağalar ne fısıldaşıyorsunuz, yüklü müsünüz? Boş gitmeyin!”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat cevap bile vermeyerek kafasını çevirdi. Erman gerek olmadığını söyledi. Turgut çılgınca ortalığı turluyor, herkesle ayrı ayrı konuşuyordu. Sayıları 40-50 kişi kadar olan grup, ağabeylerinin her söylediğini yapacak kıvama gelmişti. Bu grubu en az bu kadar daha kişinin katılması muhtemeldi. Turgut, yoldaki bütün grupçukları ayrı ayrı arayıp talimatlar yağdırıyor, polisin ilgisini çekmemeleri için toplu olarak dolaşmamalarını emrediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feriköy Mezarlığı yıllar sonra ilk defa böyle bir hareketlenme yaşıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turgut, yola çıkarken Suat’ın yanında durmasını istedi. En önde kol kola girip, Okmeydanı’nın arka sokaklarında buluşma yerine doğru hareketlendiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık sessiz olma vaktiydi. Turgut bağıra çağıra tezahürat yapan gençleri susturdu. Korkanların, içinde en ufak şüphe olanların, kaçacakların şimdiden ayrılmasını söyledi. Bitişik nizam yürüdüğü Suat’a, onun da bir zamanlar bu çocuklar gibi olduğunu söyledi gülümseyerek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat, sağlam durmasının gerektiğini bilerek Erman ve Turgut’un kollarına daha sıkı sarıldı. Arkadaki kalabalığın, mevzu anında, en ön sıradaki lider grubuna göre hareket edeceğini bilecek kadar çok bulunmuştu bu âlemde. Yıllarca sabahçı tayfasının komutanlığını yapmış olmanın deneyimiyle bulundukları konumdan rahatsızlık duydu. Ara sokaklarla beslenen bir yokuşun başındayken, Turgut’u uyarması gerektiğini düşündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bence burada duralım, arkadan yolu uzatıp öyle gidelim. Bu yol tehlikeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turgut gençlerin yanında kararlarının sorgulanmasından hiç hoşlanmazdı. Suat’a bu karlı havada yokuşa tezgah açılmayacağını, yokuşu çıkmazlarsa buluşmaya geç kalacaklarını söyledi. Suat, eskiden olsa bu hatanın yapılmaması için sonuna kadar mücadele ederdi ama artık umurunda değildi. Turgut’a danışmadan, herkesin gözünü dört açmasını bağırarak salık verdi. Turgut bu durumdan hiç hoşlanmadı, bu talimatları vermesi gereken kendisiydi ama bir şey söylemedi ve grubu buz tutmuş yokuşa doğru yönlendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaki grup paltoların içindeki zincirlere, sallamalara ve bıçaklara doğru elini atmış hazır kıta onları takip ediyordu. Suat 20 kilo fazlasıyla artık bu işlerin adamı olamayacağını yokuşu çıkarken bir kez daha anladı. Soluk soluğa tırmanırken büründükleri sessizlik sağ taraftan duydukları bir bağırışla kesildi. Suat’ın korktuğu başına gelmiş, ara sokaktan yokuş aşağı üzerlerine koşan rakip takım çocuklarının tuzağına yakalanmışlardı. Yedikleri bu baskından yara almadan kurtulmaları imkansızdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiko gırtlağını patlatırcasına dağılmamalarını ve sağlam durmalarını söylese de, bloktan kopan ufak bir grup yokuş aşağıya kaçmaya başladı. Suat üzerlerine gelen grubu karşılamaya çalışan kalabalığın yarattığı momentumla kendini yerde buldu. Eğer eski zamanlardaki rajon değişmediyse, yerdeki kişiye vurulmaması gerekirdi. Yattığı yerden çatışmayı izledi, kalkmaya niyeti yoktu. Buzların üzerine uzanmak, şu an için bulunduğu ortam için en konforlu hareketti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yattığı yerden gencecik çocukların birbirini yaralamasını izliyordu. Kötü durumdaki birkaç çocuğa kalkıp el vermeyi düşündü ama ayağa kalkmayı bile başaracağından emin değildi. Sessizce bu hengâmenin bitmesini beklemekten başka çaresi yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam bunlar olurken Erman’ın birkaç kişi tarafından kötü sıkıştırıldığını gördü. Çocuklar onu ortalarına almış, durmadan vuruyorlardı. Boniek eski günlerdeki gibi yıkılmıyor, aman dilemiyordu. Suat, yıllardır unuttuğu bir hisle dolup taştı. Midesinden gelen bir öfkeyle bağırmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olduğu yerden kıvrakça doğruldu ve görebildiği ilk kalın zincir parçasını eline aldı. Gözlerini kapatmış ve tek bir hedefe odaklanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş kişilik kalabalığın içine girip önüne gelene vurmaya başladı. Erman koluna girip “hadi gidelim buradan Suat” diyene kadar her şey bulanıktı onun için. Erman’la uzaklaşırken Turgut’la göz göze geldi. Birbirlerine bir şey söylemek gereği duymadılar. Durumun ikisi içinde anlaşılır olduğu açıktı. Hızlıca koşarken son duydukları Fiko’nun bağırışlarıydı. Onları kovalamaya çalışan birkaç kişiyi de etkisiz hale getirdiler. Erman, minnet duygusuyla Suat’ın elini sıktı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Suat, gene eski günlerdeki gibi beni bırakmadın kardeşim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Her tarafın kanıyor Erman. Okmeydanı Hastanesine gitmeyelim, polise ebeleniriz. Benim tanıdığım bir klinik var, hadi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aysel, Uludağ’da kiraladıkları evin şöminesinin başında, İstanbul’daki kar çilesini televizyondan izliyordu. Bir gözü saatte eşinin gelmesini bekliyor ve durmadan babasını soran Petek’i telkin ediyordu. Suat’ı en son 2 saat önce aramış ama kocası telefonunu açmamıştı. İyice paniklese de, üzüntü ve şaşkınlığını belli etmemeye çalışıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizlik, karları aşa aşa gelen bir arazi aracının, bembeyaz karları çiğneyen tekerlek sesiyle bozuldu. İki kısa korna sesi! Bu Suat’ın tarzıydı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aysel sevinç içinde kapıya doğru fırladı. Gülen gözlerle kendisine bakan kocasına sanki aylardır ayrılarmış gibi sarıldı. Suat, Petek’i de kucağına almak için harekete geçtiğinde Aysel’in gözüne arabadaki bir karartı takıldı. Başı sargı içerisindeki bu adamın kim olduğunu sorarcasına Suat’a döndü&lt;br /&gt;-Aysel tanıştırayım….Erman. Kendisi çok iyi ve eski bir dostumdur. Bu sabah buzlanma sebebiyle bir trafik kazası geçirdi. Ben de aldım buraya getirdim. Biraz burada kalıp kafasını dağıtsın diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aysel, Erman’ın gözünün içine baktı ve gülümseyerek elini sıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hoş geldiniz, ilk defa Suat’ın eski dostlarından biriyle tanışıyorum. Yemek hazırladım. Umarım bir şey yememişsinizdir ve kayak yapmayı biliyorsunuzdur. Yedek takımlarımız var….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-1590914371787976384?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/1590914371787976384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/12/suat-v.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1590914371787976384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1590914371787976384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/12/suat-v.html' title='Suat (V)'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7723665537230979239</id><published>2010-11-22T13:05:00.001+02:00</published><updated>2010-11-22T14:11:11.540+02:00</updated><title type='text'>Üstümüz Başımız Ter Olmaya Geldik...</title><content type='html'>* Dün Akatlar'daki Bjk-Fenerbahçe maçındaydım.&amp;nbsp;Bu Beşiktaş taraftarının arasında ilk FB maçı izlemem değil. Basket maçlarına deplasman seyircisi kabul edilmediği için daha önce de yaptık bu hafiyeliği. Kapasite fazlası biletin satıldığı, havalandırması olmayan bir salonda Elli TL karşılığında ayakta maç izledik.En nihayetinde yendik mi, yendik....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Deplasman seyircisi arasında maç izlemek herkesin alkollü olduğu bir masada ayık kalmaya benzer. İnsanların ne&amp;nbsp;denli saçmaladığını ve tepkilerinin ne kadar anlamsızlaştığını çok güzel gözlemlersiniz. Taraftarlığın özü de biraz tribünde kendini kaybetmektir zaten. Yalnız bu gözlemin; sıcaklığın insanın dayanacağı&amp;nbsp;seviyenin üstende&amp;nbsp;bir&amp;nbsp;havada ve ter kokulu rakip taraftarlarının arasında&amp;nbsp;yapılmamasını tercih ederdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Iverson'ı dünya gözüyle&amp;nbsp;doya doya seyrederiz&amp;nbsp;diye heveslendik (Büyük transferdir), ama adam 10 dakika sahada kalıp&amp;nbsp;&amp;nbsp;2 sayı attı. Bir ara, topu potoya yetiştirebilse bari diye ümitlendik ama nafile. Adam bitmiş yahu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&amp;nbsp;Beşiktaş seyircisinin acil olarak basketbolu öğrenmesi lazım. Doğru yerlerde tepki vermeyi bilmedikleri gibi maç ile alakasız tezahuratlar yapıyorlar. Öne geçtikleri an seyirci baskısı ile maçı koparabilirlerdi. Gel gör ki bizim Kinsey ile uğraşmayı tercih ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Maç öncesinde dağıtılan Iverson maskelerinin anlamını çözemedik. Fedarasyon Iverson'a bizim bilmediğimiz&amp;nbsp;&amp;nbsp;bir yanlış yaptı da, "Hepimiz Iverson'ız" mesajı mı verilmeye çalışıldı. Yoksa adamın tipini beğendikleri için mi kartondan&amp;nbsp;maskesini yaptılar algılayamadık. Nihayetinde bildiğin USA zencisi işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&amp;nbsp;Aşağıdaki fotoğrafı salonda çektim. Maça beraber&amp;nbsp;gittiğim takımdaşım Baran uyarmasaydı benim dikkatimi çekmezdi. Bildiğimiz kadarıyla her profesyonel spor müsabakasından önce misafir takımın bayrağının salona asılması kanunen&amp;nbsp;zorunludur. Fotoğrafta da&amp;nbsp;görüldüğü üzere, olması gereken yerde ve salonun diğer kısımlarında bayrağımız yoktu. Bugün resmi verilere göre en fazla lisanslı bayrak satan takımın Fenerbahçe olduğu düşünülürse o bayrağı bir yerlerden temin edip&amp;nbsp;oraya asmak zor olmazdı herhalde. &lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TOpMsOxQLKI/AAAAAAAAAMw/qcbQgIt4gaw/s1600/IMG00089-20101121-1617.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" ox="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TOpMsOxQLKI/AAAAAAAAAMw/qcbQgIt4gaw/s320/IMG00089-20101121-1617.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yok sen&amp;nbsp;kompleksler içinde yanıp tutuşup&amp;nbsp;Sarı Lacivert&amp;nbsp;çubukluyu&amp;nbsp;asmazsan, o Fenerbahçe gelir&amp;nbsp;"potana" asar o bayrağı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bu sen potada şampiyon belli. Diğer takımlar 2. lik için Play-off oynayabilirler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7723665537230979239?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7723665537230979239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/11/ustumuz-basmz-ter-olmaya-geldik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7723665537230979239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7723665537230979239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/11/ustumuz-basmz-ter-olmaya-geldik.html' title='Üstümüz Başımız Ter Olmaya Geldik...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TOpMsOxQLKI/AAAAAAAAAMw/qcbQgIt4gaw/s72-c/IMG00089-20101121-1617.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6060141347908772557</id><published>2010-11-16T00:49:00.000+02:00</published><updated>2010-11-16T00:49:34.156+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Kardeş Tavsiyesi</title><content type='html'>Bilim İtaatsiz Olana İhtiyaç Duyar-&lt;em&gt;Theodor Wiesengrund Adorno&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ünlü vecizeyi, tam doğru olarak söyleyemese de, ablam hatırlattı bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumun bilince döşemeye çalıştığı beton duvarların arkasından eleştirenlerin ve bu duvarın ötesine bakmaya çalışanları ahlaksız olarak nitelendirenlerin dönüp dolaşıp okuması gereken bir manifesto bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtaatsiz olun..herkese inat...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramınız kutlu olsun&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-6060141347908772557?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/6060141347908772557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/11/kardes-tavsiyesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6060141347908772557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6060141347908772557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/11/kardes-tavsiyesi.html' title='Kardeş Tavsiyesi'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-556729450666134832</id><published>2010-11-12T00:25:00.002+02:00</published><updated>2010-11-12T00:40:39.614+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Suat'/><title type='text'>Suat (IV)</title><content type='html'>Suat, fırındaki açmaları gözüne kestirmişti. Uzun yıllardır yiyemediği kadar yağlıydılar. Kasiyere üç tane istediğini söyledi. Kola ve sucuk da alıp evde kendine güzel bir kahvaltı hazırlayacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden ne kadar sağlıksız beslendiğini düşündü ve nasıl o kadar zayıf kalabildiğini…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır girmediği mutfakta sucukları pişirirken öğrencilik yıllarındaki bekâr evlerini hatırladı. Salondaki masanın üzerine gazete serdi ve bütün kahvaltı boyunca üzerine sucuğun yağları damlamış altı aylık gazeteyi okudu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saate baktı, gün ortası gelmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailesi onu şirkette toplantıda biliyordu fakat yoğun şekilde yağmaya başlayan kar olası bir iptal bahanesinin altını dolduracaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul beyaza boyanıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat, biraz da pencere kenarında kahve keyfi yapmaya karar verdi ki telefonu çaldı. Arayanın Aysel olduğunu düşündü. Telefonu eline aldığı anda tanımadığı bir numara tarafından arandığını gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Alo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Suat!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Buyurun benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Suti selam..Turgut Ağabeyin ben, nasılsın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turgut…bir insanın ses tonu yıllar geçse de bu kadar etkileyici olabilir miydi? Bir kahvehane köşesinde başı kalabalıkken tanımıştı onu. Erman’ın ballandıra ballandıra anlattığı kişiyle ilk defa konuşurken, heyecanı yüzünden okunuyordu. Suat’a onu tanımak için birkaç soru sormuştu. Bu heyecanlı çocuğun ilgisini çektiği açıktı. Bir ara hararetli şekilde bir şeyler anlatırken eliyle masadaki çayı devirmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günden beri adı Suti’ydi işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni arkadaşlarını ve liderini çok sevmiş, kendini ilk defa bir yere ait hissetmişti. Turgut’la tartışana, daha doğrusu kendi hayatına dair iktidar mücadelesini Koca Rıza kazanana kadar, hep onun etkisinde kaldı. Bir hastane odasında yalnız geçirdiği&amp;nbsp;ve eğitimini tamamlayıp bir aile kurmaya karar verdiği o geceden sonra yaşadığı her saniye Turgut’a karşı mahcubiyet hissetmişti. Yıllar sonra ilk defa sesini duyduğunda hüzünle karışık bir mutluluk duydu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nihayet mütevazi ortamımızı onurlandırmaya karar vermişsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turgut şu an ellili yaşlarda olmalıydı. Kinayeli tarzı hiç değişmemişti. Bir süre sohbet ettiler. Telefonda konuşurken, elindeki kahve bardağına bakıp gülümsedi ve bunu Turgut Ağabeyi ile paylaştı.&amp;nbsp;Bu kadar anlayışlı olacağını bilseydi, onu çok daha önce arardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turgut&amp;nbsp;muhabbeti toparlamak adına direk konuya girdi, eskiden beri havadan sudan konuşmayı sevmezdi. Tıpkı Suat gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bu&amp;nbsp;gece bendeyiz Suti. Eski günlerdeki gibi toplanıp sabahlayacağız. Evimi biliyorsun, hala aynı yerdeyim. Akşama bekliyorum. Erken saatlerde de topluca yola çıkacağız zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat nasıl olacağını hiç düşünmeden, geç saatlerde katılabileceğini belirterek, kabul etmişti. Kendisini telefonla arayan Turgut’u bunca yıldan sonra ret edemezdi. Hep beraber evde gecelemek çok büyük bir problem değildi. Fakat sabah erkenden topluca yola çıkmanın ne anlama geldiğini tahmin ediyordu. İçine bir sıkıntı düştü. Artık geri dönemezdi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aysel merhaba canım iyi misin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Suat…iyiyim sen nasılsın ? Oturuyoruz babamlarla. Nasıl geçti günün?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Toplantım şimdi bitti ve çok yorgunum. Dışarıda yoğun tipi var. Evden çıkılacak gibi değil. Ben de birazdan yatarım herhalde. Babamlara çok selam söyle. Petek nasıl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat karısına ilk defa yalan söylemenin sıkıntısını hissetmeye başladı. Bu duyguyu Petek’le konuşması bile bastıramamıştı. Herkesle teker teker konuşup telefonu kapattı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da bütün yollar kardan kapanma noktasına geldiği anons ediliyordu. Suat, yolun önemli bir kısmını yürüyerek ve bir taksiye onu en yakın yere bırakması için&amp;nbsp;yalvararak, İcadiye’ye ulaşmıştı. Bütün&amp;nbsp; yolculuk süresince, bunca yıldan sonra Fikret’in evini hatırlayıp hatırlayamayacağını düşündü. Ama mahalleye geldiğinde sanki dün oradaymış gibi apartmanı buluverdi. Kapının hemen açılmayacağını bilerek zile bastı. Yaklaşık yirmi saniye sonra genç yaşlarda bir çocuk eskimiş ahşap kapının arkasında baygın bakışlarla ona bakıyordu. Suat tam kendini tanıtacakken arkada Fiko belirdi. Çocuğun kafasına bir fiske vurdu ve Suat’ı içeri davet etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat başka biri olsaydı eve konuşlanmış yirmiden fazla kişi ona ilginç gelebilirdi, ama o şaşırmadı. Evin duvarlarına sinmiş ot kokusu bile çok aşinaydı. Salona doğru geçerken bütün gözlerin üzerinde olduğunu hissetti. Masada Turgut ve Erman oturuyordu. Geri kalanlardan sadece birkaçına göz aşinalığı vardı. Turgut oldukça yaşlanmış ve kilo almıştı. Suat’ı görünce gülümseyerek yerinden doğruldu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Suti, eskilerden bu kadar kaldık işte! Çocuklar toplanın! Suti geldi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turgut hararetli bir şekilde yeni nesile Suti’yi anlatmaya başlamıştı. Suat bazı anlatılanları mahcubiyetle dinliyor bazılarını da yeterli görmeyip düzeltme ihtiyacı hissediyordu. Boş ve uyuşmuş bakışlarla Suti’ye bakan çocukların birkaç tanesinde kendisini gördü. Zamanında yönettiği genç çocukları sordu ama hiçbirisi artık yoktu. Onlar gitmiş yerine&amp;nbsp;yeni fedailer&amp;nbsp;gelmişti. Kafadaki birkaç kişi dışında, sirkülasyon mütemadiyen devam etmişti. Bir&amp;nbsp; süre sonra eskileri sormaktan yoruldu. Artık şimdiyi konuşmaya başlamışlardı. Eski günlerin kalmadığını, yeni nesilin kendileri kadar cesur olmadığını, polisin daha güçlü olduğunu, iletişim çağında gizli kapaklı işler yapmanın zorluğundan bahsedildi. Geçmiş özlem ile anılıyor, muhabbet gittikçe koyulaşıyordu.&amp;nbsp;Fiko birden birden ayağı kalktı ve evdeki herkesin duyacağı şekilde bağırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yarın büyük gün. Hazırlıkları yapıldı. Karşı tarafla da konuştum. Okmeydanı için randevulaştık. Kimse ağzını açmasın. Polisin kulağına giderse yine mantara bağlarız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat bu durumu Turgut onu aradığından beri biliyordu. Şans eseri yıllar sonra böyle bir haftaya mı denk gelmişti, yoksa Turgut Suti’ninde gelmesinden havaya girip böyle bir işe mi girişmişti kestiremedi. Artık bu ortamlardan çok uzaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;O an ailesinin yanında olmayı istedi, ama çok geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabaha doğru Fiko,&amp;nbsp;Suat’ın geleceğini&amp;nbsp;beklediği konuyu kinayeli bir tavırla açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Suti! Yaraların ne alemde? Seni en son hastanede gördüğümde her tarafın sargılıydı. Umarım artık iyisindir, sana bir zarar gelmesi bizi üzer. Sen bizi artık arkadaş bilmesen de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat bu konu üzerinde fazla durmak istemiyordu ama Fiko’nun sataşmasını karşılıksız bırakmadı. Aysel’in yıllardır araba kazası sebebiyle oluştuğunu sandığı yaralarını bu masada meze yapmayacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Keşke sen de o gün öyle yaralar alabilecek kadar cesur olsaydın da, hala arkamı dönebileceğim bir arkadaşım var bilseydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikret sinirli şekilde ayağı kalktı. Tam Suat’a doğruldu ki Erman araya girdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortamın daha fazla gerilmesine Turgut müsaade etmedi. Erman’a,&amp;nbsp;hazırlanmalarını ve semtlerdeki çocuklara toplanmaları için haber vermesi söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra Suat’a döndü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Haydi Suti çıkalım artık. Bugün benim yanımda en önde yürüyeceksin…eski günlerdeki gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat yıllar önce hastahane odasında, kendisini ziyarete gelen,&amp;nbsp;Turgut'a haykırdığı&amp;nbsp;cümleyi tekrarlayıp o evden çıkmak istedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ben artık yokum ağabey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapamadı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber bültenleri tipi nedeniyle&amp;nbsp;dışarı çıkılmamasını öneriyordu…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Son bölüm ile devam edecek...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-556729450666134832?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/556729450666134832/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/11/suat-iv.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/556729450666134832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/556729450666134832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/11/suat-iv.html' title='Suat (IV)'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-69290641117673345</id><published>2010-10-26T16:19:00.000+03:00</published><updated>2010-10-26T16:19:07.434+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yürü Bee'/><title type='text'>Facebook Taleplerim</title><content type='html'>• Kimse nasıl İstanbul trafiğinde sıkışıp kaldığını ileti olarak yazmasın! Mal bu, ayran olur cacık olmaz. Yeni mi fark ettiniz İstanbul’da trafik olduğunu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yılmaz Özdil yazılarını post eylemek yasaklansın! Hayatta tek ekmeği AKP olup, hiçbir fikir üretmeden laf cambazlığıyla pirim yapmaya çalışan basiretsizler midir bizim medya kahramanlarımız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kızlar terk edildikten sonra Can Yücel’den alıntılar yapmasın! Bıktık artık “Bağlanmayacaksın körü körüne” şiirini okumaktan. Bir zamanlar Şebnem Ferah’ın “Sil Baştan” şarkısı tüketildi bitti de, sıra ustaya mı geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• “Kız kıza çıktık bu gece” kolpası bitsin! Çok mu matah bir şeydir Çamlıca Kız Lisesi Pilav Günü tadında takılmak. Erkeklere “Çok güçlüyüm size ihtiyacım yok” mesajını vermenin daha naif yolları olmalı. Ayarlayın bunları…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İçinde insan fotoğrafı olmayan kedi albümleri engellensin! Kediniz sevimli değil ve çok anlamlı bakmıyor. Bizden söylemesi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Evlilik,nikah gibi kutsal hadiseler event olarak açılmasın! Boşanırsanız duruşmanızı da “event” leştirmeye maçanız sıkıyor mu peki? “Event occurs at” miş…tövbe…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kimse kimseyi Tekas Hold’em poker e davet etmesin. Siz kredi kazanacaksınız diye neden çekmeye çalışıyorsunuz bizi oraya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gecenin bir körü uyuyamama eylemine dair isyankar iletilere bir çeki düzen verilsin! Uyuyamıyorsan banane. Çok müşkil durumdaysan koyun say!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•&amp;nbsp;Karşı ideolojiye, rakip takıma, eski sevgiliye, gıcık patrona, hayırsız arkadaşa laf sokmak, hatta çirkinleşmek yaygınlaşsın! İnsanlar bu iletileri beğensin, müspet yorumlar yapsın. Kaos hüküm sürsün, kimsenin içinde kötü şey kalmasın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-69290641117673345?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/69290641117673345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/10/facebook-taleplerim.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/69290641117673345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/69290641117673345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/10/facebook-taleplerim.html' title='Facebook Taleplerim'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7137456169822488235</id><published>2010-10-26T14:55:00.002+03:00</published><updated>2010-10-26T14:58:41.907+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Suat'/><title type='text'>Suat (III)</title><content type='html'>-Erman Cengiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet , benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Erman benim, Suti… Nasılsın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Suti! N’aber yahu… Şaşırttın beni. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat, bütün hafta onunla konuşmak için yanıp tutuştuğunu, onu görebilmek için süpermarketin İstanbul’daki 3 ayrı şubesini bir şeyler almak bahanesiyle ziyaret ettiğini söylemedi. Aslında ayaküstü konuşmalarından öteye fazla bir şey de konuşmadılar. Suat eski günleri yâd etme arzusundaydı ama konuyu açmayı kendine yediremiyordu. Acıbadem’deki o gün de Erman’a karşı aynı tutukluğu yaşamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lisedeyken eve döndüğünde yengesiyle aynı evde kalmaktan rahatsız olur, amcası gelene kadar kendini dışarı atardı. Hastaneye kadar bir tur atar, apartmanın önünde amcasını beklerdi. Akşamları genelde ders çalışmak ve amcasıyla sohbet etmekle geçerdi. Bir gün, gene derinlere dalmışken, kafasını kaldırıp onu görmüştü. Tiril tiril sarı saçları, kirli suratı ve soğuktan tir tir titremesine engel olamayan muşamba montu ile karşısında duruyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Merhaba arkadaşım. Hep buralarda görüyorum seni, nasılsın? Suat çekingen tavrıyla bir şeyler geveledi. Erman konuşurken başını yerden kaldırmayan bu çocuğu sevmişti. Biraz daha muhabbet etmişlerdi ki Koca Rıza’nın gelişiyle sustular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;–Yarın görüşürüz Suat!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koca Rıza bu yakınlaşmadan hoşlanmamıştı. Suat’a bu çocuğun serseri olduğunu ve onunla fazla görüşmemesi gerektiğini söyledi. Suat onaylarmış gibi yaptı. Suratı yara içindeki bu serseri çocuk, anlamadığı bir şekilde onu çekmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam beş senesi Erman ve yeni arkadaşlarıyla geçmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Erman ile Cuma günü tekrar konuşmak üzere sözleştiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefonu kapatır kapatmaz dâhili hattından sekreterin aradığını gördü. Kayınpederi kendisiyle görüşmek istiyordu. Suat’ı asla cep telefonundan aramazdı. Bunu, teknolojiye çok alışamamak olarak yorumlasa da, esas niyetinin konuşmalarına resmiyet katmak olduğu açıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Merhaba baba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Suat nasılsın oğlum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş hayatı ile ilgili biraz lafladıktan sonra kayınpeder esas konuya geldi. Suat böyle bir şeyi bekliyordu. Aysel’in babasını arayıp işlediği açıktı. Babası gene, buna hakkı olup olmadığını sorgulamadan, konuya müdahil olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Suat, bu hafta sonu itibariyle dağa gidiyoruz. Kar seviyesi fevkaladeymiş. Sizi de bekleriz. Petek için de değişiklik olur. Sevinir yavrucak. Sonra dönersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bilemiyorum baba, Cumartesi günü toplantım olabilir. Ayrıca Pazar günü için de arkadaşlarıma verilmiş bir sözüm vardı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet, Aysel bahsetti. Suat, bir şey soracağım, nereden çıktı bu maç işi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat’ın karşı karşıya kaldığı muamele son zamandaki hayatının özeti gibiydi. O an içinden gelen bir ateş topunun boğazında düğümlendiğini hissetti. Gözleri yerinden fırlayacak gibiydi. Hiç tarzı olmadığı halde, hararetli bir konuşma yapmaya kendisini hazırlamıştı ki, Koca Rıza’nın sesini duydu bir yerlerden. “Yapma evlat, o senin büyüğün. Yapma…”. Suat sakinleşti. Durumun eski arkadaşlarıyla sıradan bir buluşma olduğu konusunda açıklama yaptı. Hafta sonu için de Aysel ile konuşacağını söyleyip nazikçe telefonu kapattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat ilk defa o gün asansör aynasında kendisine bir başka şekilde baktı. Üniversite yılları aklına gelmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Sınavlara, o kadar hengâmenin içinde amcasının zorlamasıyla hazırlandığını, yarım yamalak bilgisiyle nasıl da iktisat fakültesini tutturduğunu hatırladı. O zamanlar farklılardan da farklı bir hali vardı okulda. Seksen sonrasının politik duruşunu korumaya çalışan ve bu olaylardan uzak durmak için azami gayreti sarf eden kutuplardan başka bir yerde, başka ihtirasların peşinde, sessiz bir öğrenciydi o. Sağ-sol çatışması içindeki öğrencileri görünce hep babasını hatırlardı. Birçoğu Suat’ı aralarına katmak istese de, o hep bu konuların dışarısında kalmayı tercih etmişti. Aktif öğrenciler Suat’ın aslında nasıl biri olduğunu bilirdi. Bu sessiz çocuğun üzerine fazla gelinmesine vereceği tepkiyi tahmin edebiliyorlardı. Acıbadem’li Suti’nin şöhreti, İstanbul Üniversitesi koridorlarına çoktan ulaşmıştı bile…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat ilk iki sene üniversiteye doğru dürüst uğramamıştı. Kendine göre daha mühim meseleleri vardı. Amcasının çektiği restle, son 2,5 senede okulu bitirmişti. Tabii bu mezuniyette ona uzaktan hayran olan alt sınıfların da yardımı yadsınamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Boğaz trafiği aynı yoğunlukta olsa da, o gün evin yolu daha bir kısa geldi. Radyolardaki ana konu hafta sonu gelecek olan soğuk hava dalgasıydı. Pazartesi günü okulların tatil edilebileceğinden bahsediliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat anahtarla kapıyı açtı. İlk duyduğu Petek’in sevinç çığlığı oldu. Her eve geldiğinde karşılaştığı bu merasim, onun için dünyalara bedeldi. Kızına sarılırken arka odadan Aysel’in geldiğini gördü. Aysel, soğuk bir hoş geldin ile onu karşıladı. Suat umursamış gözüktü bu tavrı, karısına sarıldı ve hatırını sordu. Aysel’in kendisinden sonra da babasıyla konuştuğunu biliyordu. Suat’ın, kayınpederine hafta sonu için kesin bir şey söylememesi onu rahatsız etmişti. Bu, Suat’tan görmeye alıştığı tavır değildi. O’nun her zamankinden daha neşeli hareketleri sinirini ve merakını arttırdı. Ama bir şey söylemedi. Kocasının bu tarz konuşmaları başlattığına hiç tanık olmamıştı. Genelde bu meseleleri kendisi açardı. Alışık olmadığı üzere, Suat yemek masasında konuya girdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bugün babam aradı beni, lafladık biraz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hıı… Evet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Biliyor muydun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet, bir ara biz de başka bir konu hakkında konuştuk. O sıra mevzusu geçti…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hafta sonu dağa gidiyorlarmış. Bizim de gelmemizi istediler. Sen gitmek istiyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Senin planın yok muydu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat duraksadı. Karısıyla herhangi bir konu için tartışmak, isteyeceği en son şeydi. Güzel karısını herhangi bir sebepten dolayı üzmeye hakkı yoktu. Bununla beraber&amp;nbsp; kendisi için bir şeyler yapmaya başlamasının&amp;nbsp;gerektiğinin de farkındaydı. Boğulacak gibi olup, uyandığı geceleri istemiyordu artık. Hep dilinin ucundaki cümlelerle yaşamak zor gelmeye başlamıştı. Artık o cümlelerin, sevdiği insanların dilinin ucuna yerleşme sırası gelmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet var. Hatırlarsan Pazar günü Petek’le maça gidecektik. Babanın teklifi de çok cazip. Bak ne diyeceğim, benim Cumartesi günü önemli bir toplantım var. Geç saatlere kadar sürer. Pazar günü de malum sözüm var, iptal edemem. Bu hafta sonu kar geliyormuş, istersen sen Petek’i al ve babanlarla dağa git. Pazar günü maçtan sonra ben de sizin yanınıza gelirim. Bir haftalık Uludağ tatilini hak ettiğim konusunda şirkette kimsenin lafı olmaz sanırım. Bütün hafta tüm aile baş başa tatil yaparız. Hepimizin çok ihtiyacı var buna. Senin de itirazın olmazsa babamı arayacağım bu hususta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aysel, bu makineli tüfek intizamı ile verilmiş cevap ile önce yutkundu. Fazla üzerinde düşünmeden kabul etti. Suat, hiç vakit kaybetmeden, Petek’e dağ için bir şeyler almaları gerektiği konusunu açtı. Aysel konuları yakalayamıyordu. Genelde Suat’ın söylediklerine onay verdi. Sofrayı toplarken ağzından zorlukla kelimeler döküldü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;–Suat, Pazar günü….kimlerle gideceksin maça? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat Acıbadem’den lise arkadaşları ve şirketten çocuklarla beraber gideceklerini söyledi. Hafta sonu olan maçın çok önemli bir derbi olduğunu, gazetelerin spor sayfalarındaki haberleri refere ederek anlattı. Aysel bir şey söylemedi. Kocasındaki bu coşkuya alışkın değildi. Kendine gelip konuyu daha derin irdelemeye karar verdi ki, Suat’ın telefondaki konuşmasını duydu. Babasıyla konuşuyor, önümüzdeki haftaki planı anlatıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Cuma günü herkes şirkette Suat’ı konuşuyordu. Son günlerdeki tavır ve hareketleri eskisinden farklıydı. Kadınlar, Suat’ın metresi olduğunu düşünüyordu. Hatta bazı adaylar üzerinde yoğunlaşmışlardı bile. Erkeklerin ise tamamen farklı bir yerden irdeliyorlardı konuyu. Onlara göre Suat genel müdür yardımcılığına terfi edilecekti. Bu coşkusunun sebebi buydu. Suat mesai sonuna doğru yardımcısına seslendi: “Maykıl! Buralar sana emanet. Bankalarla bir sıkıntı çıkarsa otelin telefonundan ara beni.” Yardımcısı gülümsedi ve başıyla onayladı. O sıra Suat’ın telefonu çaldı. Öğlen saatlerinde aradığı Erman, hala cep telefonu taşımaya alışamayan biri olduğu için, ancak bu saatte ona dönmüştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Boniek, şimdi mi arayabildin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Suti kusura bakma, bir alışamadım şu merete. Hafta sonu geliyorsun değil mi? Herkese söyledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet, nasıl yapıcaz…?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bir gece önceden toplanıyoruz. Eski günlerdeki gibi… Herkes çok heyecanlı... Genç arkadaşlar da seninle tanışacakları için heyecanlılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat ayrıntıları aldı. Aysel’leri uğurlamaya yetişmesi gerekiyordu. Apar topar şirketten çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve gittiğinde kayınpederi eşyaları arabaya yüklüyordu. Bütün çabasına rağmen gene trafiğe takılıp geç kalmıştı. Ayaküstü bir sohbetten sonra Petek’i kucakladı ve öptü. Fazla üşümesin diye hemen arabaya bindirdi. Kayınpederi ona arabasını almamasını, Pazar günü yolda kalabileceğini, haftaya hep beraber dönebileceklerini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat, Aysel ile yüz yüze geldi. Karısına sarıldı. Kulağına, içinden gelen ilk şeyi fısıldadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aysel seni çok seviyorum. Pazar günü orada olacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aysel kafasıyla onayladı. Kocasından bu cümleyi bu kadar içten duymayalı bayağı bir zaman olmuştu. İki gün boyunca hep bunu düşünecekti. Bir ara babasına gelmekten vazgeçtiğini, yarın Suat ile geleceğini söylemeye karar verdi. Sonra Petek’e bakıp vazgeçti….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7137456169822488235?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7137456169822488235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/10/suat-iii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7137456169822488235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7137456169822488235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/10/suat-iii.html' title='Suat (III)'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-2717828265112273478</id><published>2010-10-06T16:10:00.000+03:00</published><updated>2010-10-06T16:10:05.330+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Suat'/><title type='text'>Suat (II)</title><content type='html'>Suat Pazar sabahı uyandığında henüz herkes yataktaydı. Normalde bu saatlerde kalktığında kahvaltılık bir şeyler alırdı. Saat 09:15, Aysel ve Petek’in uyanmasına daha çok var. Biraz dolaşmak iyi gelebilirdi. Paltosunu giydi ve dışarı çıktı. Apartmanın kapısını açtığı an şubat soğuğunu yüzünde tokat gibi hissetmişti. Sokakta saatlerce tek başına yürümek…Küçükken kendiyle baş başa kalmak için tek şansı buydu. Artık bunun yerini, köprü trafiğinde geçirdiği zamanın aldığını fark etti. Tek farkla, arabadayken hep kötü şeyleri düşünüyordu, yürümek ise mutluluktu. Uzun zamandır tek başına yürümediğini düşünürken, evinden 100 metre bile uzaklaşmamıştı ki, telefonunun çaldığını duydu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Suat, fırına mı çıktın? Gelirken süt de alır mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aysel normalde bu saatte asla kalkmazdı. Kapı sesini duyunca meraktan aramıştı. Suat’ın yalnız yürüme hayalleri başlamadan bitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve döndüğünde Aysel’in suratında bu kadar erken uyandırılmanın memnuniyetsizliğini gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayırdır, hiç bu kadar erken kalkmazdın. Hasta mısın yoksa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aysel de, her kadın gibi, en ufak bir sıkıntıyı hissedebiliyordu. Uykusunun kaçtığını, Cuma günkü toplantının kafasına takılığını söyledi. Pazar kahvaltıları Aysel için önemliydi, suratındaki ifadeyi değiştirip masaya oturdu. Kahvaltıdan sonra Aysel yeni aldığı cep telefonunun sunumunu yaptı. Çok pahalı olduğu belliydi. Suat, öncekine göre ne farkı olduğunu sorma gereği hissetti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kamerası var Suat. Görmüyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat fotoğraf makinası ile cep telefonunun bir arada olması durumuna şaşkınlıkla baktı. Gerçekten kafasında oturtamamıştı. Ne gerek vardı ki! Aysel’e düşüncesini belli etmedi. Böyle lükse kaçan alışverilerde , Aysel’in kendisinden bağımsız malum bir bütçesi vardır. Ailesi hayat boyu her istediğini almış kızlarının “mağdur” duruma düşmesini istemezdi tabi. Suat, karısı adına sevindiğini söyledi ve Petek ile oynamaya koyuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle saatlerine doğru sabahki erken kalkma miskinlik olarak geri dönmüştü. Aysel ve Petek, her Pazar yaptıkları gibi, bir köşeye kıvrılmış uyuyorlardı. Suat tekrar yürüyüşe çıkmayı düşündüyse de bundan vazgeçti. İçinde tarif edebildiği ama üzerine düşünmek istemediği bir sıkıntı vardı. Kendi başına bir şeyler yapmayalı çok uzun zaman olmuştu. Hatta bunun nasıl bir şey olduğunu dahi unutmuştu. Haftanın bu saatlerinde gazete okur TV de bir şeyler var mı diye bakardı. Yapmadı. Yatak odasına gitti ve Aysel’in kulağına eğildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aysel…Aysel….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hııı….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ben arabaya antifriz almaya gidiyorum. Önümüzdeki hafta çok soğuk olacakmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hıı…tamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat aynı gün ikinci defa evden ayrılmak üzere giyindi. Dış kapıya doğru yönelmişken karısının sesini duydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Suat! Akşama babamlara davetliyiz biliyorsun. Fazla geç kalma istersen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat bu programı unutmuştu. Birden içindeki sıkıntının daha da arttığını hissetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabasına Süpermarketin otoparkında bir yer bulabildiğinde çok mutlu olmuştu. Pazar günlerinin o devasa karmaşasının bir dışa vurumuydu bu mekânlar. Yapacak hiçbir şey bulamayan insanların, kendilerini tatmin ettikleri dövüş arenalarına benziyordu. Böyle yerlerde saatlerce alışveriş yapan birini kameraya çekip sonra izlettirsen, ne kadar da iğrenirdi kendini kaybetmesinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok da ihtiyacı olmadığı antifrizi hiç aramadan buldu Suat. Koskoca alışveriş arabasına koyduğu kutu, tek başına komik durmasın diye, Petek’e de abur cubur bir şeyler aldı. Yaklaşık 10 dakikadır şuursuzca dolanıyordu. Kendine itiraf etmek istemese de o eski arkadaşını görebilmekti niyeti. Hatta kendisinden özür dilemek, eski günleri yâd etmek hevesindeydi. Eskiden Erman ve diğer arkadaşları evine sık sık gelirdi. Amcası en başta o gruptan memnuniyetsizliğini açıkça belli etse de, bir süre sonra muhabbete katılır, bizzat kendi anılarını anlatmaya başlardı. “Siz bilmezsiniz çocuklar, sene 1949... Şimdiki Çırağan Otel’in olduğu yer var ya…”. Suat bugün baktığında o zamanki arkadaşlıklarının kendisine çok şey kattığını görüyordu. Şirkette kendini diğer çalışanlardan ayıran bütün o özellikleri, hep o yıllardan kalmaydı. Kimseden korkmazdı, hazırcevaptı ve düşündüğünü söylerdi. Artık her yerde görmeye başladığı çıtkırıldım erkeklerden biri asla değildi. Bu tarz insanları da sevmezdi. Şirketteki en büyük kavgalarını insan kaynakları bölümü ile verir, onların kendi departmanına layık gördüğü adayların çoğunu reddederdi. İşe alım sırasında adaylara sorduğu sorular bütün şirkette anlatılır, şaşkınlıkla karşılanırdı. “Beş sene sonra kendini nerede görüyorsun” Suat için en anlamsızı buydu. İnsanlar yarın ne olacağını bilemezken beş sene sonrasını sorgulayarak karara varmaya çalışmak ne komikti. O hep “3 sene önce bu zamanlar, neler yapıyordun?” diye sorardı. Önemli olan bugünlere nasıl gelindiğiydi Suat için. Zaten gelecek beraber yaşanacaktı. Kendisine bu şirkete ilk girdiğinde o soru sorulmuş olsaydı muhtemelen alınacak cevapla kapıdan dahi içeri sokulmayacaktı. Ama şu an şirketin üst düzey bir müdürüydü işte. Kendisi gibi saplantılar yaşamış insanları severdi. Bir şeye körü körüne bağlanmayı göze almış, aklını emanet edebilmiş adamlarda kendini bulurdu. Bir keresinde iş başvurusu yapan biri, formdaki üyesi olunan sosyal organizasyonlar kısmına “Michael Jackson Fan Kulübü” yazmıştı. Suat bu finans uzmanı adayını görüşmeye çağırmış, çocuğun bir gün M. Jackson ile tanışma hayallerini, Türkiye’deki konserine bütün ısrarlarına rağmen babasının nasıl göndermediğini, fotoğraf koleksiyonunu, uzun uzun anlattırmıştı. İnsan kaynakları müdürü çocuğu gülerek dinlemişti. Nasıl olsa bu pozisyon için hayalperest bir yeniyetmeyi işe almayacaktı. Daha olgun birine ihtiyacı vardı. Suat o çocuk için ısrar etti, karşısındaki direnişe rağmen işe aldırdı. Genel müdür bunun sebebini sorduğunda “Bu kadar alakasız bir şeye bu şekilde karşılıksız bağlanabilen birisi, ya işine de böyle bağlanırsa?” diye cevap verdi. Herkesin 3 kuruş fazla maaş için arkasına bakmadan şirket değiştirdiği bir sektörde böyle saplantılı gence ihtiyaçları olduğu konusunda amirini ikna etti. O günden beri o çocuk yanındaydı. Herkesin saygısını kazanmış, Suat’ın güvendiği bir çalışan olmuştu. Suat bazen ona keyifle Michael Jackson’u sorardı. Çocuğun yüzü kızarırdı, belli ki kimsenin onunla dalga geçmediği bir ortamda, saplantısını daha da sahiplenmek yerine onu sorgulama fırsatını bulmuş, hırsını kariyerine kanalize etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erman ortalarda gözükmüyordu. Süpermarketin her köşesine bakmış ama onu bulamamıştı. Bu işi, tekrar hasbelkader bir karşılaşmaymış gibi kotaramayacağını anladı. Market çalışanlarına sordu. Erman’ın bakım müdürü olduğu, büyük bir arıza çıkmadığı sürece Pazar günleri çalışmadığı, kendisini hafta içi genel merkezde bulabileceği söylendi. Suat, Erman’ı bir raf işçisi zannederken aldığı cevapla şaşırmıştı. Bir kez daha kendinden utandı. Ne fark ederdi ki…. Vay be Erman! Eskiden de becerikliydin zaten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Petek’i hangi okula göndermeyi düşünüyorsunuz Suat?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayınpederinin bu sorusu, her zaman olduğu gibi, netti. Hikâyeden hoşlanmaz, direk konuya girilmesini isterdi. Suat, Moda tarafındaki bir kolejden bahsetti. Kayınpeder, öğretmenleri ve okulun koşullarını sorgulayıp sorgulamadığını sordu. Daha sonra bir ahbabının Kalamış’taki okulundan bahsetmeye başladı. Anlaşılmıştı, Petek Kalamış’taki okula gidecekti. Suat; Aysel’in de, her zaman yaptığı gibi, babasını destekleyen tavırlarını görünce konuyu uzatma gereği duymadı. Yemekler yenilip, oturma odasında havadan sudan birkaç muhabbet yapıldıktan sonra Suat ve ailesi kalkmak için izin istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Petek arka koltukta uyuyakalmıştı. Bütün gece herkesin ilgi odağı olup şımartılmak onu yormuştu. Aysel, üstü komşularıyla ilgili bir şeyler anlatıyor, Suat hiç ilgilenmese de konuşulanlara basit yorumlar yapıyordu. Sonra bir an, sabahtan beri içindeki sıkıntı kursağından geçerek kelimelere döküldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aysel, ben Petek ile maça gitmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmasının böyle bıçak gibi kesilmesine alışkın olmadığından, Aysel bir süre durakladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne maçı? Anlamadım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Şirketteki arkadaşlar her hafta çocuklarıyla maça gidiyor. Ben de onlara özendim. Çocuk hep evde, hem bana hem ona değişiklik olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Suat, 5 yaşındaki kız çocuğu bu soğukta maça mı götürülür!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Statların üstü kapalı. İyice de giydiririz. Numaralı yerde oturacağız, istersen sen de gelebilirsin. Çocuk seneye okula başlayacak alışsın kalabalık ortamlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aysel, Suat’ın bu kararlı konuşması karşısında şoke olmuştu. Anlamsız bulduğu bir şeyle karşı karşıyaydı. Anlık bir şey olduğunu düşündü ve konuyu uzatmadı. Suat ne Aysel’in maça geleceğini ne de Petek’i göndereceğini zaten biliyordu. Niyeti kendi başına gitmekti ve Aysel’i gitmek istediği yerin gerçekten stadyum olduğuna ikna edebilmek için, Petek’e ihtiyacı vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkisi de o akşam bir daha hiç konuşmadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Devam edecek...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-2717828265112273478?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/2717828265112273478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/10/suat-ii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/2717828265112273478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/2717828265112273478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/10/suat-ii.html' title='Suat (II)'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6401799510341587637</id><published>2010-10-05T11:23:00.000+03:00</published><updated>2010-10-05T11:23:15.533+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yürü Bee'/><title type='text'>100. Post'a Yakışacak Şekilde</title><content type='html'>The military system, which I abhor... This plague-spot of civilization ought to be abolished with all possible speed. Heroism on command, senseless violence, and all the loathsome nonsense that goes by the name of patriotism -- how passionately I hate them! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TKrgUNuQcTI/AAAAAAAAAMs/mjH0ro2dxss/s1600/th78.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" px="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TKrgUNuQcTI/AAAAAAAAAMs/mjH0ro2dxss/s1600/th78.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-6401799510341587637?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/6401799510341587637/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/10/100-posta-yaksacak-sekilde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6401799510341587637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6401799510341587637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/10/100-posta-yaksacak-sekilde.html' title='100. Post&apos;a Yakışacak Şekilde'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TKrgUNuQcTI/AAAAAAAAAMs/mjH0ro2dxss/s72-c/th78.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-8838032259540969923</id><published>2010-09-30T21:48:00.000+03:00</published><updated>2010-09-30T21:48:59.006+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Suat'/><title type='text'>Suat</title><content type='html'>- Suat, sen ne diyorsun bu duruma?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat oturduğu yerden biraz doğruldu. Uzun zamandır bir toplantıya bu kadar hazırlıksız gelmemişti. Toplantının büyük kısmında anlatılanları dahi dinlememişti. Sadece konunun şirket satın alımlarındaki mali dengesizlik olduğunu biliyordu. Günlerden Cuma, saat 16:00 suları. Toplantıların en aktif katılımcısı, boş bakışlarla kendini iletişime kapatmıştı. Bu sessizliği direktörün de dikkatini çekmiş olacak ki pası ona atmıştı. Sıradan bir muhasebe elemanıyken finans müdürlüğüne kadar gelmesinde payı çok büyüktü. Onun zekâsına, organizasyonuna ve hazırcevaplılığına güvenirdi. Yeni binyıl ile beraber ona sorumluluk verdiğinden hiç pişman olmamıştı. Sene 2002’ydi, artık yeni bir finans dönemi başlıyordu. Suat gibi çalışanlar şirketi daha yukarılara taşıyacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat ise 34 yaşının son demlerinde olduğu bu günlerde artık yorgunluk hissetmeye başlamıştı. Şirkete girdiği ilk günlerdeki azmi ve gözü karalığı yerini daha kalın bir ense, daha büyük bir göbek ve oturaklı bir kişiliğe bırakmıştı. Bazen aynanın karşısında kendini incelerken, takım elbiseli bu yuppie’nin kendisi olduğuna inanamıyordu. Son aylarda bu kendiyle yabancılaşmayı sıkça yaşar olmuştu. Bütün şirketin ona yediemin muamelesi yapması bazen kendine de komik geliyordu. Hey gidi Suat, 15 sene önce böyle birisi olacağını söyleseler ne gülerdin ama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Rakamları incelemeden konuşmak yanlış olur, verileri içeren bir tablo yapılmış mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Suat’ın en sevdiği tarzdı. Satınalma Müdürünün sözel bir adam olduğunu bildiği için kendi hazırlıksızlığı ortaya çıkmadan saldırıya geçmişti. Satınalma Müdürü, bu konuda biraz daha çalışmaları gerektiğini söyleyip golü yemişti. Doğal olarak toplantı bir sonraki haftaya ertelendi. Suat gene direktörün gözünde; hikâye anlatmayan, analitik düşünen, veriler olmadan kahramanlık yapmayan bir idareci konumundaydı. Toplantı sona erdi, mesai de bitmişti. Zincirlikuyu-Caddebostan yolu yine bütün eziyetiyle onu bekliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aşkııım, Petek’in canı çikolata çekmiş, gelirken alır mısın acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat, Aysel ile evliğinin yedinci yılını henüz devirmişti. Hayatları beş senedir kızları Petek odaklıydı. Kızını hayatta her şeyden çok severdi ve Aysel ile çocuk üzerinden sürtüşmemesi gerektiğini çoktan öğrenmişti. Karısının hayatında olduğuna sıklıkla şükrederdi. Şu an baktığında 8 yıl önceki Suat’la, Aysel gibi bir kızın evlenmesi mucizeydi. Hem yetim hem öksüzdü Suat, amcasının yanında yaşayan askerden yeni gelmiş bir iktisatçıydı. Aysel’in varlıklı ailesi, amcasının çok yakın ahbapları olmasa, bu evliliğe onay verir miydi acaba. Babasının ihtilalde evlerinden gözaltına alındığı gün, ki onu son gördüğü gündü, 12 yaşındaydı. Bir daha hiç geri dönmemişti. Devlet cesedini bile vermemiş, gözaltında kaybolduğunu söyleyip başlarından savmıştı onları. Annesi ile yaşlı amcasının yanlarına taşınmışlardı. Fakat annesi babasının acısına daha fazla dayanamayıp ertesi sena vefat etmişti. Acıbadem’deki yaşlı amcası ve yengesiyle yaşayan on üç yaşındaki bir çocuktu artık. Suat, Rıza Amcasından oldukça çekinirdi. Yirmi bir yaşındayken onu karşısına alıp, artık bu şekilde devam edemeyeceğini, hayatına düzen vermesi gerektiğini dikte ettiğinde de, Aysel ile nişanlanmadan önce de, üniversite tercihini yaparken de hep onu dinlemişti. Otoriter bir adamdı, tüm o yaşananlara rağmen devlete laf söyletmezdi. Suat’a hep “devlet baba büyüktür, ona minnet duy” derdi. Koca Rıza Amcası da yoktu artık. En azından öz torunu gibi sevdiği Petek’in doğumuna şahit olmuştu. Onu babası kadar özlüyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat, Boğaz Köprüsü’nü geçerken trafik hengâmesini izledi. Bunca insan, iş, para, koşuşturma. Koca Rıza’nın ölüm döşeğinde ona anlattığı hikaye aklına geldi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babası, ölmeden önce, oğluna iki mektup vermiş. Vasiyeti, birinci mektubun öldüğünde, ikinci mektubun ise gömüldükten sonra açılmasıymış. Baba, ölünce, oğlu birinci mektubu açmış. Babasının isteği, çorapları ile gömülmekmiş. Oğlu, bu isteği gerçekleştirebilmek için çok uğraşmış ama dini kurallar buna izin vermediği için yerine getirememiş. Gömüldükten sonra, oğlu ikinci mektubu açmış;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Oğlum gördün mü, bir çift çorabı dahi öbür tarafa götüremiyorsun!!!". &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikiz aynasından bir kez daha kendisine baktı. Kendisini tanımakta yine zorluk çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çikolatayı herhangi bir bakkaldan alamazdı. Aysel, konu Petek olunca seçiciydi. Telefonla arayıp bir şey istediğinde Suat’ın bu yükümlüğü gerçekleştirmeme şansı pek olmazdı. Hamile kalmasıyla beraber babasının şirketindeki kariyerine son vermiş, hayatını çocuğuna adamıştı. Petek okula başlayınca eski işine geri döneceğini söylüyordu ama Suat buna ihtimal vermiyordu. Fakat bu düşüncesini Aysel bilmezdi. Çünkü insanları, özellikle de eşini, yönlendirmeye çalışmazdı. Suat iş hayatındaki profilinin aksine, özelinde sessiz ve ılımlı biriydi. Rıza Amcası ölünce, kayınpederinin; Petek’in büyümeye başladığını, o zamanlar oturdukları kira evin küçük geleceğini, Caddebostan’da kendisine ait eve taşınmaları gerektiğini söylediğinde de fazla direnmemişti. Başka birisi olsa bu teklife dört elle sarılırdı. Suat bunun onu daha mutlu biri yapmayacağını daha o günden biliyordu. Rest çekmek de ona bir şey kazandırmayacaktı. İnsanları dinledi ve akışına bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğradığı büyük süpermarkette reyonların arasında, Petek’in sevdiği ithal çikolatayı ararken saat 20:00 olmuştu bile. Cuma trafiğinde oraya uğramak için bayağı bir zaman kaybetmişti. Markette kendi gibi birçok yalnız erkeğin alışveriş yaptığını gördü. Şöyle bir oturup birkaç dakika konuşsalar hepsinden ne hikâyeler çıkardı acaba! İstediği markayı bulmuş kasaya doğru yürürken arkasından gelen sesle irkildi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Suti! N’aber yahu… Hatırladın mı beni?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suti… Gençlik lakabını duymayalı ne kadar olmuştu. En son üç sene önce Bağdat Caddesi’nde Petek’i gezdirirken rastladıkları Fiko’dan duymuştu bunu. Suat pek oralı olmamış, kısa bir selamlamayla geçiştirmişti. Aysel, Fiko’nun kılık kıyafetinden rahatsız olmuş, nerden tanıştıklarını ekşi bir surat ifadesiyle sormuştu. Suat, ilkokulda aynı sınıfta olduklarını söyleyerek konuyu değiştirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hatırladın mı beni, Erman ben! Boniek Erman! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerinde iş tulumu olan Erman’ı tabii ki hatırlamıştı. 5 senesini beraber geçirdiği birini nasıl unuturdu. Yılların kendisine davrandığı kadar Erman’a gaddar davranmadığını gördü. Biraz dökülse de, sarı saçları hala tiril tirildi. Boniek gibi! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hatırladım, merhaba Erman nasılsın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Teşekkürler, buranın teknik servisinde çalışıyorum. Seni arkadan gördüm. İlk başta emin değildim ama yürümeye başlayınca tamam dedim. Acıbadem’li Suti’nin yürüyüşü bu! Neler yapıyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat konuyu fazla uzatmak istemiyordu. Erman’la karşılaşmanın sıkıntısı bir yana, eve fazlaca geç kalmıştı. Ailesinden hiç bahsetmedi. Bir şirkette muhasebeci olduğunu söyledi. Erman gülen bir ifadeyle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne kadar kilo almışsın yahu! Hiç yakışıyor mu? Eskiden ne kadar zayıftın. Hatırlar mısın kovalamalarda en önde hep sen koşardın. Hatta bir gün…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat, Erman’ın lafını kesti. O konulara girmesini istemiyordu. Geç kaldığını, eve yetişmesi gerektiğini belirtti. Vedalaştılar. Erman, süpermarket zincirinin elektrik bakım sorumlusu olduğunu, isterse ona merkez ofisten ulaşabileceğini söyledi. Suat kafasını salladı. Erman belli ki onun iletişim bilgilerini almak istiyordu. Suat oralı olmadı, elini sıkıp yürümeye başladı. Erman son bir kez konuştu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Suti, artık hiç gelmiyorsun değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hayır, pek vakit olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anladım, biz bazı çocuklarla hala kovalıyoruz. Sana rastladığımı söyleyeceğim. Çok sevinecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülümsedi. Hayatında bir süpermarketten bu şekilde koşar adım çıkacağını hiç tahmin etmemişti. Kendini çok kötü hissediyordu. Bir ara nefes nefese kaldı. Arabaya bindi ve kafasını direksiyona yasladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefonu çalınca kendine geldi. Arayan Aysel’di. Trafiğin umduğundan da fazla olduğunu söyleyip birazdan geleceğini söyledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini toparlamalıydı. Aysel bir şey olduğunu hemen anlardı. Erman ile konuştuklarını kafasından çıkarması lazımdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Devam edecek...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-8838032259540969923?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/8838032259540969923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/suat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8838032259540969923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8838032259540969923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/suat.html' title='Suat'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7841099187403662704</id><published>2010-09-30T10:45:00.000+03:00</published><updated>2010-09-30T10:45:26.212+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yürü Bee'/><title type='text'>Olduğu Kadar</title><content type='html'>-Aşk insan olsaydı ben Çin olurdum, Sen Londra olsan ben yağmur olurdum. &lt;em&gt;(Kenan Doğulu-“Demedi Deme” adlı şarkıdan)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Madem eşitlikten yanasın be pezevenk adam! ilk önce karını gönderde eşitlik sağlansın.&lt;em&gt; (Şevki Yılmaz-Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan’ın şehre genelev açmasını “İstanbul’da var Antep’te neden yok. Eşitlik olması lazım” cümlesiyle savunmasına cevaben.)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne mozaiği ulan! Mermer Mermer! &lt;em&gt;(Alparslan Türkeş- Türkiye’yi bir mozaiğe benzeten gazeteciye cevap olarak.)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ben Türk hekimlerine emanet ediniz. &lt;em&gt;(Anonim- Atatürk adına, hekimler için de bir söz söylemiş olsun diye)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Şampiyonlukta hiç mi katkımız yok Sinan?&lt;em&gt; (Alaattin Çakıcı, 2003 BJK şampiyonluğu ardından, emir eri Sinan Engin’i fırçalayıp hizmetinin karşılığını isterken)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtmezsiniz&lt;em&gt;.(Süleyman Demirel-80 Öncesi Sağcılar katliam üstüne katliam yaparken, gazetecilerin sorusuna cevaben)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çünkü Türkiye’yi sağ görüşlü bir partinin yönetmesini istiyorum. &lt;em&gt;(Yakın bir arkadaşımın neden AKP’ye oy verdiğini sorguladığımda verdiği enfes cevap)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Van gölü canavarı CIA denizaltısıdır&lt;em&gt; (Doğu Perinçek)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Everything is something happened. &lt;em&gt;(Fatih Terim)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tanrı zar atmaz. &lt;em&gt;(A. Einstein-Belirsizlik teoremini eleştirirken)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Miyân-ı güft ü gûda bed-meniş îhâm eder kubhun, şecaat arz ederken merd kıbtî sirkatin söyler&lt;em&gt; (Koca Mehmed Ragıp Paşa)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ne Şam’ın şekeri, ne de Arap’ın zekeri.&lt;em&gt; (Anonim)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Fenerbahçe Ben’im diyor ve bu pazarlığı kabul etmiyorum! &lt;em&gt;(Fenerbahçe Kurucusu ve Genel Sekreteri Ayetullah Bey-1909 Yılında Kulubün düştüğü borç batağından kurtulması için Üsküdar ve Pazaryolu yöneticileriyle birleşme görüşmeleri sırasında, karşı tarafın Fenerbahçe İsmini değiştirme teklifine sinirlenip masayı terk ederken.)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Gördüğüm en iyi kızılderili, ölü kızılderilidir. &lt;em&gt;(Komaçi Şefi Tosawi- General Sheridan ile tanıştırıldığında yarım yamalak İngilizcesiyle “İyi Kızılderili” diyerek elini uzattığında aldığı cevap)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ağa, bu Kızılderili şefi Tosawi. Çok büyük adammış, adının anlamı Gümüş Bıçak’mış. Ben omuzuma dövme olarak onun portresini istiyorum.&lt;em&gt; (KeCe-1996 yılında bir dövmeci koltuğunda tercih sebebini anlatmaya çalışırken)&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7841099187403662704?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7841099187403662704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/oldugu-kadar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7841099187403662704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7841099187403662704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/oldugu-kadar.html' title='Olduğu Kadar'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-4118792556208442695</id><published>2010-09-28T10:07:00.001+03:00</published><updated>2010-09-28T23:19:18.309+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzelleme'/><title type='text'>Kırmızı Telefon</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: 'Calibri','sans-serif'; font-size: 11pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TKGRmHzceqI/AAAAAAAAAMo/yS0DRFuBf44/s1600/Klasik_Tekne-0ce4b945d1-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" px="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TKGRmHzceqI/AAAAAAAAAMo/yS0DRFuBf44/s320/Klasik_Tekne-0ce4b945d1-1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sesi duyduğunda ilk düşündüğü, telefon sesinin nasıl değişken bir etkiye sahip olduğuydu. Görecelik kuramı gibi; beklediğin bir aramaysa dünyanın en güzel sesi, telefon ekranına baktığında için sıkılıyorsa tam bir işkence. Yoksa bir Gestapo Subayı küstahlığıyla, her sabah işe gitmesini emreden sabah alarmı mıydı bu. Aklına günlerden pazar olması gerektiği geldi. Gözünü duvar saatine kaçırdı, 12:45! Bütün gece içtiği için, gene bu saatlere kadar uyuyordu. Evet, bugün pazar olmalıydı. Akşamüstüne doğru berbat şekilde yataktan kalkması, bin bir üşengeçlikle son kalan açmaları almak uğruna mahalle&amp;nbsp;fırınına gitmesi, sonra da televizyonda akşamki Fener Maçını beklemesi lazımdı. Kendi rutininin bozulacağının habercisiydi bu telefon sesi. Söylene söylene yataktan doğruldu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefonu eline aldı. Arayan, bir süredir görüşmediği, yakın bir dostuydu. Bu aranın sebebi bir küskünlük değildi. Hayatının aşkını bulduğuna inanmış birinin, arkasında bıraktığı geçmişin ihmal edilebilir figüranı olmuştu klasik olarak. İlk başlarda hatır sayma amaçlı ruhsuz birkaç telefon konuşması olsa da, yeni dünyasında ona yer yoktu işte. Kızmıyordu, sevgiliye altın tepside servis edilecek ideal bir arkadaş olmadığının farkındaydı. Böyle şeylere üzülmeyi de çoktan bırakmıştı. Telefon ekranına bakarken bunlar geldi aklına. Cevap vermezse yeniden arayacağını biliyordu. Meşgul tonu verirse bu aradan sonra ona tepki koyduğunu düşünebilirdi. En son isteyeceği şey bu olurdu, çünkü gerçekten tek derdi uyumaktı. Keşke telefonlarda, karşı tarafa “seninle konuşmayı çok istiyorum, ama gerçekten şu an müsait değilim” mesajını verecek bir tonlama olsaydı. Telefon sistemleri de bit lerden oluşuyordu işte, 1 veya 0, ortası yok!. -Ne haber? nasılsın? uyuyor muydun? - Hayır uyandım çoktan, sen nasılsın? Bir aptal bile o anki ses tonundan hala yatakta olduğunu anlayabilirdi. Bazı arayanlar bu durumda sonra konuşabileceklerini söyleyip kapatırdı. Arkadaşı yapmadı, onun rahatını bozmayı göze alarak konuyu uzatıyordu. Görüşmek istediğini söylemişti.-Olur! dedi. Belki daha ayık olsaydı bugün ailesini ziyaret edeceğini söyleyerek kibarca ret edebilirdi bu teklifi. Boş anına gelmişti, ne kadar sıkılacağını tahmin edebiliyordu. Zaten ne çektiyse bu boş bulunup ettiği laflardan çekmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ayrıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşının ne yaptığını bilmez bir hali vardı. Gözlerinin altı uykusuzluktan iyice morarmıştı. Onu uyandırmak için saat 12:45’i bile zor beklemiş olabileceğini düşündü. İlk başlarda adet yerini bulsun diye hatırı sorulsa da, yaşadıklarını anlatmak için yanıp tutuştuğunu sezmişti. Onunla konuşacak fazla bir şeyi olmadığını fark etti.Ortam kasvetli bir hal almıştı. Arkadaşının ızdırabına son vermeye karar verdi. Hiç istemese de sordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;–Eee..anlatsana neden ayrıldınız…? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra anlattıklarını pek dinlemedi. Sadece arkadaşını teyit etmesi gerektiği anlarda, söylediklerine yoğunlaşarak “haklısın” dedi. Arkadaşı anlattıkça sıkılıyor, gözlerini marinadaki teknelerden alamıyordu. İçlerindeki insanlar! ne kadar da şanslılar. Bir teknenin, bağlı olsa bile, içinde olabilmek ne güzel bir duyguydu. O an bir tekne sahibi olmanın hayallerini kurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşı, en ince ayrıntıları dahi anlatmaya başlamıştı. Hep karşılıklı eylemlerden bahsediyordu. Artık dayanacak hali kalmamıştı ve onun lafını kesti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;–Bu iş uzar gider, olan olmuş. Konuşarak bir şey çözülmez. Umarım tekrar birleşirsiniz ama bence hayırlısı olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu basmakalıp, sırf laf olsun diye söylenmiş sözler bile arkadaşının gazını almaya yetti. Konuyu, sırf arkadaşı vicdanını temizlesin, diye kendi sıkıcı hayatına getirtmeyecekti. Sinemaya gitmeyi teklif etti. Küçüklük günlerindeki gibi, biletçiden en ön sırayı istediler. Kötü bir aksiyon filmini izlemek ve akabinde yorumlamak bile malum konulardan daha eğlenceli gelmişti. Bir ara mutlu olduğunu hissetti. Ne olursa olsun hayatı onunla geçmişti. Arkadaşı sadece mutsuzluğunu paylaşmaya sıra gelince onu hatırlasa da, o bencilce içinde bulundukları durumdan mutluluk duymuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler günleri kovaladı. Hep birlikte bir şeyler yapıyorlardı. Arkadaşı, muhtemelen bu can dostunun ona acısını unutturmak için durmadan bir şeyler planladığını düşünüyordu. Fakat durum böyle değildi. O sadece bu sıkıcı konularla muhatap kalmak istemiyordu. Baktığı her yerde eski kız arkadaşını gören biriyle vakit geçirmenin en baş ağrıtmayan şekli, aşırı sosyalleşmekti. Yaz için planlar, yurtdışı seyahat organizasyonları. Tek derdi, arkadaşının içindeki sıkıntının açığa çıkmasını engellemekti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam üç gün olmuş, arkadaşı onu aramamıştı. Normalde ilişkileri zaten bu boyutta olduğu için yadırgamadı. Eski kız arkadaşıyla barıştıklarını anlamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O pazar gene öğle saatlerinde uyandı. İçinde teknelere bakmaya dair yoğun bir istek hissetti. Sahilde hepsini teker teker inceleyerek hayaller kurdu. Kafasında maliyet hesabı bile yaptı. Başa çıkamayacağını anlasa da moralini bozmadı. Bazı şeylerin sadece hayalini kurabilmek bile güzeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyice daldığı anda telefonun sesini duydu. Araya O'ydu ve telefonu açtığında neler dinleyeceğini biliyordu.&amp;nbsp;Arkadaşının mutsuzluğunu yönetebilmişti ama bu sahte paylaşıma katlanamazdı. Aynı şeyleri tekrar tekrar yaşayacağını düşündü. Her şeye yeniden başlamanın onu sinirlendirmeyeceğini, sadece sıkacağını tahmin edebiliyordu. Kendine sözler vermeyi çoktan bırakmıştı. Hayatında seçim hakkı olmayan tek insan kendisiydi işte, bu kadar basit…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra arkadaşının hiçbir hissettiğine ortak olamadığını fark etti. Ne üzülmesi ne de sevinmesi, umurunda bile değildi. Artık onu eskisi kadar sevmediğini anladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meşgul tonu verdi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat hala çok geç değildi. Biraz acele ederse Fener’in maçını izlemek için eve yetişebilirdi. Mahalle fırınında yiyecek bir şeyler kalmış mıydı acaba? Şu yeni santrafordan da artık&amp;nbsp;gol bekliyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-4118792556208442695?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/4118792556208442695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/krmz-telefon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4118792556208442695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4118792556208442695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/krmz-telefon.html' title='Kırmızı Telefon'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TKGRmHzceqI/AAAAAAAAAMo/yS0DRFuBf44/s72-c/Klasik_Tekne-0ce4b945d1-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6730249366530364078</id><published>2010-09-21T21:30:00.004+03:00</published><updated>2010-09-21T21:42:10.169+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzelleme'/><title type='text'>VİETKONG</title><content type='html'>Hiç Beşiktaş’tan Ortaköy’e yürüdünüz mü…? Tersi istikamette yürümekten farklıdır. .Beşiktaş yönüne doğru yürüyorsanız; mesela işinize gidiyor olabilirsiniz, belki de benim ve tarafımdakilerin hiç ilgisini çekmese de, tuttuğunuz takımın maçı için çocukça bir heyecan içersindesinizdir veya Üsküdar teknesine yetişmenin stresidir adımlarınızı hızlandıran&lt;br /&gt;Hiç Beşiktaş’tan Ortaköy’e yürüdünüz mü…? Kuruçeşme’de gece kulübüne gidiyorsanız zaten arabalısınızdır.  Oralarda fazla iş yeri de yoktur zaten… Otobüse binmeye paranız olmasa ve o yolu yürümek zorunda olsanız bile,  gene de mutlu eder o asmanın altından geçmek sizi.&lt;br /&gt;Beşiktaş’tan Ortaköy’e yürürken güzel şeyler hissetmeyeniniz var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın ne olurum bilmem. Nereye giderim, nasıl bir hayat yaşarım…Hızlı yaşayıp genç de ölsem, kolsuz atletle televizyon başında ömür de çürütsem…Hep yalnızlığı tercih de etsem, çoluk çocuğa karışıp erken rezervasyonla ucuz tatil de kovalasam…Büyük adam da, kadere küfür ederek haksızlığa uğradığını iddia eden kaybedenler kervanında biri de olsam...  &lt;br /&gt;En nihayetinde yürüyeceğim o yoldan son bir kez…Her şeyden öte, o an ne hissettiğimden bağımsız, o gelecek aklıma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversitenin ilk yılları.Nasıl da her şeyi bildiğimizi, herkesi tanıdığımızı zannederdik.&lt;br /&gt;Açıkça tavır alan kızlardandı: Anadolu’dan geldim ama İstanbul’un hakkını verebileceğim yerinde otururum, kendi ayaklarımın üzerinde dururum, en güzel yerde yemek yerim. Yani ben bu şehirde mutlu olabilirim! Peki siz mutlu musunuz ki?&lt;br /&gt; İşimize gelmedi tabi. Zira o zaman; Yılmaz Büyükerşen bu kadar popüler değildi, Mail Büyükerman’ın belediyecilik anlayışı Doğan Medyası tarafından bu kadar pohpohlanmıyordu, Dadı&amp; Es-Es gibi kötü diziler çekilmemişti ve Eskişehirspor 1. Ligde değildi. Bizim orası hakkında tek bildiğimiz Mithat Körler ve çalışmak zorunda kalmamak için dua ettiğimiz Arçelik Fabrikası’ydı.  Porsuk’un etrafındaki cafeler ise biz de yazlık disko çağrışımı yapıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir’den gelmiş, bize hayatı öğretmeye çalışıyor. Bırak bu işleri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şakalara gülmeyi bilir, hatta beğendiğini üzerine alırdı. Egosu fazlaydı ama aptal insanları ayırt edebiliyordu. Pastoralliği abartırdı. Durmadan; kuşlar, böcekler, tabiat, manzara muhabbetleri yapması sıkıcı ve sıradandı, ama bu Tatar Kızında hiç kimse de görmediğimiz bir naiflik vardı işte!&lt;br /&gt; 11 sene boyunca içinde bulunduğu fiziksel şartlardan bir kere bile şikayet ettiğini duymadım.  Eskişehir’de ortalama üzeri bir ailenin kızıyken, İstanbul’da boğaz manzarası uğruna elektrik sobalı bir evde oturmayı göze almış bir insandan beklenecek de buydu. &lt;br /&gt;Zaman içerisinde o derme çatma evi bir saray yavrusuna çevirdi. Ayrıca, hep istediği ve bence de kendine uygun olan reklamcılık sektöründe çalışmaya başladı. Hepimizin başına gelen onu da en zayıf yerinden vurdu ve duygusallaşmaya başladı gün be gün. O isyankâr tavır, başkalarının sorumluluklarıyla törpülenmeye başlamıştı. Onu hep kızdırdığım gibi (ne yazık ki doğru!) ,daha fazla ılımlı ama daha az yönlendirici bir insana dönüştü. Hatta son yıllarda; ne saatlerce manzaraya karşı oturup kitap okuduğundan, ne de güneşin batışını izleyip mutlu olduğundan bahsediyor bana. Sebep benim her defasında dalga geçiyor olmam değil, benim laflarıma takılmaz.  Bence artık o da, çoğunlukla, eskisi gibi hissetmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün baktığımda:&lt;br /&gt;Sadece anlatmak istediği kadar anlatıp, hep büyük parçayı kendini saklıyor olsa da. O sevimli suratıyla bazen insanları,  asla kullanmak değil de, manipüle ettiğini düşünsem de.  Rahatına düşkünlüğü bazen beni çıldırtsa da. Asla çok hırslı bir insan olduğunu kabul etmek istemese de. Ayakkabı tercihlerini hiç beğenmesem de. Sigarayı bırakmayı bir kere bile denememesi beni çok üzse de. Hayata,  hep işine geldiği açıdan bakmaya çalışması ve o deli inadı beni mütemadiyen kitlese de…Hep büyümek için ona ihtiyacım oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir keresinde bir film izlemiştim. Dünyanın en aksi, kaprisli ve bencil adamından, bir kadın kendisine iltifat etmesini istiyordu.  Adam ilk başta cevap veremiyordu, daha sonra iyice köşeye sıkışınca beni çok etkileyen cevabı vermişti “Daha iyi bir adam olmayı istememi sağlıyorsun”. Benim de, biraz çalıntı da olsa, bunca zaman sonra hep ondan esirgediğim iltifatım budur aslında. O beni hep daha iyi bir insan yaptı. Çünkü o buna değerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu yüzden; bugün, yarın, 20 yıl sonra veya hayatımın son günlerinde. Onunla hala görüşüyor olmasam da. Beşiktaş’tan Ortaköy’e yürürken, hep daha iyi bir insana dönüştüğümü düşüneceğim. Hep o gelecek aklıma. Ortaköy’e yaklaştıkça minnet duyacağım. Çünkü hep gözü üzerimde olacak, hep kollayacak beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ki varsın Vietkong...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-6730249366530364078?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/6730249366530364078/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/vietkong.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6730249366530364078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6730249366530364078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/vietkong.html' title='VİETKONG'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7828253050563508465</id><published>2010-09-20T10:31:00.007+03:00</published><updated>2010-09-21T11:11:43.343+03:00</updated><title type='text'>Beni Yaşamımla Sorgula*</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TJcwVzB14fI/AAAAAAAAAMg/E1Wvs3w-zcE/s1600/Citroen_ZX_VL.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 297px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TJcwVzB14fI/AAAAAAAAAMg/E1Wvs3w-zcE/s400/Citroen_ZX_VL.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5518933019399152114" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TJcwGUbmx6I/AAAAAAAAAMY/2AyZUcw9eg4/s1600/photo.PNG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 189px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TJcwGUbmx6I/AAAAAAAAAMY/2AyZUcw9eg4/s400/photo.PNG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5518932753487677346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* Bu hayatta; Fenerbahçe-Bjk maçını bile, kombine sahibi olunmasına rağmen, göz ardı etmeme vesile olabilecek arkadaşlarımın olması güzel bir şey. Ne demiştik, insana insan böyle günlerde lazım. Verdik kombineyi, vurduk Ankara yollarına...Sağ olsun arkadaşlar canlı olarak mesajlarla verdi maçın gidişatını. Çok da bir şey kaybetmedik hani...Ulan Fener! sana çok pis laflar hazırladım, bekletiyorum bir yerlerde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 2007 Yılında Konya'da bir arkadaşımın düğününe gitmiştim. Orada yaşadıklarımın akabinde bizim malum "Atina'lının" düğününde müzik eşliğinde duvara bakan Yunan'lıları görünce, halkımızın ne kadar oynamaya meraklı olduğuna kanaat getirmiştim. Bu son gittiğim düğün de aynı şeyleri hatırlattı bana. Bizim Karadeniz düğünlerinde anlamsız bir horon vardır (Rize Horonu düşünülenin aksine çok sıradan ve sıkıcıdır), bahsettiğim Konya düğününde inanılmaz bir kaşık havası ritüeli vardı (Oynayanlar durmadan kaşıkları kırıyorlardı, düğün sahibi de hemen yeni kaşığı temin edip oynayanlara veriyordu. Racon böyleymiş!). Bu gittiğim düğündeyse yarı Angara yarı Doğu Aadolu konsepti vardı. Davul zurna ve halay üçlüsü...sen nelere kadirsin...Üç tip düğünü değerlendirme alırsak şu sonuca varabiliriz. En sıkıcı düğünler İstanbul'daki Beyaz Türk Düğünleri! Bir Demet, Serdar çalacak ki coşacaksın...geçiceksin efendi...kafaya kravatın geçirilmediği düğün eksik düğündür...bunu bilir bunu söylerim. (Vedat Özdemiroğlu'ndan: Ruslar için Çaykovski neyse, Demet Akalın bizim için tam tersidir...:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dünya'nın en güzel, en arşivci insanlarında Suner, bana yukarıdaki fotoğrafları mail attı bugün. İlk arabam ve ilk telefonum...Özellikle 96 yılında aldığım, Sahra Telsizi tadındaki Siemens'e dikkat! İnsanın ilk göz ağrısı  bir başka olur, fakat sadece o telefonla yaşadıklarımın güzel olmasıdır beni hüzünlendiren. İtiraf etmeliyim ki boktan bir telefondu. Siemens cep telefonlarının neden piyasadan silindiğine cevaptır bu tasarım. Tipe bak! Alsana herkes gibi Ericcson 337, neyin peşindesin be adam! Arabaya gelince...Onu da severiz (Citroen ZX), ayrı. Ama onlarca deneyimimden sonra rahatlıkla söyleyebilirim ki: Fransa'dan ya peynir ya şarap alacaksın, arabasının yanından geçmeyeceksin arkadaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İnsanın Tübitak'ta çalışan arkadaşları olması bir hava sebebi midir? mesela birisine desem ki"Tübitak'ta çok çevrem vardır, her türlü işini hallederim" prim yapar mıyım bu alemde? Beni bilimsel çevresi olan şahşına münhasır biri olarak adlederler mi? İşin gerçeği benim ilgili arkadaşlarla yaptığım sohbetler genelde "hangi ülkede ne ucuza temin edilir?" "Avrupa birliği kredileri nasıl alınır" konseptlerinden öteye geçmiyor. Hayır sağda solda hava yapıyoruz ama altını dolduramıyoruz. En son gittiğimde nihayet söyledim, bari Tübitak Yayınlarından 2 bilimsel kitap ateş edin de evde gösterip mahçup olmayalım sağa sola.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*BTW severim Tübitak'lı Gürcan ile Didem'i...Ankara'nın en güzel yanını almışlar. Anadolu'nun ortasında dingin bir hayat. Memur zihniyetinin ecnebi kültürüyle update edilmiş hali. İstanbul'a taşınmayın! bozarsınız kendinizi...Son bir iltifat, şu ana kadar gördüğüm en sıkıcı olmayan evlilik!..Müzikale gelmesem olma mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Tübitak demişken...Mevcut başkanı, zamanında bizim fakültenin dekanıydı. Tabi biz de her Türk genci gibi 1. sınıfta uzatmışız saçları omuzumuza kadar. Bu arada kalmadı o kültür.Uzun saçlı erkekleri beğenmiyorum diyen hatun ekolüne karşıyız. Türk Genci'nin topluma karşı bir isyan kalesini daha yıktınız, mutlu musunuz? herkes asker traşlı ve sakallı...Bu mudur yani! Neyse, o zamanlar Fakülte Avrupa Kalite Ödülüne aday olmuş. Büyük olay bu, topyekün hummalı şekilde yarışmaya hazırlanılıyor. Herkesin gözü fakültenin üzerinde. Tabi bizim; tek derdi akşam nerde rakı masası kursak olan, makina mühendisliği tayfasının umurunda değil bu çalışmalar. Birinci olursak sağda solda hava atıp pirim yapacağız, o kadar. Bugün bile neden kazanamadık bilmem! Yarışmadan önce bir gün İzmir'li sınıf arkadaşım  Özün ile fakülte merdivenlerinde oturuyoruz. İkimiz de Umut Sarıkaya tiplemelerinin hakkını veriyoruz: keçi sakal, t shirt üzeri oduncu gömlek, postal ve tabi ki uzun saç..Makine Mühendisliği öğrencisi olmanın gereği olduğu gibi bir şakalaşma sonucu asıldık birbirimizin at kuyruklarına.İkimiz de yerlerdeyiz! ben diyorum bırak, o diyor önce sen bırak. Yaklaşık 5 dakika yerde hareketsiz kaldık.O sırada mevzubahis dekan üst düzey bir komutana, fakülteyi kalite çalışmalarını göstermek suretiyle gezdiriyormuş. Bir anda karşılarına yerlerde sürünen biz çıktık. Kadıncağız önce bir yutkundu, sonra yanındaki komutana "işte bu da öğrencilerimiz" dedi. Komutanın bakışı unutamıyorum. İlerde askere giderken o adam aklıma gelmişti. Bir denk gelsek "Full Metal jacket" modeli yaşatırdı bana herhalde...Dekanı ondan sonra her gördüğümde de yolumu değiştirdim. O işi de o şekil bağladık..oluyor böyle rezillikler efenim, hayatı brut ele almak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kolpa editöre de söyledim geçenlerde. Hayatı müsbet bilimler üzerinden yorumlamak trend..Rasyonel olmayan; Secret-Karma vs. kolpaları, "Evrende bir enerji var"  geyikleri,  hakkettiği gibi dayanaksızlıktan çamura saplandı.Amerikan dizi ve film sektörü de bayağı bir yol yapıyor atom fiziğine. Şu CERN deneyinden beklenen sonuç çıksın, "okyanus öteciler"'e meseleyi aşırı derecede çirkinleştirmeyi düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kürtçe eğitim iyi hoş da..bu arkadaşlar ÖSYM sınavlarına nasıl girecek. O metadolojiyi Kürtçe öğrenip Türkçe sınav çözmek olur mu. Hadi çevirmenle farklı kitapçıklar hazırlandı diyelim. Yok yanlış tercüme, yok anlam kayması. Bin tane sıkıntı çıkar. Biz daha Türkçe sınav yapmayı beceremiyoruz. İkinci dilde durmadan sınavlar iptal olur. İlerde de Alanya'lı Ruslar da kendi dillerinde ister. Al sana ÖSYM de gereksiz istihdam. Sonra devletin sırtında kambur var.Boykotton önce bunları tartışalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*beni yaşamımla sorgula&lt;br /&gt; iki gözüm&lt;br /&gt; beni yüreğimle&lt;br /&gt; beni özümle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; bilimle anla beni&lt;br /&gt; felsefeyle anla beni&lt;br /&gt; tarihle anla beni&lt;br /&gt; ve öyle yargıla.&lt;br /&gt; (Ersin ERGÜN)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7828253050563508465?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7828253050563508465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/beni-yasammla-sorgula.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7828253050563508465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7828253050563508465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/beni-yasammla-sorgula.html' title='Beni Yaşamımla Sorgula*'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TJcwVzB14fI/AAAAAAAAAMg/E1Wvs3w-zcE/s72-c/Citroen_ZX_VL.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-5753655725414503024</id><published>2010-09-14T16:44:00.002+03:00</published><updated>2010-09-14T17:12:22.555+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='What have we found? same old fears...'/><title type='text'>Gözleri Dört Defa Lacivertti...</title><content type='html'>&lt;object width="480" height="360"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/x5ib0s?additionalInfos=0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/x5ib0s?additionalInfos=0" width="480" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x5ib0s_ah-mujgan-ah-sadri-baba-anlatiyor_news"&gt;AH M&amp;Uuml;JGAN AH  SADRi BABA ANLATIYOR&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Y&amp;uuml;kleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/irfan3334"&gt;irfan3334&lt;/a&gt;. - &lt;a href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/news"&gt;G&amp;uuml;ncel haberleri izleyin&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;sevgimizin bir tanesiydin Müjgan.&lt;br /&gt;saçları sırtına kadar sırma sırma dökülür,&lt;br /&gt;elleri ufacık, gözleri dört defa lacivertti.&lt;br /&gt;ve de her ne hikmetse o da bana gönüllüydü.&lt;br /&gt;öyle bir sevdim ki Müjgan’ı,&lt;br /&gt;dünyamı şaşırdım, haddimi bilemedim,&lt;br /&gt;evleniriz gibi geldi bana.&lt;br /&gt;evimiz, yuvamız olur, ışığımız yanar,&lt;br /&gt;fakir soframız kurulur gibi geldi.&lt;br /&gt;sahil bahçesinde gazoz içerekten&lt;br /&gt;gizli gizli mal-ü hülya kurardık.&lt;br /&gt;sonrada çarşılara giderdik.&lt;br /&gt;eşya beğenirdik elden düşme;&lt;br /&gt;aynalı konsolumuz&lt;br /&gt;topuzlu karyolamız bile olacaktı.&lt;br /&gt;Müjgan’ın her an her bi daim yanında olacaktım&lt;br /&gt;ama olmadı gitti.&lt;br /&gt;nereye mi ?&lt;br /&gt;paraya gitti abicim paraya&lt;br /&gt;nasılda sevmiştim yıllarca ben seni&lt;br /&gt;her akşam bekledim yollarını&lt;br /&gt;elbet bir gün biz yuva kurarız derken&lt;br /&gt;duydum evlenmişsin sen zengin bir gençle&lt;br /&gt;zengin olsaydım sensiz kalmazdım&lt;br /&gt;her an düşünüp seni hiç ağlamazdım&lt;br /&gt;param olsaydı aşkım kalırdın&lt;br /&gt;seve seve yanımda benimle yaşardın&lt;br /&gt;nikah resimlerimizi de çektirdiydik.&lt;br /&gt;sonra Karpuzcu Raşit ağabeyinin&lt;br /&gt;kayınbiraderine borç ederekten&lt;br /&gt;nişan yüzüklerimizi de yaptırmıştık.&lt;br /&gt;ama Müjgan takmadı bunu&lt;br /&gt;takamadı uçuverdi elimden.&lt;br /&gt;meğer gizlice altın bir kafes bulmuş kendine.&lt;br /&gt;Müjgan’ın gelinliğini hususi diktirmişler,&lt;br /&gt;benim gibi kiralık tel duvak almaya kalkışmamışlar yani&lt;br /&gt;öyle sevindim ki.&lt;br /&gt;mesut ve bahtiyar olsun diye dualar ettim hergece&lt;br /&gt;sonramı ne oldu&lt;br /&gt;Müjgan gibi bende&lt;br /&gt;birbirimize ettiğimiz sözleri&lt;br /&gt;ettiğimiz yeminleri unuttum.&lt;br /&gt;bir daha mahalleye gelmedi müjgan, gelemedi.&lt;br /&gt;bizim dar ve eski sokaklara otomobili sığmıyormuş dediler.&lt;br /&gt;senede birkaç ay zaten avrupa’daymış dediler.&lt;br /&gt;zaman şifalı bir ilaçtır unutursun dediler,&lt;br /&gt;unuttum bende unuttum&lt;br /&gt;hiç aklıma gelmedi.&lt;br /&gt;hatırlamıyorum Müjgan’ı&lt;br /&gt;hatırlamıyorum şimdi&lt;br /&gt;Bu şiiride ben yazmadım zaten&lt;br /&gt;Unuttum  abi bende unuttum&lt;br /&gt;Hatırlamıyorum şimdi&lt;br /&gt;Müjganın gözleri ne renkti&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-5753655725414503024?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/5753655725414503024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/gozleri-dort-defa-lacivertti.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5753655725414503024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5753655725414503024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/gozleri-dort-defa-lacivertti.html' title='Gözleri Dört Defa Lacivertti...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-8253173459580252934</id><published>2010-09-14T13:55:00.002+03:00</published><updated>2010-09-14T16:12:24.103+03:00</updated><title type='text'>Beklerken...</title><content type='html'>* 26 Eylül'ü bekliyorum...Zira son yıllardaki  favori dizim Dexter'in yeni sezonu o tarihte başlayacak. Düşünüyorum da, en son bu şekilde beklediğim dizi Lost'un 3. sezonuydu sanırım. Lost malumunuz mantara bağladı ve bitti. Lost'un aksine Dexter'in bu alemde milad olacağını düşünenlerdenim..Go Morgan Go!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 20 Eylül'de neler olacak? kaygıyla bekliyorum...PKK'nın ateşkesi o tarihte sona eriyor. Eylemlerle beraber herkes referandumdaki tercihini sorgulayacaktır.Süreç de ilginç ilerliyor...20 Eylül den sonrası büyük olaylara gebedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Beyrut'a gitmeyi bekliyorum. Şu sıralar en merak ettiğim yer orası. Şaka maka ılımlı islama mı kayıyorum bilinmez, ama son zamanlarda Arap&amp;Pers kültürü feci ilgimi çekmekte. Bayramda veya yılbaşında olur mu acaba??. Ondan sonra da İran'a gidebilmeyi bekliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ada sahillerinde bekliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Her ne kadar herkes ümidini kaybetse de, ben Andy Kaufman'ın bir yerlerden çıkmasını bekliyorum, umuyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Pulp'ın &amp; GNR'ın tekrar birleşmesini, eskisi gibi albümler yapmasını bekliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 2011-2012 Futbol Sezonunu bekliyorum... Zira bu sene bizim takımdan bir şey olmayacağı  muhtemel.Aziz Yıldırım'ın gitmesini bekliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Godot'yu bekliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 2011'in ilk işini bağlamak için bekliyorum. Şu 2012'yi bir bulsak, atlatacağız gibi  krizi. Ha gayret be...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* C. Nolan'ın bir Batman Filmi daha çekmesini bekliyorum. Hatta, kendisi sabah akşam film çekse tapiyiz. Bir de şu Spider Man serisine el atmasını bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Başka güzel şeyleri de, sanırım onları beklemeyi sevdiğimden, durmadan bekliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Tostumu yedim bekliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-8253173459580252934?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/8253173459580252934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/beklerken.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8253173459580252934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8253173459580252934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/beklerken.html' title='Beklerken...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3899274545702545359</id><published>2010-09-12T20:12:00.005+03:00</published><updated>2010-09-12T21:16:27.734+03:00</updated><title type='text'>Twitter Tadında Blog Mesajları...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TI0RWMkABEI/AAAAAAAAAMQ/35FGzSYxr-Y/s1600/avatar_xl.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 267px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TI0RWMkABEI/AAAAAAAAAMQ/35FGzSYxr-Y/s400/avatar_xl.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5516084191625741378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Biraz önce referandum sonuçları açıklandı.Ne olur ne biter üzerine çok konuşulur, ama unutulmasın ki bu seçimin gerçek galibi BDP'dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bir işadamından duyduğum önerme gerçekten doğru sanırım: Türk Halkı'nın genlerinde hayır demek yok! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ben televizyon programcısı olsam, referendum sürecinde kesilikle Erkan Yolaç'ı ekrana çıkarırdım. Düşünesenize, 2 saat boyunca vur dibine evet-hayır geyiğinin. Bir de Gandhi Kemal'i yarıştırsa ne güleriz yahu(Oy vermeyi beceremeyen genel başkan olur mu!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* EVet sonucu çıktı diye Türk Milleti'ni gerzikalılık ve cahillikle suçlayan lümpen arkadaşlarım! sizin bu ikircikli (bu lafı da RTE'den kaptım) tavrınızdır hattızatında Akp'yi tepemize çıkaran.Kendizi oturduğunuz yerden , farklı bir yere koymaya çalışacağınıza biraz katılımcı olsanız belki bir şeyler değişecek. Miyagi'nin Dainel'e söylediği gibi: sen savun, sayı gelir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bir de, seçim sonuçları sebebiyle, Aziz Nesin'in malum lafına atıfta bulunanlar var. o, bu önermesini uzun bir listeyle desteklemişti. Bakın bakalım; ailenizin o lafın edildiği yıllardaki tercihleri ilgili listede var mı? Mesela 12 Eylül anayasına evet diyen, Turgut Özal gibi birisine oy verenlerin evlatlarının sağda solda Aziz Nesin'den bahsetmesi ne kadar komik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bu akşam, Dünya Basketbol Şampiyonasında, USA ile final oynayacağız. Sonuç ne olursa olsun, böyle sempatik bir takıma sahip olduğum için gurur duyuyorum. Her ne kadar eleştirilseler de basketbolu yönetenlerle futbolu yönetenler bir yer değiştirse ya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 90 lı yılllarda basketbolumuza damgasını vuran adamdır Larry Richard. Aşağıda Facebook profiline, bu akşamki maç için, yazdığı iletiyi yapıştırıyorum. Ne güzel adamsın sen Larry! Bu ülkeye yabancı sporcu gelecekse, böylesi gelsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Just wanted to say congrats to the Turkish National Team for making the finals after a great match against Serbia. Turkish basketball has come a long way. I am so proud and happy. Well tomorrow its against USA. Hmmm, I know i'm gonna get a lot of heat from my friends here in the states, but I hope the Turkish team wins...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Referandum bitti, Dünya Basket Şampiyonası bitiyor...gündem Fenerbahçe'nin rezil haline kayacak gibi..."Yetmez ama, Aykut!" diyoruz ama, bu yönetim de artık gitsin istiyoruz be anacım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3899274545702545359?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3899274545702545359/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/twitter-tadnda-blog-mesajlar.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3899274545702545359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3899274545702545359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/twitter-tadnda-blog-mesajlar.html' title='Twitter Tadında Blog Mesajları...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TI0RWMkABEI/AAAAAAAAAMQ/35FGzSYxr-Y/s72-c/avatar_xl.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3011065700486538044</id><published>2010-09-07T09:40:00.003+03:00</published><updated>2010-09-07T15:18:04.552+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevmiyorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yürü Bee'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>HAVET!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TIYqahd06_I/AAAAAAAAAMI/Agr9VxcEh8s/s1600/oyvermekoyver_copy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 283px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TIYqahd06_I/AAAAAAAAAMI/Agr9VxcEh8s/s400/oyvermekoyver_copy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5514141428910189554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde bütün iletişim organlarında referendum teranesini dinlemekten tek sıkılan ben değilimdir sanırım. Hayatımız boyunca; bizi futbol fanatikliğiyle suçlayan, bir takımın peşinden bu kadar koşulur mu diyen, taraf olmayı gereksizlik, rakip görmeyi eziklik bilen insanların, körü körüne destekleme hususunda bizi kat be kat aştıklarını eğlenerek izliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mübalağa etmiyorum, şu an kutuplaşanlar takım fanatikliğinin bir adım gerisinde değil. Herkes, kendini bir tarafı savunmak zorunda hissettiği için, neferlik yapmakta. Bu çığırtkanların çoğunun referendum maddelerine hakim olduğuna bile inanmıyorum. Şu an okuduğunuz yazıyı referenduma 6 gün kala yazmakta olan kulunuz, hala nereye oy atacağına karar vermemiş durumda. Dolayısıyla ben bu satırları yazarken sesli düşüneceğim. Birçoğunun yapmak istemediği şekliyle, konuya tarafsız bakmaya çalışıyorum. Çünkü ben parti borazanı değilim, kayıtsız şartsız hiçbir oluşuma teslim olmam. İrdeler, kararımı öyle veririm. Bir kişinin veya oluşumun her zaman doğru kararlar vereceğini iddia etmek, Atatürk'ün Beşiktaş'lı olduğunu iddia etmek kadar komik ve tutarsızdır çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak, ben bu parti atışmalarını fabrika patronu-sendika çekişmelerine benzetiyorum. Görünürde 2 taraf var, fakat değişmeyen gerçek aşikar. Bir taraf muktedir öteki taraf hizmetli!. CHP öyle bir siyaset güdüyor ki sanırsın asla iktidar olmak gibi bir niyeti veya umudu yok. Durmadan, bu referanduma evet çıkarsa, hükümetin devletin bazı kanallarını ele geçireceğini ve bunun da AKP nin "malum" hedeflerine ulaşması için son darbeyi vuracağını söylüyor. Behey basiretsizler! 2 sene sonra genel seçim var, sen iktidar ol sen kullan o kanalları da 8 senedir eleştirdiğin düzeni paramparça et! Referendum bütün bu hakları AKP ye bağlamıyor ki, iktidar partisine bağlıyor. Bu ne ezikliktir bu ne mağlubiyeti kabullenmektir! Adamın biraz gururu olur. BJK bile bıraktı "nasıl olsa 2 büyüğün yanında yer alamıyorum bari ezilene yatıp prim yapayım" stratejisini. Adamlar Q7'yi aldı, CHP hala Kamer Genç ile gol yollarında etkili olmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi buna şu şekilde cevap verenler olacaktır "Hayır diyenler ülke menfaatini ve demokrasiyi ön planda tutuyorlar". Güler geçerim. Bu ülkede; CHP nin belediyelerde ve devlet idarelerinde yaptığı kadrolaşma ve adam kayırma rekorunu, herhalde uzun yıllar hiçbir parti kıramaz (Bu yazdıklarımı; uydurmuyor, bizzat devletle iş yapan birisi olarak gözlemlediğim için söylüyorum).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca; ister demokrasi deyin ister kuvvetler ayrılığı, bu kavramları iktidardan ayırabilmiş hatta ayırmayı istemiş, modern batı dünyası dahil, hiçbir düzen yoktur olamaz da. Bize anlatılan şehir efsanelerini bir kenara koyarsak, batı toplumunda da (özellikle USA'da) yargının hükümet politikalarına hizmet ettiği aşikardır. Zaten batıda, bizi uyutmak için anlatılagelen demokrasi kavramından eser yoktur. Zira o çok özendirilen medeni topraklarda; çatıdan Türk Bayrakları indirilir, cami minareleri yıkılır, başka ırktan olanlara pislik muamelesi yapılması vaka i adiyedir. O yüzden açık konuşmakta fayda var; eskiden yargı asker ve savcı insiyatifiyle taraflıydı, artık iktidar insiyatifiyle taraflı olacak. Giren çıkan hep vatandaşa olacağı için bu hususta ahkam kesmenin beyhude olacağını düşünüyorum. Ayrıca tutarlı olmakta fayda var, şu an iktidarda AKP yerine "Süper Atatürk'çü ve laik" bir parti 8 yıllık saltanat sürmüş olsaydı, o Facebook ta her allahın günü HAYIR'lı görsellerle kafa şişiren sıkıcı insanlar, aynı maddeler için bayıla bayıla evet tercihini destekleyeceklerdi. Zaten esas da budur, anayasa particilikten ve siyasetten bağımsız olmalıdır. Doğru, iktidarda kimin olduğuna göre farklılık göstermemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim öteki tarafa. AKP nin bu referendumla; tatlı su kurnazlığı yaptığı, hakkaniyetli maddelerle insanın gözünü boyayıp kritik 2 maddeyi geçirmeye çalıştığı, konuşulması gereken noktaları hasıraltı edip ot bokla "Evet" oyu istediği zaten açık. Ayrıca 12 Eylül'ün; yarattığı ve yol verip nemaladığı bir mantalitenin son temsilcilerinin darbecilere kızıyor gibi yapması tamamen bir ortaoyunudur. Adama sorarlar: bu ülke 12 Eylül'den önce de müslümandı ama senin mahsulu olduğun tarikatlar piyasada yoktu, o nasıl olacak? Bununla beraber AKP'nin, 250 mebusunun hakkında işleme konulamayan davalar olduğu bir ortamda, milletvekili dokunulmazlığını kaldırmaya yönelik bir aksiyonu olmadığı sürece hak hukuk adaletten bahsetmesi ayıptır, yavşaklıktır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RTE'nin, tabiri caizse arkadan rüzgar yapıp televizyon karşısında yüzleşmeden kaçması da delikanlılığa sığmaz. Neden korkuyorsun, neyin açığa çıkmasından çekiniyorsun? sıkışınca "one minute" çekip, gider yapacağın bir moderatörü de kabul eder bizim Gandhi Kemal. Türk Milleti'nin örfünde yüzüne söyleyemeyeceğin şeyi arkadan konuşmak yoktur. Nasıl Kasımpaşa'lılık bu efendi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tarafta yenilgiyi baştan kabul etmiş, bütün kalelerine girilmiş, bezmiş, yokolmuş bir muhalefet.Öteki tarafta insanları salak yerine koyan, satılmış,yalancı ve takiyeci bir iktidar.Siz gerçekten hangi karar çıkarsa çıksın bu ülkenin demokratlaşacağını mı zannediyorsunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar işsiz, insanlar aç...İşsizlik tavan yapmış, kimsenin gelecekle ilgili bir umudu yok, herkes mutsuz, herkes çaresiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verdiler elimize bir referendum geyiği kıvırıp kıvırıp duruyoruz. Artık 13 Eylül sabahı naparız gerisini bilmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;* Görsel: İcmihrak.blogspot.com&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3011065700486538044?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3011065700486538044/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/havet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3011065700486538044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3011065700486538044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/09/havet.html' title='HAVET!'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TIYqahd06_I/AAAAAAAAAMI/Agr9VxcEh8s/s72-c/oyvermekoyver_copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6648195865776231810</id><published>2010-08-30T20:44:00.004+03:00</published><updated>2010-09-06T11:47:19.582+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe S.K.'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbolun Kıssadan Hissesi'/><title type='text'>Original Clup Kadıköy</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TISpWL6KDBI/AAAAAAAAAMA/aJE-MlGkbhk/s1600/DSCF1962.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TISpWL6KDBI/AAAAAAAAAMA/aJE-MlGkbhk/s400/DSCF1962.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513718042427264018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hani her hobisi olanın bu doğrultuda bir Nirvana'sı vardır ya. Ne bileyim, ben yapmasam da, dağcılıkla uğraşan birinin hep tırmanmak istediği bir tepe olur düşlerinde. Ya da kayak yapan birinin hep kaymak istediği bir pist.İşte kenarından köşesinden iki futbol deplasmanına gitmiş adamın hayalidir Yunanistan deplasmanı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum, bu son PAOK maçına kadar Türk Taraftarları hiç Yunanistan'a gidemiyordu. Bu maç ile bir başlangıç verildi (iyi mi oldu kötü mü tartışılır!). Kuranın çekilmesiyle beraber kafamızdaki bütün taşları yerlerine oturttuk. Hazır can arkadaşımız Atina'lı Seda'nın (Roma'lı Perihan gibi oldu ama idare edin)içten davetlerini de alayazıyorken, bu fırsatı kaçırmayalım dedik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vize hakkına nail olmak! aşamasında yaşadıklarımızı uzun uzadıya yazmayalım. Zaten herkesin kenarından köşesinden bildiği mevzular bunlar. Herşeyi planlayıp Perşembe sabahı tribün arkadaşlarımla Selanik'e gidecek otobüse konuşlandığımızda kafamızda bazı sıkıntılar vardı haliyle. Uzun uzun cümleler kurmaya üşendiğimden, malum bayağı uzun zamandır da yazmıyorum, gene madde madde gidelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*  2 maçtaki de Fenerbahçe taraftarı profili kendi takımımdan soğumama sebep oldu. Gs ve Bjk nin avrupa kupalarındaki rakiplerini desteklemenin ülkemde ayıp olmasıdır aslında bu patavatsızlığın temeli. Klup maçlarında ne milliyetçiliği ulan! Yunanistan'a savaşa gider gibi giden, Türkiye'deki maçı milli maça çeviren, tribünde anıra anıra kuran okuyup tezahurat yapmaya çalışan, abuk subuk Atatürk pankartları hazırlayan sonra Yunanlılar içeri sokmayınca mazLumu oynayan ve 2 maçta da yaratıcılık adına hiçbir şey yapmayıp (tribün jargonunda mantara bağlayan)nasıl taraftar olunur dersi alan profilden bahsediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Selanik güzel ve sevimli bir yer. Çok az vakit geçirdim ama, ne kadar kassan da, öyle ağzını açık bırakacak bir atraksiyonu yok gibi. Maçtan sonra, niş tribün ortamımı kaçarayak terketmeme müteakip, binlerce PAOK lu kardeşimizin arasında beni Atina'ya götürecek değerli AEK'li arkadaşlarımı beklerken Yusuf Yusuf atmadım değil hani. Tam bana karşı bakışlar değişiyorken bir el çekti beni kalabalığın arasından. Hani yıllar sonra sorsalar Selanik'in nesini bilirsin diye, herhalde o ışıklı dörtyol ağzını söylerim. Bir de beni kurtaran o irice arkadaşı. Neyse bir şekil Atina'ya yola koyulduk otobandan... Yanındakiler kimdi derseniz cevabım yok...(bu Yunan isimleri uzun ve zor, hatırlamıyorum...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Maç sonu tribünü terketmem de ayrı bir meseleydi. Normalde polis, milliyetçilik damarı tavan yapmış bizi stadda alıkoyacaktı. Baktım bitime 2 dakika kala İzmir'den gelen yaşlı amca ve teyzemiz stadı terkediyor, aynen yanaştım yanlarına. Polis beni  Selanik'teki kayınço zannetmiş olsa gerek, benim de onlarla çıkmama izin verdi. Sonra çocukları aradım ve bir önceki maddede yazdıklarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Atina'yı 3 gün kadar gezme şansım oldu. Her gidenin söylediği gibi öyle fazla numarası olan bir yer değil. Geçen sene yaşanan büyük isyanın etkileri hala gözüküyor. Sokaklarında Türkiye'den sonra bu kadar polis olan başka bir ülke görmedim. Bizim Seda'nın Atina Günleri ise stressiz ve güzel gözüküyor. İyi insanlar, rahat ortam ve durağan bir yaşam. Bana sıkıcı gelir belki ama o seçtiği hayattan mutlu gibi.Bizim tribünün %90 ından daha delikanlı AEK'li bir kocası var (Makis! onun adını biliyorum Neden? kısa çünkü...). Eğer bu satırları okursa ona bir şey itiraf edeceğim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seda, Makis'e havalimanı yolunda Makedonya mevzusunu bilerek açtım. Hani anarşist söylemlerle bizim tribünü biraz milliyetçilikle itham etti ya...(haklıydı orası ayrı mevzu)..herkesin milliyetçilik damarının tutacağı bir mevzu var hattızatında...biz birbirimizi bilelim yeter..ayrıca teşekkürler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bu AEK Original'dan arkadaşların beni Atina'da Küçükarmutlu muadili mekanlara götürmeleri unutulmazdı. İddia ediyorum oralara giren yegane Türk turistlerden biriyimdir. Daha ayrıntılı yazmayayım zira sevmiyorlar bu internet ortamlarını. Ayıp olmasın efem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* OOOO AEKara, exo trelaaaa.....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-6648195865776231810?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/6648195865776231810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/08/original-clup-kadkoy.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6648195865776231810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6648195865776231810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/08/original-clup-kadkoy.html' title='Original Clup Kadıköy'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TISpWL6KDBI/AAAAAAAAAMA/aJE-MlGkbhk/s72-c/DSCF1962.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-8417788652397706348</id><published>2010-07-27T21:53:00.002+03:00</published><updated>2010-07-27T23:00:59.423+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Neler Öğrendik...</title><content type='html'>* Mesela bazı jenerik söylemlerin aslında ne kadar doğru veya ne kadar anlamsız olduğunu öğrendik. Örneğin ne kadar geleceğini tahmin etsen de; babannenin ölümünün seni ne kadar üzebileceğini ve üzüntünün çok sevdiğin insanların üzüntüleriyle ne kadar katmerlenebileceğini öğrendik."Ölenle ölünmez evlat..."..Bu kadar kolay mı?..söyleyene kolay işte..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Aynı zamanda İstanbul'da defin ritüelinin ne kadar değiştiğini öğrendik. Mesela artık yıkama işlemini camiler yapmıyor. Belediye belirli merkezlerde işi otomasyona bağlamış. Duvarlarında koca koca "Burada para vermek kovulma sebebidir" yazıyor. Bu işlemi camilerdeki maddi manevi istismarı engellemek için yaptıklarını hatta cenaze namazını bile merkezden yolladıkları imamla kaldırttıklarını da öğrendik. Belediyelerin cenazeler için otobüs tahsis ettiğini  öğrendiğimizi saymıyorum bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Tabi yukarıdaki maddenin ışığında neden AKP nin bu kadar oy aldığını bir kez daha anladık...Helal olsun ve hatta two thumbs up! diyoruz başka bir şey demiyoruz...Bazı kafaların daha bir fırın ekmek yemesi gerektiğini de öğrendik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bir de şunu öğrendik, hayatta en büyük empati bir insana yol tarif ederkenkiymiş. Bir insanın hayata bakış açısını, seni ne kadar düşündüğünü ve hatta zekasını yol tarif etmesinden anlayabilirsin. Zira hayatta kendini karşı tarafa tamamen teslim ettiğin andır birisinin tarifiyle yola çıkmak. Karşı taraf basit anlattığını sanır, ama yol ilerde çatallaşır ve ne yapacağını bilemezsin...sağa dönmen gereken yerden dönüş yoktur...300 metre sol kolda görmen gereken sapak hala karşına çıkmamıştır...Doğru insan, bir yolu tarif ederken yaşayacağın butun olumsuzlukları masaya koyan, "bak yol çatallaşacak ama sen sağdan direk devam et", "orda dönüş yasaktır ama sen gir yol geniş polis yok", "300-400 metre ilerde bir sapak olacak hatta yanında çiçekçi vardır, bulana kadar bırakma" diyebilen insandır ... İşte o insana güvenebilirsin...Bunu da öğrendik iyi oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* En son olarak da şunu öğrendik: Çok sevdiğin insanların yeni doğmuş çocuğunu, kendi evladın gibi sevebilme potansiyelinin damarlarında mevcudiyedini...Hayırlı olsun size Erbaş'lar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri gelir birileri gider...hayatın tek tarifi bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalın sağlıcakla...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-8417788652397706348?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/8417788652397706348/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/07/neler-ogrendik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8417788652397706348'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8417788652397706348'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/07/neler-ogrendik.html' title='Neler Öğrendik...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-1971569476221658019</id><published>2010-07-06T20:51:00.001+03:00</published><updated>2010-07-06T20:52:41.175+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='What have we found? same old fears...'/><title type='text'>Yapmıyorlar Artık Böyle Şarkılar Mirim..</title><content type='html'>&lt;object width="480" height="392"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/x7xlu?foreground=%23F7FFFD&amp;background=%23171D1B&amp;highlight=%23FFC300&amp;additionalInfos=0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/x7xlu?foreground=%23F7FFFD&amp;background=%23171D1B&amp;highlight=%23FFC300&amp;additionalInfos=0" width="480" height="392" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x7xlu_the-chemicals-between-us-live_music"&gt;The Chemicals Between Us (live)&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/goldensuitcase"&gt;goldensuitcase&lt;/a&gt;. - &lt;a href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/music"&gt;Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaşayın!&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;200'li yılların başında ne şarkı yapmıştı piyasa be...belki şimdi de vardır da biz takip edemiyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-1971569476221658019?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/1971569476221658019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/07/yapmyorlar-artk-boyle-sarklar-mirim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1971569476221658019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1971569476221658019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/07/yapmyorlar-artk-boyle-sarklar-mirim.html' title='Yapmıyorlar Artık Böyle Şarkılar Mirim..'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6221758139530387708</id><published>2010-06-30T15:14:00.000+03:00</published><updated>2010-06-30T15:16:55.536+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='What have we found? same old fears...'/><title type='text'>Yağmurlu Hazirana Uymasa da...</title><content type='html'>BADEMLER ÇİÇEK AÇTI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEN AĞAÇLARIN APTALI, BEN İNSANLARIN,&lt;br /&gt;SENİ KANDIRIR HAVALAR, BENİ SEVDALAR,&lt;br /&gt;BİR ILIMAN HAVA ESMEYE GÖRSÜN.&lt;br /&gt;DÜŞÜNMEDEN GELECEK KARA KIŞ, AÇARSIN ÇİÇEKLERİNİ.&lt;br /&gt;BENSE HAYRA YORARIM GÖRDÜĞÜM DÜŞÜ.&lt;br /&gt;BİR GÜLER YÜZ, BİR TATLI SÖZ, AÇARIM YÜREĞİMİ HEMEN.&lt;br /&gt;YEMİŞE DURMADAN ÇARPAR SENİ KARAYEL, BENİ KARASEVDA.&lt;br /&gt;HEMDE BİLEREK KANDIRILDIĞIMIZI.&lt;br /&gt;KAÇINCI KEZ BAĞLANMIŞIZ BİR OLMAZA.&lt;br /&gt;KO DESİNLER BİZE ŞAŞKIN, SONU GELMESE DE HİÇBİR AŞKIN.&lt;br /&gt;AÇALIM YİNEDE ÇİÇEKLERİMİZİ, SENDEN YANAYIM ARKADAŞIM.&lt;br /&gt;HAVANI BULUNCA AÇ ÇİÇEKLERİNİ, NASIL AÇIYORSAM YÜREĞİMİ.&lt;br /&gt;BELKİ BU KEZ KIŞ OLMAZ, BAKARSIN SEVDAN DÜŞ OLMAZ.&lt;br /&gt;NASIL VERMİŞSEM KENDİMİ SON SEVDAMA,&lt;br /&gt;VUR KENDİNİ SENDE BU GÜZEL HAVAYA,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz NESİN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-6221758139530387708?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/6221758139530387708/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/06/yagmurlu-hazirana-uymasa-da.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6221758139530387708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6221758139530387708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/06/yagmurlu-hazirana-uymasa-da.html' title='Yağmurlu Hazirana Uymasa da...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-4970492058059483051</id><published>2010-06-23T10:06:00.006+03:00</published><updated>2010-06-23T12:21:05.227+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reklam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yürü Bee'/><title type='text'>İstanbul-Ankara....Asfalt Kader...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TCHQO44EGQI/AAAAAAAAALw/UbE5YtIsCPU/s1600/50945341507CC686.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TCHQO44EGQI/AAAAAAAAALw/UbE5YtIsCPU/s400/50945341507CC686.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5485894775318255874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yol:&lt;/strong&gt; Mesafe hakkında sıkça dile getirilen bir yanlış var. Yol boyunca tabelalarda okuduğunuz gişeler arası mesafedir. 2 saatte gittim, 2,5 saatte gittim tarzı rüzgarlara prim vermeyiniz. Ankara Gişelerini geçtikten sonra 40 dakika daha yol gidersiniz. Bu işin doğrusu, optimum bir hızla, İstanbul Gişelerden Ankara'da gideceğiniz yere 4 saatten önce varamayacağınızdır Çamlıca Gişeler-Dilovası, İzmit Batı-Düzce, Tünel- Kızılcahamam sapakları arası hız yapmak için ideal satıhlar sunar. Fakat sürüş keyfi Tünel'den Bolu ya inen rampada tavana vurur. Ankara'ya yaklaştıkca bitki örtüsünün yeşilden sarıya döndüğünü görürsünüz. Yol boyunca, tabi ki, ilgi çekecek hiç bir şey yoktur. Uzun lafın kısası sıkıcı bir yolculuktur.Yukarıda da belirttiğimiz gibi Sakarya Ovası, güzergahtaki en geniş ve düz yolu barındırır. Arabanızın ne kadar hız yapabileceğini denemek için birebirdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hava koşulları&amp;Yol Çalışmaları:&lt;/strong&gt; Çamlıca Gişeler-Çayırova arası bölge yılın 10 ayı yağış alır. Kurtköy'e yakın olduğundan mı bilinmez, bu kısımda hiçbir radyo da doğru dürüst çekmez. Stresli ve sevimsiz bir sürüştür. Bolu dağına doğru hava çöker, insanın içini kasvet kaplar. Düşünüldüğü gibi tünel asla hava koşullarından dolayı kapanmaz. Sadece neden olduğu anlaşılmayan tamiratlara bir çok kez tek şeride düşer. Tünel in iki çıkışındaki iniş rampaları yolculuğun en tehlikeli bölümleridir. İki taraftaki viyadük de, hiçbir sorun olmamasına rağmen, kış aylarında tek şeride düşürülür. Hence the expression: Viyadükler yollardan önce donar....Mevsim şartlarının en sıkı olduğu kısım Cankurtaran Geçidi'dir. Sıcaklık yaklaşık 10 derece düşer. Kış aylarında görüş mesafesini sıfırlayacak bir tipi olur.Dikkatli olunmasında fayda vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Benzin Durumu&amp;Molalar:&lt;/strong&gt; Sadece belirli markalardan benzin almak durumunda/isteğinde olanlar için bir diğer önemli  husus, yakıt planlamasını doğru olarak yapabilmektir. Mesela BP'ciyseniz tek şansınız Körfez'deki benzincidir, bunun dışında TEM olsun eski yol olsun güzergahta başka bir BP bulamazsınız (Hendek Sapağından sapıp 45 dakika kaybetmeyi göze almazsanız tabi..). Eğer böyle bir şartınız yoksa Cankurtaran Geçidi'ndeki Opet'i öneririz. Dağ havası ve yakıt kalitesi sizi tatmin edecektir. Güzergahtaki öteki Opet, birçoğumuza aşina olan Gebce Mehmetçik Vakfı İstasyonudur.Outlet Center'lardan alışveriş de yapmayı dilerseniz yeni açılan Düzce Park Outlet zengin bir alternatif sunabilir. Fakat unututulmaması gerekir ki uzun molalar yola konsantrasyonu azaltır. Son bir tavsiye, Ankara giriş ve çıkışındaki M Oil den asla yakıt almayın...Ben yolda kaldım ordan biliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Radar: &lt;/strong&gt; Radarlara dikkat etmezseniz canınız yanar. Bir gün evinize veya işyerinize gelen, plakaya yazılmış cezalar tadınızı kaçırır. Fecaat ın size eşsiz kıyağıyla radarlara yakalanmadan seyrüsefer yapacaksınız, stay tuned.... İlk olarak İstanbul sınırına kadar hız yapmamak faidelidir, zira seyyar radarlarlara seyrek de olsa rast gelebilirsiniz. Bolu Tünelinin içinde hızı 80 e kadar düşürmek caizdir. Oradaki elektronik kameralar 7/24 çalışır ve affı yoktur. Tünelden sonra, otobanda 4 yerde radar vardır. Birincisi Bolu Batı birleşimi, ikincisi  Gerede Rampası, üçüncüsü Gişelere 1 km kala yüksek gerilim hattının dibi,dördüncüsü ise gişe girişinde orta şeritteki girinti...Bunlardan sadece son saydığım uygulamalı radardır. Diğerlerine yakalandığınızı postacı kapınızı çaldığında anlarsınız. Bunun dışında Ankara'ya girişte muhtelif radarlar vardır, onlara da siz dikkat edin artık... Tabi gönül ister ki kimse hız yapmasın hepimiz kardeşce yaşayalım...bu dediğime siz de inanmadınız biliyorum...(Otobanda 130 km/h hız limiti mi olur ulan!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kayıntı:&lt;/strong&gt; Gelelim en eğlenceli kısıma...Bolu tüneli yapıldığından beri, yol üstü lezzet duraklarının eski havası kalmadığı aşikardır. Otoban kenarındaki mekanların fahiş işgaliye masrafları hepsini fabrikasyon üretime zorlamaktadır. Eğer İstanbul-Ankara seferi yapıyorsanız Selahattin Usta nın Akçaabat Köftecisi mantıklı bir seçimdir. Lezzetli ucuz ve hızlıdır,ikramcıdır, üçün beşin hesabını yapmaz..severiz Selo'yu.. Bu güzergahtaki Berceste'lere (Biri Sapanca da biri Düzce de olmak üzere) kesinlikle itibar etmeyin. Bu iki mekan kalitesi yetersiz ve servisi ağırdır. Fakat  Ankara-İstanbul istikametindeki Berceste, Bolu Dağındaki şaşalı günlerini hatırlatmaktadır, pirzola ve böbreği denemeniz de fayda var. Eğer İsmail Usta'nın dağdaki mekanının müdavimiyseniz otoban tesisinde hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Fast food tarzı sevenler için Mc olsun BK olsun güzergah boyunca mevcuttur.Mütevazi, ucuz ve lezzetli bir yemek peşindeyseniz Ankara girişindeki M Oil in tesisleri sizi tatmin eder. Tabi burada, şehirlerarası güneydoğu otobüs yolcularıyla beraber gürültülü bir yemeği göze almalısınız. Ankara-İstanbul istikametindeki Köroğlu, Metro-Dörtdivan gibi tesislere itibar etmeyin. Zaten büyük şairin konuyu bir çırpıda özetleyen söylemine istinaden, Ankara'dan dönüşte mutluluktan coşacağınız için, aklınıza çok yemek yemek gelmeyecektir. Yiyecekseniz de Berceste de yiyin dedik zaten efem....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bunca şeye dikkat edip seyahatınızı bitirdikten sonra karşılaştığınız: gri binalar, tuvalet fayanslı altgeçitler,Şirinler gibi tek tip giyinmiş memur kalabalığı ve suratsız çehreler olacaktır. Daha önce söylediğimiz gibi insan rahat ettiği yeri sever. Biz artık alıştık Ankara'ya, hatta sevdik onu... İçinde çok sevdiğimiz dostlarımız da var hattızatında...Fakat gönül isterdi ki Türkiye'nin başkenti Antalya olsun Marmaris olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara hayatımın bir parçası...yaklaşık 4 yıldır bu böyle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seferlik yolculuğu yazıyorum...belki bir gün Ankara'yı da yazarım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-4970492058059483051?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/4970492058059483051/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/06/istanbul-ankaraasfalt-kader.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4970492058059483051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4970492058059483051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/06/istanbul-ankaraasfalt-kader.html' title='İstanbul-Ankara....Asfalt Kader...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TCHQO44EGQI/AAAAAAAAALw/UbE5YtIsCPU/s72-c/50945341507CC686.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6965558350485025710</id><published>2010-06-10T10:57:00.006+03:00</published><updated>2010-06-14T20:46:52.847+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Delikanlının Galaksi Rehberi #4</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TBZp6-sajCI/AAAAAAAAALg/4_Us_XTzJeU/s1600/Calvin_Klein_Boxer_Brief_White_U3010A_100%5B2%5D.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 375px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TBZp6-sajCI/AAAAAAAAALg/4_Us_XTzJeU/s400/Calvin_Klein_Boxer_Brief_White_U3010A_100%5B2%5D.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482686058352774178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ey oğul:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Delikanlı adam konuşurken karşısındaki adamın orasına burasına dokunmaz. Tik mahiyetinde omuzuna vurmaz.Kimseye el şakası yapmaz. Sokakta, kankası da olsa, hiçbir erkekle birbirine sarılarak yürümez. Unutma, 2008 Avrupa Şampiyonasındaki Hırvatistan maçından önce, rakip ülke gazeteleri, vatandaşlarını "maç öncesinde sarmaş dolaş gördüğünüz Türk'leri gay sanmayın bu onların kültürü" diyerekten uyarmıştı. İşte bu satırların yazarının milli gururu, çuval geçirme olayında bile bu kadar zedelenmemişti Sayın Fecaat severler.... Türk Budun ertin ökün!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bir hatun kişiyle; gelecek planları, hayatta ne yapmak istiyoruz, nasıl bir işimiz olsun diye geyik çevirken eğer :"Ben bir cafe açma istiyorum, ufak bir şey olsa da olur, bu konuda kendime güveniyorum, düşünsene  sadece arkadaşlarım bile gelse yeter" tarzı laflar duymazsan o kızı anında terket. Unutma ki bu topraklarda yaşayan her dişinin bir cafe açma kolpası vardır ve daha açabilene rastlanmamıştır. Bunu itiraf etmeyen ya yalancıdır, ya başka beklentileri vardır. Bir kız hayatta en çok onun ne kadar güzel cafe işletmecisi olabileceğin söylenmesinden hoşlanır. Baktın ilişki boka sarıyor ver "Ya sen bu pasta kek işinde çok iyisin bence bunu genişletmelisin"'i olmadı mı? ver " ya senin insan ilişkilerin çok iyi daha sosyal bir iş yapmalısın"'ı o da mı olmadı!? ver "Senin muthiş bir organizasyon yeteneğin var bunu değerlendirmelisin"'i ....bu cendereden çıkabilecek bayan olamaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Delikanlı adam, hiç bir surette, iç çamaşırlarını etrafa teşhir etmez. İç çamasırı namahremdir, lastik kısmındaki markayı millete gösterip hava atıcam diye şaklabanlık yapmanın alemi yoktur. Sonuçta don dediğin; son damlanın emildiği, istenmeyen ereksiyonların berteraf edildiği, dengesiz yükün absorbe edildiği, işlevsel bir bez parçasıdır. Ona başka anlamlar yüklemek efemineliğe kayar. Hattı zatında ""aa çocuğa bak CK boxer giyiyooo" diyip meşke gelen, varsa, hatun kişilerin de ekseriyetle zeka seviyesi aşikardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Unutma, bu hayat insanlığı, eşitliği, kardeşliği anlayabilen kişilere yakışır. Her ne olursa olsun: "Abi Hitler haklıymış, tamam milleti sabun yapmış ama bir sebebi varmış", "Adam çalıyor ama iş de yapıyor", "Ben azınlıkların hakkına saygılıyım ama...." tarzı cümleler kuran kafaları etrafından uzak tut. Katilleri yüceltenler suç ortaklarıdır. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Delikanlı adam sağda solda çok kitap okuduğuyla övünen şahısları izlemeye alır. Kitap dediğin "Aşk" romanıysa veya kolpadan derin devlet araştırmalarıysa, o şahsı kaale almaz. Her ortamda bozar. Hayatı boyunca bir Rus Klasiği okumamış adama cahil muamelesi yapar. Beyaz Serinin 2000 li yıllar versiyonunu okumak insana ne kazandırır, o da başka bir araştırma konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Delikanlı adam konuşurken "atıyorum", "sallıyorum" tarzı ibareler kullanan kişilere sert yapar. Hele ellerini şu an tarif etmek istemediğim şekile sokup " tırnak içinde söylüyorum" tarzı mevzu destekleyici sortiler yapana mesafe koyar. Türkçe'nin, cümlelerin yan anlamını konuşma dilinde ifade etmekte yetersiz kaldığı malumdur. Fakat bu bile abesle iştigali haklı çıkarmaz. İki cümle fazladan konuşursun o anlamı sağlarsın...adamı deli etmeyin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hadi olmaz ya...Cafe işi tutmadı mı...ver halka ilişkiler veya reklamcılık gazını...!! olmazsa kapatıyorum bu blogu...daha ne diyeyim sana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-6965558350485025710?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/6965558350485025710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/06/delikanlnn-galaksi-rehberi-4.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6965558350485025710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6965558350485025710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/06/delikanlnn-galaksi-rehberi-4.html' title='Delikanlının Galaksi Rehberi #4'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TBZp6-sajCI/AAAAAAAAALg/4_Us_XTzJeU/s72-c/Calvin_Klein_Boxer_Brief_White_U3010A_100%5B2%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-2040353096521474553</id><published>2010-06-08T10:48:00.003+03:00</published><updated>2010-06-08T10:59:47.175+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe S.K.'/><title type='text'>Büyüklük..?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TA34NxlmjcI/AAAAAAAAALY/Yk8Tk6fJH0k/s1600/50.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 81px; height: 87px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TA34NxlmjcI/AAAAAAAAALY/Yk8Tk6fJH0k/s400/50.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480309237112802754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki yazıya verilemeyecek cevaptır büyüklük. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela Bir Galatasaray'lı bu yazıyı okuyunca "ehühühü bizim de UEFA kupamız var ama" der. Aradan 10 yıl geçse de konuşacak başka bir şeyi kalmamıştır çünkü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veya bir BJK'li bu yazıya nasıl cevap verebilir "ekiekieki..ama siz timsah dansı yaptınız laaaaan!!" çünkü onunda Çarşı'sından başka bir şeyi kalmamıştır.&lt;br /&gt;Büyüklük bu yazı okunduğu zaman kursağa takılan şeydir..Başka takım taraftarlarının kendilerine itiraf etmekten korktukları şey, işte tam o yutkunmanın içerisinde saklıdır. Yutkunduktan sonra söylenecek şeyler aslında hep taca çıkar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu yüzden Tek Büyük Fenerbahçe'dir...İtiraf etmekten imtina edenlerin suratına, bu gerçeği daha çook uzun yıllar vurmaya devam edecektir bu camia.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Fenerli bir dosttan Hasan Cemal'e&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;MAHFİ&lt;br /&gt;EĞİLMEZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;06/06/2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mahfie@gmail.com&lt;br /&gt;Ligin son maçı öncesinde yazdığı yazıda Fenerbahçe’nin Trabzonspor’u yenerek lig şampiyonu olacağı beklentisi içinde olduğunu ve o nedenle üzüldüğünü dile getiren sevgili Hasan Cemal, Fenerbahçe şampiyonluğu kaçırınca bu kez Fenerli dostları için üzüldüğünü anlatan bir yazı yazdı. Hemen yanıt yazacaktım ama daha bizim için sezon bitmemişti, hala kovaladığımız erkek basketbol ligi şampiyonluğu vardı, onu da bekleyip öyle yazmaya karar verince ara uzadı. Ama ne yapalım biz Hasan Cemal gibi sezonu iki ay önceden kapatıp kenarda duramıyoruz. Aslında bu anlamda Fenerbahçe taraftarı olmamak büyük bir avantaj sağlıyor insana. Uğraşı alanın daha sınırlı, sezonu erkenden kapatıyorsun, baktın kendi takımında iş yok başka takımları tutuyorsun, alternatif çok yani. Oysa Fenerliysen basketbolu, voleybolu, atletizmi kadınları erkekleri derken sezon bitmek bilmiyor, ayrıca her alanda final oynadığın için başka takımları tutmak gibi alternatiflere de sahip değilsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En popüler üç spor dalı olan futbol, basketbol, voleybolda erkekler ve kadınlarda 2009-2010 sezonunda uğrunda mücadele edilen Türkiye lig şampiyonluğu kupası ve Türkiye kupası toplamının sayısı on. Fenerbahçe altı kupa, Bursaspor, Trabzonspor, Efes Pilsen, Galatasaray ve Ziraat Bankası birer kupa aldı. Bu sonuçlara göre Fenerbahçe bu beş dalın dördünde Türkiye şampiyonu olarak ve futbolda da Türkiye ligi ikincisi olarak Avrupa şampiyonlar ligine gidiyor. (Fenerbahçe taraftarı takımlarının her branşta şampiyon olmasına o kadar alıştı ki şampiyonluğu kaybettiği maçtan sonra futbolda da şampiyon olduk sanarak kutlamaya kadar vardırdı işi.) Bursaspor futbolda, Efes Pilsen erkek basketbolda (Fenerbahçe’nin ardından lig ikincisi olduğu için), Galatasaray bayanlar basketbolda (Fenerbahçe’nin ardından lig ikincisi olduğu için), Vakıfbank Güneş Sigorta TT (Fenerbahçe Acıbadem’in ardından lig ikincisi olduğu için), Eczacıbaşı Zentiva (üçüncü olduğu ve wild kart uygulamasından yararlandığı için) Avrupa şampiyonlar ligine gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yani Fenerbahçe futbol, basketbol ve voleybolda erkekler ve kadınlar branşları olmak üzere 5 dalın 4’ünde Avrupa şampiyonlar ligine doğrudan giderek bir Avrupa rekoru kırıyor. Futbolda da elemeleri geçerse Avrupa şampiyonlar ligine gidecek. Bu başarıya en yakın spor kulüpleri Barcelona, Real Madrid, CSKA Moskova olmuş şimdiye kadar. İlk ikisi iki alanda (futbol ve erkek basketbol) CSKA Moskova ise bayan basketbol da dahil olmak üzere üç alanda Avrupa şampiyonlar ligine katılmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl Fenerbahçe ile Galatasaray bu beş dalda 19 kez karşılaşmış bulunuyor. Galatasaray, Fenerbahçe’ye karşı tek galibiyeti bayan basketbolda kazandı. Geri kalan 18 maçı, futbolu, basketbolu, voleybolu, kadını erkeği demeden Fenerbahçe kazandı. Fenerliler internette diyorlar ki: “Bildiğiniz bir oyun varsa söyleyin onu oynayalım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaraylılar, Fenerbahçe’nin rakibine göre bazen Trabzon’u, bazen Eczacıbaşı’nı, bazen Güneş Sigorta’yı bazen Efes Pilsen’i bazen Ziraat Banka’sını tuttular. Sevgili Hasan Cemal yazısında diyor ki “Ben o akşam Galatasaray maçını değil, Fener maçını seyrettim.” Normaldir çünkü çoğu Galatasaraylı, kendi takımını bırakıp son üç haftada Fenerin maçlarını seyretti ve karşı takımı tuttu. Bir Fenerbahçe taraftarı internette yazıyor: “Dünyada en şanslı taraftar final maçlarında kendi takımını tutabilen taraftardır.”&lt;br /&gt;İşte böyle sevgili Hasan Cemal, senin “Fenerli dostlarım için üzüldüm” dediğinde aslında takımının bütün bir yıl Fenere karşı her dalda kaybetmesinin verdiği üzüntüden bir nebze olsun kurtulduğun için sevindiğini biliyorum. Öyle olduğunu bilmesem derdim ki: Sana ne hocam Fenerbahçe’den? Bırak ona biz üzülelim ya da sevinelim, sen kendi tuttuğun spor kulübünün haline bak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-2040353096521474553?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/2040353096521474553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/06/buyukluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/2040353096521474553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/2040353096521474553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/06/buyukluk.html' title='Büyüklük..?'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TA34NxlmjcI/AAAAAAAAALY/Yk8Tk6fJH0k/s72-c/50.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3530769591272874719</id><published>2010-06-02T16:58:00.005+03:00</published><updated>2010-06-02T17:30:18.939+03:00</updated><title type='text'>İdare Edin...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TAZqm_mzfSI/AAAAAAAAALQ/-1Y0bXyl6Tg/s1600/poliskolaj1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 318px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TAZqm_mzfSI/AAAAAAAAALQ/-1Y0bXyl6Tg/s400/poliskolaj1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5478183214884551970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim adım Alfonso, Brezilya'da yaşıyorum....İdare edin...&lt;br /&gt;Burdan bakınca ülkenizin güneydoğusunda işgal atındaki Kürdistan'ı görüyorum...idare edin..&lt;br /&gt;Bu insanların kendi devletlerini kurmasına izin vermiyorsunuz. Yıllarca onları baskı ile sindirmeye çalıştınız....İdare edin...&lt;br /&gt;Onların bağımsızlık savaşçıları terorist olarak adlandırıyorsunuz, fakat Diyarbakır Cezaevi işkencelerinin, 33 kurşunun, bok yedirmelerin mimarlarını kahraman olarak görüyorsunuz....İdare edin...&lt;br /&gt;O bölgedeki insanlar aç ve eğitimsiz yakın zamana kadar kendi dillerini bile konuşmaları yasaktı....İdare edin...&lt;br /&gt;Oraya Brezilya'dan insani yardım gemileri yolladık. Tabi bu gemiye siyasi ve amacı yardım olmayan onlarca insan aldık ama sonuçta amacımız yardımdı....Gerçi oralarda deniz yok ama idare edin...&lt;br /&gt;Bu gemileri kendi kara sularınıza sokmayacağınızı günlerce önceden söylediniz ve tepkinizin sert olacağını belirttiniz fakat ülkemiz size naif olmanız konusunda telkinde bulunmuştu....İdare edin...&lt;br /&gt;Tamam gemi üzerindeyken bizi onlarca kez uyarmanıza rağmen niyetimizi açığa çıkaran eylemlerde bulunduk....İdare edin...&lt;br /&gt;Benim ülkemde; işkencede ölenler, göz altında kaybolanlar var. Benim ülkemde polis ve asker terörü var. Benim ülkemde dur ihtarına uymadığı, taş attığı için çocuklara ateş ediliyor ama sizin askerinizin daha naif olmasını beklerdim....İdare edin...&lt;br /&gt;Siz katilsiniz biz barış havarisiyiz...Hükümetimin size en sert tepkiyi göstermesini bekliyorum....İdare edin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3530769591272874719?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3530769591272874719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/06/idare-edin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3530769591272874719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3530769591272874719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/06/idare-edin.html' title='İdare Edin...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/TAZqm_mzfSI/AAAAAAAAALQ/-1Y0bXyl6Tg/s72-c/poliskolaj1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-8822695294058783859</id><published>2010-05-26T18:44:00.005+03:00</published><updated>2010-05-26T22:02:37.887+03:00</updated><title type='text'>Pulp Fiction</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S_1iVkkdiiI/AAAAAAAAALI/pNNBnXKI9vw/s1600/DSCF1876.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S_1iVkkdiiI/AAAAAAAAALI/pNNBnXKI9vw/s400/DSCF1876.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5475640844685773346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-Telefonlara çıkma.&lt;br /&gt;-İş yerinde kimseyle samimi olma, olası makaraları başlamadan engelle.&lt;br /&gt;-Her akşam saat 22:00 da yatakta ol..&lt;br /&gt;-Kesinlikle tv seyretme, gazete okuma.Sıkılırsan Discovery Channel izle, arabada da hiç DJ i olmayan radyoları tercih et.&lt;br /&gt;-Kimseyle futbol konuşma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, yukarıda fanatik bir Fenerbahçe'linin geçen pazardan sonraki 7 gününün özetini okudunuz. Denizli'yi tribünde yaşamama rağmen bu yıkımın boyutlarını anlatmak kifayetsiz kalır. Edecek çok küfür var.Bu yaşıma kadar hiç kimseyle maç yüzünden dalga geçmedim. Benimle geçilmesine de dayanamıyorum. İstediğim bu kadarcık saygıyı anlayışla karşılamayan çakma Bursaspor'lu arkadaşlarıma da selam olsun. Umarım bir gün empati yapmayı becerebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim için zor günlerdi, bitti...Tam bu sırada çiçek gibi gelen bir aktivite ile ilgilidir bu yazı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet 2010 CL finali için Madrid'deydim. Madrid öyleydi böyleydi diye uzun uzadıya anlatmak saçma olur. Şehir ile ilgili çok yazı var zaten. Adet olduğu üzere fotoroman tadındaki gezimizi maddeler halinde özetleyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Madrid, Ankara'nın hallicesi. Buna rağmen sevimli bir şehir. Düzenli ve temiz. İyi bir metro ağı var. Yemekleri ve yemek alışkanlıkları bize göre değil. Öğlenleri çok sıcak olduğu için hayatı 3 saat öteliyorlar. Saat 11 de yemeğe oturdukları bilinen bir ayrıntı. Ben hiç bir batı ülkesinde domuz etinin bu kadar ağırlıkta olduğu bir mutfak görmedim. Bir gece yemek yemeğe gittimizde (Tabi ki saat 23:00 sıraları) bir kadının kavun üzeri domuz pastırması yediğini gördüm!! Domuz bacağını kurutup (toynağını bile kesme gereği duymadan) kesip kesip pastırma halinde yiyor bu adamlar. Bunun dışında deniz mahsullerine ve tapas'a teslim olmuş bir yeme düzeni. Buna rağmen zayıflar ya ben ona kıl oldum en çok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İlk gün metroda telefonumu çaldırdım. Hırsızlık Madrid metrosunda vaka-i adiyeymiş. Bize de vurdu piyango. Daha sonra birçok kişinin aynı dertten muzdarip olduğunu öğrendik. Sıkışık metroda, tahminimizce, 2 tane kızın beni çorlamasına izin verdim. Bir de açık göz diye geçiniriz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Gezinin en büyük olayını tartışmaya gerek yok. 3 ay önceden ayarladığımız biletlerin patladığını öğrenince tarifsiz kederlere gark olduk. Fakat hasbel kader bulduğumuz beleş biletler beni Alice misali harikalar diyarına götürdü. Evet değerli okurlar, bu satırların yazarı Barnebeu VİP tribününden CL finali izlemiş bir adamdır! Camiadan değerli bir abimizin yaptığı kıyaktır bizi "special one" yapan. Açık büfe yemekler, sınırsız içki, mini etekli hostesler... Evet bir 90 dakika böyle geçti. Maçı izlediğimiz tribünde petrol zengini Arap Şeyhi vardı diyorum gerisini siz tahmin edin. İşin kötü tarafı insanların takım elbise ve beyaz şarap ile takıldığı ortama, şort ve sıcaktan üzerimize yapışmıs Fener formalarıyla girdik. Genç yaşta parayı bulmuş bilgisayar dahisi imajı çizdiysek ne ala...Ben olsam o kokarca grubu vip tribünün kapısından sokmazdım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Net konuşuyorum, Barnabeu'nun olduğu yerde kimse güzel stadım var demesin. Ben böyle güzel bir futbol mabedi görmedim.Diyeceksiniz ki "Santra çizgisinden oturarak alkol eşliğinde maç izledin, tabi güzel gelir". Vallahi billahi öyle değil sayın okurlar. Gitmeyenlere giderseniz görürsünüz diyeceğim ama kale arkası tribüne gidersiniz falan....neyse......(aranızda futbol maçı devre arasında paella yiyen varmı ??...neyse...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 2 takımın taraftarından da cacık olmaz...Hele Inter taraftarı tam bir mantar..hayranlıkla izlediğim hiçbir tribün aktivitesi olmadı. Bununla beraber fanatik bir Inter sempatizanı olarak gittiğim Madrid'de 2-3 defa taraflar arasında gidip geldim. Bunun sebebi, maç günü bizi Fener formasıyla gören Alman ve İtalyanların durmadan  laf sokmasıdır. İtalyan "Bursa" dedi, Bavyera'lı oldum, Alman "anons" dedi Interista'yım dedim. Nihayetinde bir Alman'ın yanımıza gelip skandalı ayrıntılarıyla sorması, ve " i can't understand, whyyyyy?" diye müstesni cümleleri benim en son sarı lacivertlilerde karar kılmama sebep oldu. İyi de oldu..nihayet kazanan tarafı seçtik bu hayatta...O Alman'a da Onur un Boca atkısını sattık %100 kar ile...onu da dip bilgi olarak vereyim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bu arada abartmıyorum. Bizim son hadise yabancıların dilinde...Bıktık laf yemekten. Kopalım bu futbol ortamından diye son gün Toledo'ya gittik, tarihi şehir hesabı...Orada da rastlaya rastlaya Bursa maçından 1 gün önce İspanya turuna çıkmış moruklardan oluşan bir Türk kafilesine rastladık. Mal bulmuş mağrip gibi atladılar üzerimize...Konu da direk Bursa maçı. Hatta bir amca sormaz mı "Aziz duruyor mu??". Ulan bela mısınız başımıza! Nereye gitsek kurtulamadık. Kafilelerine katılmamızı önerdiler, dedik ya katil oluruz ya da bunlar bizi kızlarına nişanlar. Aynen uzadık...Bu arada Toledo çok güzel bir yer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Toledo ve maç dışında bütün programımız Madrid'i yürüyerek gezmekle geçti. Tabi bunu 40 derece sıcakta yapmasaydık daha bir şık olurdu. Gündüzleri o kadar yorulduk ki, akşamları erkenden yatmak zorundan kaldık. Bir tane Madrid bar cafesi görmüşlüğüm yok. Fahri tur rehberimiz Hasanpasha, ilk gecenin programına "Flemenko Gösterisi" yazmış.Güldük geçtik tabi...genç insanlar bunlar, yapıyorlar böyle hatalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- O değilde maç sonrası, bütün gün sıcak altında giydiğim üzerime yapışmış formayı bir  Brezilya'lının Boca formasıyla takas ettim ya...Bir de çocuk hemen giydi formayı....Maradona zamanından kalma, cillop orjinal Boca formam oldu ben ona bakarım...kokusu da Brezilya halkına armağanım olsun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Gezinin ikinci büyük bombasını dönüş için havalimanına gittiğimizde yaşadık.  Halihazırda gidiş yolculuğunda İberia'dan nefret etmişiz. Daracık koltuklar, salak ve çirkin hostesler, kötü hizmet vs...bir de check in e gittiğimizde overbook yapmışız sizi yarın göndereceğiz demezler mi! ilk başta bayağı bir çirkinlik yaptık kendilerine karşı.Benim ihalem var, Onur 'un durmadan müdürü arar! daha sonra olayı kabullenip, çirkinliğin boyutlarını arttırdık ve kendimizi ertesi sabah ki THY uçağına rezerve ettirdik. İberia yetkilileri biz size tazminat vericez, otel de uçak bileti de ayarlıcaz dedi. Tabi biz bu lafları kulak arkası yaptık, çocuk mu kandırıyorsunuz allaaaan pedro'ları, hangi devirde yaşıyoruz.... Elimize bir otel rezarvasyonu sıkıştırdılar, sonra satış ofisine gidin dediler. İlk sırada Onur'u çağırdılar ve avucuna 400 euro saydılar! dedik herhalde yaşça en büyük olduğundan hepimizin parasını yeddi emin tadında ona verdiler. Daha sonra beni çağırdılar ve bir 400 daha tokaladılar. Sırayla hepimize çil çil Euroları ateş ettiler... Biz "ulan bu işte bir yanlışlık var, aman uyanmasınlar" demek suretiyle arkamıza bakmadan topukladık. Otele giderken herhalde uçak ve otel parasını bu parayla vericez ihtimali neticesinde hevesimiz kırıldı..fakat o da nesi... rezervasyondaki abla "herşeyiniz ödendi, yeyin için gayrı!!" demez mi!! Biz de uçak biletini sokacaklar herhal derken ertesi sabah onun da anlı şanlı İspanyollar tafından ödendiğini gördük...yerim ben sizi...yemeklerinizi de sevdim aslında kompleksimden bok atıyorum bakmayın siz bana....400 EU cebimize kaldı mı hacı...ee VIP te maç izleyen adama da aşağısı yakışmaz zaar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tabi bir gün önceden arızaya bağladığımız için bu sefer havalimanına 4 saat önceden geldik. Uçağın kalkacağı gate e konuşlandık. Bir baktım yan koltukta büyük bir oyuncak köpek. Dedim herhalde bir çocuğundur. Saatler geçti yanına yaklaşan yok. Hayır çok da sevimli kereta...İki koynuma aldım foto çektirdim, kimse napıyorsun demedi. Baktım bizim uçaktan son çağrı yapıyorlar hala gelen giden yok. Aldım kucağıma, şöle içinde bomba var mı diye elleçledim sıkı sıkı. Yumuşacık afedersin...Kaldırdım havaya bunun sahibi kim diye sordum, cevap yok...aldım uçağa soktum. Hostes görünce "1 dakka" diye bağırdı. Dedim herhalde tek akıllı ben değildim böyle oyuncakları uçağa almadıkları için sahibi bırakmış. Hostes " bu arkadaş için bilet aldınız mı?" diyerekten espri yaptı..karşılıklı güldük..ben Çurro'yu (ismi olur)valiz kapağına koydum ve yola çıktık. Yolda bizim tayfa "oluuum napıyorsun, ya uyuşturucu varsa içinde" diye kıllandırdı. Kalktım bir daha elleçledim Çurro'yu...e bişey yok gibiydi...Ülkeye girişte bizim polis de bir kaç espri yaptı..diyeceğim odur ki ey uyusturucu kaçakçıları...oyuncak köpek iyi bir tercih...kimse ne var bunun içinde diye sormuyor. Gerçi 2 gündür evimi Tarlabaşı ve Dolapdere'den kimse ziyaret etmediğine göre bizim Çurro temiz...Baş köşeye oturttum evimde kendisini...hatta aramızda özel bir bağ oluştuğunu düşünüyorum...ruh hastasıyım ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bu arada Çurro, İspanyolların kerhane tatlısını kakaoya batırmak suretiyle kıçlarından uydurduğu dandik bir tatlı. Tabi ki orjinal yazılışı bu değil. Ben bizim kerataya sevimlilik katsın diye Türkçe'ye çevirdim.Paella da koyabilirdim..ama yapmadım...Çurro iyidir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bir de tren istasyonunda Cevdet Abiii ile tanışma mevzumuz var. Burada yazılmaz isteyene özelden anlatırım...ne güzel abimizdin sen be Cevdet Abi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem futbolla başladık futbolla bitirelim. Madrid ile ilgili aklımıza geldikçe yazarız...Son yaşananlar bir kez daha kanıtlamıştır ki, Türkiye'de tek büyük vardır....Bu Fenerbahçe adamı kendi kompleksinde boğar...Zavallılığın resmidir Bjk ve Gs lilerin tavırları...Bursa'yı canı gönülden tebrik eder, herkesin önünden yemesini tavsiye ederim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;94.7 Radyo 5...hiç dj yok..bunalımdaki arkadaşlarıma tavsiye eder, ferahlıklar dilerim efem...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-8822695294058783859?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/8822695294058783859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/05/pulp-fiction.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8822695294058783859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8822695294058783859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/05/pulp-fiction.html' title='Pulp Fiction'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S_1iVkkdiiI/AAAAAAAAALI/pNNBnXKI9vw/s72-c/DSCF1876.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-488107180191411860</id><published>2010-05-13T10:38:00.006+03:00</published><updated>2010-05-13T13:51:04.654+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Haydi Hayırlı Traşlar...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S-vYduxkSgI/AAAAAAAAAK4/lpdc3H7Bohc/s1600/st-poster-734875.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S-vYduxkSgI/AAAAAAAAAK4/lpdc3H7Bohc/s400/st-poster-734875.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470704177655335426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Genelde 1 numara saçla dolaştığım için, öyle başkaları gibi berber tercihim yoktur. Bulduğum berbere gidip, kurbanlık koyun gibi kafayı makinaya uzatan zahmetsiz bir müşteri profiliyim.Dolayısıyla, ailemin yanına gittiğimde de eve en yakın berberi tercih ediyorum. Bu tercih te beni semtin en büyük camisinin altındaki döner sermaye berber dükkanına götürüyor. Zaten hayat boyu camiye de başka türlü gitmişliğim de yok...&lt;br /&gt;Dükkanı işleten adam hemşehrim ayrıca dükkan hijyenik diyeceğim ama benim gibi bir adam için, bu argümanlar bile toplayamayacak karizmayı.&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası, geçen  gidişimde tarafı olduğum bir diyalogtur bu yazıyı yazmamın sebebi.&lt;br /&gt;Berberim; 20 li yaşlarda, tabiki saçları jöleyle dikleştirilmiş ve tabi ki zayıfcana bir kardeşimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Abi, yanlış anlamazsan sana bir söyleyeceğim&lt;br /&gt;-Buyrun&lt;br /&gt;-Ama inanmazsın.&lt;br /&gt;-Buyrun neden inanmayayım.&lt;br /&gt;-Abi seni geçen gün rüyamda gördüm.&lt;br /&gt;-Hayırdır&lt;br /&gt;-Abi ama iyi görmedim...&lt;br /&gt;-Merak ettim yahu neymiş!&lt;br /&gt;-Abi,rüyamda dükkana geliyordun bizi ziyarete ama elinde bir kutu, kutunun içinde de viskiler vardı.&lt;br /&gt;-EEE?&lt;br /&gt;-E abi bizim dükkanda kimse içki içmez ki...eki eki...&lt;br /&gt;-Rüyaların tersi çıkar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana Bahçelievler'in ortasında Fleet Street ambiansı yaşatan bu diyalog sebebiyle, baytar işi de olsa, berber konusunda seçici davranmam gerektiğini anladım. Berber dediğin futbol konuşur, memleketi kurtarır. Bu konuşmayı yaparken benim nasıl biri olduğumu gayet de iyi biliyor bu arkadaş. Görüntü jilet gibi, kafa hinlik peşinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konunun geçtiği mekana istinaden kaderci bir yaklaşımla, Allah kimseyi cahil insanlar ile terbiye etmesin diyor yazımı noktalıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-488107180191411860?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/488107180191411860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/05/haydi-hayrl-traslar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/488107180191411860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/488107180191411860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/05/haydi-hayrl-traslar.html' title='Haydi Hayırlı Traşlar...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S-vYduxkSgI/AAAAAAAAAK4/lpdc3H7Bohc/s72-c/st-poster-734875.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-4760945746597777211</id><published>2010-05-12T23:36:00.002+03:00</published><updated>2010-05-12T23:45:39.617+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yürü Bee'/><title type='text'>Tuesday Wednesday Break My Heart...</title><content type='html'>Yaşlanmak kötü olsa da, yalnız yaşlanmadığını bilmek herşeye rağmen güzel..Salt samimi hislerle, evime çat kapı yapıp doğum günümü kutlayan dostlara teşekkür ederim. Hayatım boyunca ilk defa gördüğüm ve bir anda sevdiğim insanların yanımda olması ayrıca güzel oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar teşekkürler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-4760945746597777211?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/4760945746597777211/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/05/tuesday-wednesday-break-my-heart.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4760945746597777211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4760945746597777211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/05/tuesday-wednesday-break-my-heart.html' title='Tuesday Wednesday Break My Heart...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6311204732763333948</id><published>2010-05-10T11:53:00.006+03:00</published><updated>2010-05-10T15:22:52.776+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Yazınca Bir Şey Değişiyor mu ki....</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S-f4mCE3foI/AAAAAAAAAKw/6n6ZZvLqtqA/s1600/tatar%2Bramazan.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 352px; height: 288px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S-f4mCE3foI/AAAAAAAAAKw/6n6ZZvLqtqA/s400/tatar%2Bramazan.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469613604740759170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kupa finalinde bir Trabzon'a kaybetmediğimiz kalmıştı o da oldu. Darısı Ankaragücü ve Bursa ya diyor, artık bu hususta umudumu kaybettiğimi ilan ediyorum. Başka ilan edeceğim şeyler de var, bakmayın siz bazılarının "kupa önemli değil, önemli olan şampiyonluk" kolpalarına. Kupayı kaybetmek Fenerbahçe taraftarının içine kötü oturmuştur. Ve evet, itiraf ediyorum...kupa mı lig  mi diye sorsalar kupayı seçerdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Geçen sene kupa finalini kaybettiğimiz gün doğumgünümdü. Televizyonu kapatıp, kulaklıklarımla yatağa girmiştim. 30. yaşıma girdiğim o gün, bir şişe Becherovka (Candır!) ve Beşiktaş'lıların korna sesleriyle geçti gitti. Bu sene tarzı değiştirelim dedik, viskiye bağladık..ama sonuç değişmedi. Bazı dini bütün arkadaşlarımın "ulan içki içiyorsun, ondandır zındık !" dediğini duyar gibiyim. Amma velakin 2005 finalinde askerdim, ayıktım, zihnim açıktı ve beş yemiştik..Dolayısıyla mesele alkol değil, bir dahaki finalde kedi kesmeyi düşünüyorum...çıldırttınız ulan beni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* .."Dışarıda senin gibiler için özel idman yapıyorlar" şarkısının bendeki yeri ayrıdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kolpa editör! geçenlerde fark ettim ki hep ben seni bir yerlere çağırıyorum son zamanlarda..ve sen gelmiyorsun. Esas hayırsız olan sen misin yoksa? Acaba bir önceki post ta kendime haksızlık mı ettim? Bu hayatta ne kazandıysan hep ithamlara sessiz kalarak kazandın zaten. Ayrıca şu Tatar Milletinin Viyana Kuşatması sırasında yaptığı manyel hakkında seninle hiç konuşmadık. Konuyu bir irdeleyelim balım...taşları yerine oturtmamda faydalı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Babam öğretmen olduğu için çok iyi bir dilbilgisine sahiptir.Cep telefonları ilk çıktığında kendisine bizzat söyleyemediğim şeyleri mesaj atarak talep ederdim. Mesela aramızda şöyle mesajlaşmalar olurdu - Baba, bugün arabayı yıkatabilir misin acaba? - Tamam! Yıkatırım! Tabi insan böyle bol ünlemli bir mesaj aldığı zaman acaba pederi kızdırdık mı diye üzülüyor. Bunun gibi bir kaç mesajlaşmadan sonra kendisine sinirlenip sinirlenmediğini sordum. Gayet şaşkın bir şekilde Hayır! dedi. Sorumun sebebini anlattığım zaman, ünlem işaretinin kullanım yerleri ve sadece kızgınlık ifadesi olmadığına dair bir nutuk çekmişti. Velhasıl-kelam ünlem işaretinin kullanımı hassas bir husustur. Son zamanlarda sıklıkla mesajlaştığım bir insanda ota boka ünlem koyuyor. Kızıyor mu yoksa babamın kafasında mı çözemedim...çözersem yazarım....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Son zamanlarda bütün dizilerde ve filmlerde Kuantum Mekaniğine bir gönderme var. Lost olsun, Flashforward olsun, gene bu blogda !sitayişle! bahsettiğim, Serious Man olsun hepsinde bir kuantum geyiği almış gidiyor. Tabi bunlar anlaması zor meseleler..Yıllardır bu konuda yazılanları okurum ama çoğu anlatılanı idrak edemem. Geçen hafta iş gezisinde tanıştığım, 62 yaşındaki yüksek mühendis Faik Bey i selamlarım. Rakı masasında geçen 3 saat boyunca konuyu öle basite indirgeyerek anlattı ki sanırsın bal badem...Kenarından köşesinden de olsa: CERN deneyinin esasen neden yapıldığı, Schrodinger'in kedisi, Einstein'ın teoremleri hakkında biraz bilgimiz oldu. Tabi diğer masalarda "aşkı ben mi yarattım ulan!" tadında ordinary rakı masası muhabbeti olduğu için, bizim bu konuşmalarımız garsonların da bayağı bir ilgisini çekti. Olsun, bize bir şey öğretenin kırk yıl kölesi oluruz, öğrendiklerimizi de manitalı ortamlarda satarız. Sonra arkamdan ukala demen....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "Attığın taş ürküttüğün kuşa değecek" Deniz Baykal'ı istifaya götüren hadiseyi net olarak açıklayan işte bu söylemdir. Ah be Deniz'im ! bari Ali Kırca'dan feyz alsaydın...O nedir öyle! "Maymunlar Cehenneminden Kaçış" afedersin....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 30 yaşını geçmiş bir insan: hala duygusal olarak çok kafasının karışık olduğunu ve ne istediğini bilmediğini söylüyorsa, o şahsı ıslatıp ıslatıp dövmek lazım. Bayan kişilerde olgunluk Benjamin Button tadında bir hadise. Üniversitede daha olgun oluyorlar, yaş ilerledikce nerden tutsan elinde kalacak söylemler. Erkekler adına konuşuyorum: Biz sizin; finaller öncesi, ders notu istemek defter fotokopisi almak bahanesiyle tanışmaya çalıştığımız ama hep terslendiğimiz snob halinizi daha samimi buluyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Hadi içimizdekini itiraf edelim: Beşiktaş'lılık bir kıza yakışmıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Geçen postta yazın gelmesine neden sevindiğimi anlattığın konu başlığına eklemeyi unutmuşum, yazın geldiğine bir de artık Ugg çizme giyilmeyecek diye seviniyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Vize alabilirsem 10 gün sonra CL Finaline Madrid e gideceğim malumlarınızdır. Döner dönmez içinde 50 tane Madrid fotosu olan, gezdiğim yerleri anlattığım maganda blogger yazısı yazmayı düşünüyorum. Bir de içinde asla kendi fotoğrafım olmayan bir facebook albümü yaptım mı, bu iş tamamdır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* En kısa zamanda Delikanlının Galaksi Rehberi serime devam edeceğim! Bu aralar bazı yoğunluklar yüzünden çok az yazabiliyorum...şu 10 günü atlatsak önüm açık...Muhtemel şampiyonluğumuz hakkında yazmayı düşünmüyorum. Zira bir mutluluğun arkasından yazı yazmak konsepte ters...bırakın diğerleri sevinsin, biz doğamız gereği gene üzülecek bir şeyler buluruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Görüşmek üzere! :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-6311204732763333948?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/6311204732763333948/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/05/yaznca-bir-sey-degisiyor-mu-ki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6311204732763333948'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6311204732763333948'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/05/yaznca-bir-sey-degisiyor-mu-ki.html' title='Yazınca Bir Şey Değişiyor mu ki....'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S-f4mCE3foI/AAAAAAAAAKw/6n6ZZvLqtqA/s72-c/tatar%2Bramazan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-2965227276776835300</id><published>2010-04-29T10:03:00.004+03:00</published><updated>2010-04-29T11:13:31.624+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yürü Bee'/><title type='text'>...Abidin ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S9k-XD8z-OI/AAAAAAAAAKo/CxeKe_ECq6I/s1600/img_9555-800-533-bvc.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 278px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S9k-XD8z-OI/AAAAAAAAAKo/CxeKe_ECq6I/s400/img_9555-800-533-bvc.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5465468188709091554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* Evet mutluyum; zira, uber alles, uzay takımı, şımarık, kolpa Barca "the special one" tarafından tarumar edildi. Mayıs ta Madrik sokakalarında bölücü katalanları görmeyeceğime mi, sarı lacivert Inter formamı gururla tribünde giyeceğime mi, yoksa neden olduğunu bilmeden Barca üzerinden Franco aleyhtarlığı yapan cahil yurdum insanına kapak olduğuna mı sevineyim. Madrid de o kupayı size kaldırtmazlar efendiler!! haydi evinize!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ben de gideceğim edeceğim diyorum ama şirketimin iş bilmezliği yüzünden Fransa konsolusluğundan refuse edildim vize için. Bu mevzuyu çözemezsem ben de aynen koltuktan izlerim maçı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Son günlerde Siirt te olan rezillikle yatar kalkar olduk.Bakınız, bu tarz hadiseler en modern dediğimiz ülkelerde bile olmaktadır. Sapıklığın pedofilinin memleketi olmaz. Ayıp dediğimiz kavram, bu gerçeği kabul etmeyip, "bizde böyle şeyler hiç olmazdı yahu" deyip üzerini örtmeye çalışmaktır. Bugün oğlancılık kavramı; türkülerimizden, edebiyatımıza (Divan edebiyatı şiirlerinin önemli kısmı oğlanlara hitaben yazılmıştır) mizah kültürümüzden küfürlerimize, her yere sirayet etmişken, bu kadar şaşırmak niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dayanamadım söyleyeceğim. Bugün bazı değerli arkadaşlarımız ne diyorlar: "Eşcinsellik bir tercihtir saygı duymak lazım. Onlar böyle doğmuşlar, doğaları bu. Onları olduğu şey için sorgulayamayız" vs...Peki bugün eşcinsellerden nefret etmenin neredeyse ayıp sayılacağı toplumumuz 50 sene önce bu şahıslar hakkında ne düşünüyordu acaba? Bugün pedofoli için söylenen her şey, kopartılan patırtı, durumun etik ve sosyal olarak irdelenmesi 50 yıl önce eşcinselik için vardı.Bu rasyonellikten uzak ukalalar olduğu sürece 50 yıl sonra da bu sapıklar baş tacı edilir. Ahanda benden söylemesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "Up in the Air" güzel bir film. İş için fazla seyahat eden insanların; düştüğü girdabı, mutsuzluklarını, nasıl düzenin esiri olduğunu çok güzel anlatmış. Büyük patırtı koparmadan bir şeyler anlatmaya çalışan mütevazi filmleri seviyorum.Dvd cilerde cillop korsan kopyası mevcuttur,fyi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yazı, ne deniz kum ne de mojito için özlerim. Benim için yaz: günübirlik adalara gitmektir...kalkan mevsimi de başlamış, bir insan başka ne ister ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*  Başta kolpa editör olmak üzere bazı arkadaşlarıma çok pis hayırsızlaklar yapmaktayım. Çok işim var çok yoğunum işin hikaye kısmıdır, kendini değerli gösterme çabasıdır. Hepsinin gönlünü alacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yaş oluyor 31...hiç o konulara girmek istemiyorum....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Alın işte içinde "bir insan başka ne ister ki ?" tarzı dişi blogger cümleleri olan, mutluluk dolu bir yazı yazdım. Daha mı iyi oldu böle yani...bir dahaki yazıyla beraber ukala ve uyuza bağlamaya devam...söylemedi demeyin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-2965227276776835300?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/2965227276776835300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/04/abidin.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/2965227276776835300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/2965227276776835300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/04/abidin.html' title='...Abidin ?'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S9k-XD8z-OI/AAAAAAAAAKo/CxeKe_ECq6I/s72-c/img_9555-800-533-bvc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-8428192127564313223</id><published>2010-04-21T12:56:00.005+03:00</published><updated>2010-04-21T13:43:22.058+03:00</updated><title type='text'>Sütten Çıkmış "Kara" Kaşık</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S87WhvQj6pI/AAAAAAAAAKg/Y8e8c5VC5-Y/s1600/emre-nobre.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S87WhvQj6pI/AAAAAAAAAKg/Y8e8c5VC5-Y/s400/emre-nobre.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5462539273156946578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş Pazar Günü, sadece 1 (yazıyla: bir) kere organize olarak orta sahayı geçebilmiş, ne neticesinde haklı bir penaltı kazanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bjk'ye İnönü'de yenildiğimiz maçtan sonra hakem hakkında hiçbir şey yazmadım.  Mesele mağlubiyete kılıf aramaksa; Gökhan Gönül'ün maçın başında verilmeyen penaltısını, ofsayttan atılan golü bahane etmek cuk oturur hadiselerdi zaar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakınız bu maçta Bjk'liler tarafından sorgulanması gereken husus başkadır, takımlarının bu kadar galibiyete ihtiyacı olduğu bir maçta neden Beşiktasspor gibi oynadıklarıdır aslında onları sinirlendiren. Beşiktaş son yıllarda, geçen seneki kupa finali dahil olmak üzere, her Fenerbahçe maçına Anadolu Takımı zihniyetinde çıkmıştır. Daha önce blog da sıklıkla değindiğim gibi, anlamadığım bir şekilde, Beşiktaş'lı futbolcuların gizli bir Fenerbahçe hayranlığı&amp;korkusu vardır. Yıllar önce bariz şekilde Bjk lehine olan galibiyet kantarı, Fb-Gs mücadelesini bile gölgede bırakacak şekilde, Kadıköy tarafına kaymıştır.Beşiktaş'lılar işte tam bu durumu sorgulamalıdır. Belki hakkınız yendi, bu maçı Kasımpaşa'nın bizi yenebildiği gibi kazanacaktınız bir ihtimal. Peki siz takımınızın bu kişiliksiz ve pısırık futbolundan memnun musunuz? Artık Fenerbahçe taraftarı Kadıköy'deki BJK maçlarına gittiğinde " bunlar gene 90 dakika defans yapacak" diye düşünüyor. Bu durum hoşunuza gidiyor mu? Sonra çıkıyor Yıldırım Demirören " 2 büyük oluşturulmak isteniyor" diyor.&lt;br /&gt;Peki sizce büyüklük nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha, ben de Emre'nin melek olduğunu iddia edemem. En başından beri Fenerbahçe'de oynamasına karşıyım. Ama Pascal Nouma'yı ilahlaştırmış, Sinan Engin gibi bir değer yaratmış, Nobre yi parmaklatmış bir camianın Emre ve Bilica hakkında ahlak nutukları atması abesle iştigaldir, komiktir, patetiktir. Şişme köpeklere takanlara da tavsiyem, sahada Bjk hakkında bir tane aşağılayıcı pankart olmadığı ve tezahurat yapılmadığı gerçeğini kendilerine itiraf etmeleridir.Demek ki bizim taraftar Gs seyircisine yaptığı muamelenin yarısını Beşiktaş'lılara yapsa toplumsal infial yaşayacak bu ülke...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süredir yazmıyordum, adamı böle sinirlen yazdırdılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşlar çiçekler böcekler daha sonraaa:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-8428192127564313223?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/8428192127564313223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/04/sutten-ckms-kara-kask.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8428192127564313223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8428192127564313223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/04/sutten-ckms-kara-kask.html' title='Sütten Çıkmış &quot;Kara&quot; Kaşık'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S87WhvQj6pI/AAAAAAAAAKg/Y8e8c5VC5-Y/s72-c/emre-nobre.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-8281681958770244355</id><published>2010-03-30T10:04:00.004+03:00</published><updated>2010-03-30T10:18:52.771+03:00</updated><title type='text'>Hangi Sevdadan Galip Çıktık ki....</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S7Glqqm2IwI/AAAAAAAAAKY/vmAC0udRtaA/s1600/2010_UEFA_Champions_League_Final_logo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 311px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S7Glqqm2IwI/AAAAAAAAAKY/vmAC0udRtaA/s400/2010_UEFA_Champions_League_Final_logo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454322776132690690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;UEFA'ya Mayıs'taki CL finali için (Madrid) bilet başvurusu yapmıştım. İspanyaya gideceğim bütün arkadaşlarıma bilet çıktı...bana gelen mail ise aşağıdadır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Dear ....., &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;We are sorry to inform you that your ticket application (customer reference number 40623) for the 2010 UEFA Champions League Final was not successful. &lt;br /&gt;We would like to take this opportunity to thank you for your interest in European football and to invite you to log onto UEFA.com to keep up to date with the latest news on the UEFA Champions League.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Best regards,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ticketing&lt;br /&gt;2010 UEFA Champions League Final &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;We kindly ask that you do not reply to this email.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahtan başka kanallardan bilet aldık da makus talihimize kazık attık. Artık bilet çıkan arkadaşların karaborsa eylemlerinden pay almaya çalışacağım....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-8281681958770244355?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/8281681958770244355/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/hangi-sevdadan-galip-cktk-ki.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8281681958770244355'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8281681958770244355'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/hangi-sevdadan-galip-cktk-ki.html' title='Hangi Sevdadan Galip Çıktık ki....'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S7Glqqm2IwI/AAAAAAAAAKY/vmAC0udRtaA/s72-c/2010_UEFA_Champions_League_Final_logo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-8526270007906766905</id><published>2010-03-15T18:24:00.001+02:00</published><updated>2010-03-15T18:26:28.043+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='What have we found? same old fears...'/><title type='text'>Günün Anlam ve Önemine İstinaden...</title><content type='html'>&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/NfOmEauyOss&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/NfOmEauyOss&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arada iki sanatsal şey post eyleyim de, içimde bir incelik olabileceğine dair şüpheler oluşsun der, beğeninize sunarım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-8526270007906766905?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/8526270007906766905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/gunun-anlam-ve-onemine-istinaden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8526270007906766905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8526270007906766905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/gunun-anlam-ve-onemine-istinaden.html' title='Günün Anlam ve Önemine İstinaden...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-4177920886745917668</id><published>2010-03-14T22:02:00.006+02:00</published><updated>2010-03-15T18:20:48.892+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevmiyorum'/><title type='text'>Sevmiyorum#3</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S55buXMHwWI/AAAAAAAAAKI/XypBRiXDajY/s1600-h/izmir.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 289px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S55buXMHwWI/AAAAAAAAAKI/XypBRiXDajY/s400/izmir.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448893451221844322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnadına isyan sevmediğim şeylere devam ediyorum (bu arada fark ettim ki blog a bir tane olumlu şey yazmıyorum...idare edin....)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Seinfeld:&lt;/strong&gt; Şimdi efendim, bazılarının bu çok muhteşem ve komik buldukları bu diziyi bir çok kez izledim. Esprilerinin %50 sinin New York'un sosyal hayatı üzerine kurulmuş olduğu bu eserde yurdum gençliği ne buldu anlayamadım. Genelde Seinfeld'in hiç bir esprisine gülmem, güzel bulan ile de beraber bir bölüm izlemeyi istiyorum. Bana da anlatsın ben de güleyim...Yalnız tam Hıncal Uluç cümlesi oldu, hatta şöyle bitirmem lazım "efendim Seinfeld'e güzel diyen insanla sabaha kadar tartışırım"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İstanbul Film Festivali&lt;/strong&gt;: Her aklı başında yurdum gençliğinin konu festival ile ilgili kötü bir anısı vardır. Ya ibne filmine denk gelmiştir ya da sıkıcı Fransız işkencesine. Benim anlamadığım bu eziyetin boyutları herkes tarafından bilinmesine rağmen, sırf hava olsun diye her sene rutine bağlanmasıdır. Burdan Türk lümpen gençliğine sesleniyorum! arkadaşlar sırf hava yapıcam diye bu işkenceye katlanmak zorunda değilsiniz. Siz gene havanızı yapın, herkese festivale gittiğinizi söyleyin. Hangi filmlere gittin diye sorarlarsa "Bir Fransız filmine gittim 2 erkek sevişiyordu" veya " bir kırım filmine gittim, filmde toplam 3 tane diyalog vardı ama didaktik bir şahaserdi" tarzı laflar edin. Yeminlen kimse anlamaz...Bu da size Fecaat kıyağıdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kargo:&lt;/strong&gt; Evet sevmiyorum...müziklerini banal, şarkı sözlerini zorlama buluyorum. Hayatım boyunca bir albümlerini baştan sona dinleyemedim. Dağıldıkları için mutluyum...Grubun geri kalanının Mirkelam'a yamanmasını da kendileri adına doğru bir hareket olarak görüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şehr-i İzmir:&lt;/strong&gt; Şimdi efendim hepsi kabulümüzdür. Halkı modern, kızları güzel, kumrusu lezzetli, mezesi nefis vs...Bunlarla ilgili bir problemim yok. tabi ki yaz aylarında İzmir'in ne kadar alternatifli ve eğlenceli bir yer olduğunu da kabul ediyorum. Çeşme yarım saat, Bodrum 3 saat, Yunan Adaları 2 saat..ona da eyvallah..Fekat, eğer birisi çıkıp derse "İzmir çok güzel bir şehirdir" işte orda dur derim. Ve bunu söyleyen insanlara, mesela bir Şubat ayında, İzmir'e gitmeyi öneririm ve bu hususu sabaha kadar tartışırım (Hıncal kolla kendini, ölümüne müteakip tahtına adayım). Türkiye'nin en gecekondu şehri, dağ taş dolmuş durumda. Gece hayatı denen olgu Ankara'nın bile çok gerisinde. Şehirde doğalgaz kullanımı olmadığı için kömür soluyorsun. Tek damla yeşillik yok...Çok övünülen kordon doldurulduktan sonra  vasat bir sahil kesimi olmuş, zaten mekanların kalitesi de oldukça düşük. Evet, 1 ay önce İzmir'e giden bir insanın gözlemleridir bunlar...hariçten gazel okumuyoruz yani..İzmir'lilerin küfür ettiğini duyar gibiyim, yıllığa andaç diyen insanlar topluluğuyla bir yere kadar münakaşa ederim:) en son koz olarak da Karşıyaka'dan Alsancak'a vapura binilmesini ve Alsancak tarafına doğru baktıldığında gördüklerinin tarif edilmesini isterim...waiiit for it...gri.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam eder bir ara...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-4177920886745917668?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/4177920886745917668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/sevmiyorum3.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4177920886745917668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4177920886745917668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/sevmiyorum3.html' title='Sevmiyorum#3'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S55buXMHwWI/AAAAAAAAAKI/XypBRiXDajY/s72-c/izmir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7592258857360174065</id><published>2010-03-11T22:44:00.005+02:00</published><updated>2010-03-11T23:50:13.352+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yürü Bee'/><title type='text'>Fecaat is Missin' Big Hair Bands...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S5lkhpMZAUI/AAAAAAAAAKA/G_DZWF9Z_dk/s1600-h/BigBadHair2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S5lkhpMZAUI/AAAAAAAAAKA/G_DZWF9Z_dk/s400/BigBadHair2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447495753437610306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir insanın tercihlerinin oluşmasında hep bir kavramla mücadele etmesi yatar. Genelde sevmediğiniz bir kişiye/oluşuma taraf olarak tanımlarsınız kendinizi. Okulda sevmediğiniz güruh popçu takılıyorsa sizin gönlünüz hafiften rock'a kayar, kıl olduğunu birisi saçlarını uzatırsa siz gider sıfıra vurdurursunuz, hayat boyu hep sarışınlar peşinizden koştuysa ve fekat gönlünüz size yüz vermeyen esmer güzeli komşu kızındaysa "sarışının adı esmerin tadı aga!" diye sağda solda kendinizi kandırırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yazık ki hayat, bertaraf olmamak için, bizi hep taraf olmaya itiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela; uzun saçlı kızları, kendileriyle  iyi anılarım olmadığından, pek sevmem.Alem i cihan olsa, uzun saçlı kızlar ilk görüşte nazarımda müsabakaya 1 0 yenik başlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu uzun saçlı kız örneği tam söylemek isteyeceklerimi yansıtmıyor ama hayatım boyunca bu durumu ilk defa ifade etmenin heyecanıyla araya sıkıştırayım dedim.Kusuruma bamya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, uzun lafın kısası, bu etkiye tepki olayı insanı 1. paragrafta bahsettiğim gibi bir şekilde yönlendiriyor. Mesela Fenerbahçe fanatikliğime dair hatırladığım ilk şey şudur.80 li yılların ortalarında, sadece takımımı soran kişilere "Fenerliyim abi" diyecek kıvamdayken, babamın çok stratejik bir hamle yapıp o zamanlar hiç kimsede olmayan orjinal bir forma takımını bana hediye etmesiyle başladı herşey (o zamanlar formayı üreten Güneş Tekstil diye bir firmaydı, ve formanın sol gögsünde güneş yazardı). Beşiktaş'ın bizi yendiği bir maçın akabinde benim çok bilinçli olmayarak giydiğim(evet malum kişiler, çocukluğuma indiniz mutlu musunuz:) mevzubahis formayla sokağa çıkmamdır biraz da fitili ateşleyen. O kadar çok laf yemiştim ki, ağlayacak kıvama gelmiştim. Yaşlı gözlerle eve doğru giderken arkamdan bir ses duydum "çocuk! bir bakar mısın". Mahallenin fırınıydı bana el eden. İlk başta gitmek istemesem de o kadar çok ısrar etti ki, kendimi dükkanın içerisinde buldum. Ahanda gene papara yiyecez derken, elime bir gazozun tutuşturulduğunu gördüm. Adam "sen bugün de bu formayı giyip sokakta dolaştın ya, bu dükkandan ne istersen alabilirsin" dedi. Gazozdan başka bir şey istemedim ve nedense koşar adım dükkandan çıkmaya çalıştım. Tam çıkacak iken adam beni kolumdan tuttu ve klüp üye kartını gösterdi. Bana ne zaman istersem gelebileceğimi söyledi. O fırına bir daha hiç gitmedim, zaten bir süre sonra da kapandı. Hala ne zmaman İncirli'den geçsem o fırının olduğu yere göz gezdiririm... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bütün hayatım bu tarz anıların oluşturduğu tutkularımın beni yönetmesiyle geçti. Kafama yatmayanla kendimi yıpratırcasına mücadele ettim, sevdiğimi de takım tutar gibi sevdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eeee nedir şimdi bu hacı?" diye soranlar olacaktır. Şöyle ki: yaklaşık 10 yıldır 1-2 numara arası gidip gelen saçlarımı son bir kaç aydır uzatıyor bulunmaktayım. Bunun sebebi; ne yukarıda anlattığım gibi dazlak saçlılara ayar olmam, ne de sağlık sebepleridir. Sadece iş yerinde tarafıma yöneltilen:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu saçlar ne yahu, manav gibi olmuşsun"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kerem senin saçların mı dökülüyor?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Olum ne bu böle skinhead gibi, yakışıyor mu!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tarzı ithamlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve çünkü insan artık yaşının ilerlemeye başladığını birbirine forwardladığı "80 li yıllar" maillerinden anlamıyor. Artık milletin suyuna gitmeye başladığınız an "delikanlı" denilen tabirin sizden uzaklaştığını fark ediyorsunuz."Milletin ağzına sakız olacağıma uzatırım bu saçı hacı!" diyip geçtiğindir insanın süngüsünün düşmeye başladığı an...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu hakkında yazacaklarım bu kadar...Bana da klasik "benim dertlerim herkesi ilgilendiriyor" bloger yazısı yazdıran bu hayatla hesabım bitmedi! diyeceğim ama yukarıda yazdıklarımdan sonra "hadi len" dersiniz haliylen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir dahaki postum da, da size mutfakta yaptığım kekler hakkında veya hafta sonu yaptğım bir gezinin fotograflar eşliğinde anlatımıyla en kötü aşk hakkında jenerik laflarla alakalı olabilir...nasıl olsa kanaldayız artık...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7592258857360174065?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7592258857360174065/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/fecaat-is-missin-big-hair-bands.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7592258857360174065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7592258857360174065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/fecaat-is-missin-big-hair-bands.html' title='Fecaat is Missin&apos; Big Hair Bands...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S5lkhpMZAUI/AAAAAAAAAKA/G_DZWF9Z_dk/s72-c/BigBadHair2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-4019917180499744141</id><published>2010-03-08T09:38:00.004+02:00</published><updated>2010-03-08T12:10:40.198+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Tali Yol...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S5TLOLdHigI/AAAAAAAAAJ4/WTRYot5JXj8/s1600-h/mevleviler.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 207px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S5TLOLdHigI/AAAAAAAAAJ4/WTRYot5JXj8/s400/mevleviler.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446201293851298306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kıl olmadan geçemeyeceğim. Ne demek "Dünya emekçi kadınlar günü kutlu olsun"!Bütün gün yatan, baba&amp;koca parası yiyen kadınlarımız kutlamasın mı yani bu günü. İşçi bayramı mı bu arkadaş! Sen kafadan ayrımcılık yapıyorsun bu söyleminle, nerede kaldı eşitlik? 3 sene önce hasbelkader Kadıköy'deki kutlamaların içinde bulmuştum kendimi. Tevekkeli hayatımda o kadar çirkin karşı cinsi bir arada görmemiştim. Paspal olmak,yağlı saçla dolaşmak, paçozluğun doruklarında yaşamak mıdır bu işin gereği! Zaten ben bu psikolojileri çözemiyorum, o da ayrı mevzu. İşine gelince kadınlar çiçektir su ister, işine gelince girl power...oldu canım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dün akşam maçtaydım ve hakkını vererek söylüyorum, dondum...Taraftarlığın darbe yediği nokta başarısızlık değilmiş. Eğer bir insan tuttuğu takımın futbolcularından nefret ediyorsa gerçekten sorguluyor o tribündeki varlığını.Koskoca Fenerbahçe'yi Emre Belözoğluna muhtaç edenler utansın. Appiah'ları, Johnson'ları, Nielsen'leri, Tuncay'ları beyhude yere sahada aramakla geçiyor ömrüm. Jay Jay ı özleyeniniz var mı? İşte poker suratlı malum kişi de bu takımdan gittiğinde onun gibi anılacak.ahanda buraya yazıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Chat mevzuunda kelimenin son harfinini uzatan (naberrr, iyiyimmm, seviyorummmm... vb) insanlara ne demeli ey dostlar. Sevimli olduklarını mı zannediyorlar acaba. Zamanında bir de "efet" furyası vardı,V.Ö. nün tabiriyle "azalarak bitti" de kurtulduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ne zamandır yazacağım yazamıyorum. 2 hafta önce Longtable'daydık şekerim... İnsan o tarz mekanlara gittiği zaman bu ülkede para kazanmanın çok kolay olabileceğini anlıyor. Abartı üzerine kurulmuş bir concept, ama içerik boş. Yerse...yiyor valla..Hayatımız Bank Asya 1. Liginde play off mücadelesiyle geçmiş, kendimizi Şampiyonlar Liginde bulunca ister istemez sırıtıyoruz. Zaten doğumgünü ayağına kapının girişinde masa vermişler. Bütün gece giren çıkanın çetelesini tuttuk. Kodamının biri mekana girer girmez bizi personel zannedeyazarak "Merhaba Çocuklar" dedi ya...O saatten sonra gözüm Aysun Kayacı'yı bile görmedi...durumu siz tahmin edin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bir tanıdığına Bağdat Caddesi'nde rastlamakla İstiklal Caddesinde rastlamak arasında ciddi fark var sanırım. İstiklal Caddesinde; sürekli bir yere yetişme telaşı, kalabalıktan sıtkı sıyrılma hali, tacizcisi polisi sarhoşu...Bağdat Caddesi ise tam zıttı. Birinde tanıdık gördüğüne sevinirsin, diğerinde kafayı çevirmeyi bile düşünürsün. Her şeye rağmen biz İstiklal'i daha çok severiz ayrı..İnsan rahat ettiği yerde eğlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 8 Mart sebebiyle naçizane modern kadın eleştirisi: Hayat bir paylaşım değilse ,neden o kadar kastınız kişisel gelişim ayağına be canlarım.Biten ilişkilerden sonra hep erkeklerin 2yüzlü olduğunu söylersiniz. Bunu herşey başlamadan önce anlamanın yolu, karşı cinsi; kendi arkadaşlarınla, kendi sevdiğin mekanlarla, kendi sevdiğin filmlerle, kendi sevdiğin sosyal ortamlarla test etmek değil midir be iki gözüm. İşi, ilişki seviyesine getirmek neden hep erkeğin organizasyonel yeteneğine bağlıdır ki. İpleri karşı tarafa verirsen, o da istediği gibi rol yapar. Bir insanın gerçek yüzünü hep deplasmanda görmez misin (tatil, yolculuk..). E o zaman nedir bu "ben aramam o arasın", " ben bir yere çağırmam o çağırsın", "Ben mekan seçmem, o seçsin" mantığı. Ayarlayın bunları be kıymetlim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Avatar'a Oscar vermeyen Akademi gönlümde 3 puanı almıştır. Gerçi ödül alan filmi seyretmedim ama daha hakkaniyetli bir tercih olduğunu tahmin ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Eğer bu forumu takip eden yaklaşık 15 (yazıyla onbeş) kişiden biriyseniz uzun zamandır bu pasif ofsayt mevzuuna ne kadar takmış olduğumu bilirsiniz . Ahanda bakın iş dönüp dolaşıp gene oraya kilitlendi. Tekrar ediyorum, bu kuralı TR'de kimse tam olarak bilmiyor..herkes kafasına göre sallıyor. Konuyu Fenerbahçe üzerinden tartışmak fanatikliktir. Ayrıca bana özelden bir şeyler ispatlamaya çalışan, rakip takım taraftarı olan, değerli dostlarım. Burası bir fikir platformudur. Beşiktaş veya diğer takımlar hakkında fikirimi ifade etmeye de hakkım var. Hiçbirinize düşünceleri yüzünden saldırmadım veya bir şey ispatlamaya çalışmadım. Hayatım boyunca hep saldırılara cevap veren oldum. Varsa konuşacak bir fikriniz buyrun siz de yazın...Mevlana değiliz ama bizim de dergahımız herkese açıktır. Öyle özelden rüzgar yapmakla, yazıların altına isimsiz yorumlar yazmakla, olmuyor bu işler canparelerim. Hayatta en acı olan, başkasının fikirleri üzerinden kendini konumlandırmak olsa gerek...Bu blog, her ne kadar sadece ben yazsam da, kişisel bir blog değildir. Katılın değiştirelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Türk Milletinin, kendi kafasınca, ezildiğini düşündüğü halklara olan sempatisini bir yere kadar kabul edebiliyorum. Mesela kendi kafamıza göre Katalanların ezilmiş bir ırk olduğunu düşünüyoruz, İrlanda'nın İskoçya'nın sömürge çaresizliğine isyan ediyoruz. Halbuse batı medeniyetinin temelinde sömürgecilik, ırkçılık yatar. Bugün Avrupa'daki güç dengesidir aslında bazı ırkları mağdur gösteren. Eğer kendimize yakın hissettiğimiz bu toplumlar muktedir olsalardı, ağababalarından farklı mı davranırdı bize. Koyu katolik bir İrlanda'lıdan müslümana sempati ile bakmasını beklemek gaflettir. Bugün hiçbir batı medeniyeti; din, dil, ırk ayırd etmeksizin insanların bir arada yaşayabildiği Osmanlı gibi,Pers İmparatorluğu gibi devletler kuramamıştır.Kuramaz da...Batı Medeniyetinde mağdur yoktur, emparyalizim için yeteri kadar gücü olmayan vardır. Ben batı medeniyetinde ırkçıyım diyeni daha çok severim, en azından ruhunda olanın gerektirdiği gibi davranır. Ayrıca Katalanya İspanya'nın en zengin bölgesidir. Neye eziliyorsunuz siboplar!...Hala Madrid! zaten lider de olduk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*görüşürüzzzzzz, kendinize iyi bakınnnnnnnn....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-4019917180499744141?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/4019917180499744141/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/tali-yol.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4019917180499744141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4019917180499744141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/tali-yol.html' title='Tali Yol...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S5TLOLdHigI/AAAAAAAAAJ4/WTRYot5JXj8/s72-c/mevleviler.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3893188101936914452</id><published>2010-03-02T12:02:00.003+02:00</published><updated>2010-03-02T21:07:37.361+02:00</updated><title type='text'>Braveheart'ın Memleketinden Demokrasi Dersi...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S41ggarmIXI/AAAAAAAAAJw/2VZkiOf1EBw/s1600-h/_47016138_old_firm_derby_512.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S41ggarmIXI/AAAAAAAAAJw/2VZkiOf1EBw/s400/_47016138_old_firm_derby_512.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5444113634595053938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Old Firm" futbolun kenarından geçmiş herkesin bildiği bir kavram. Kimilerine göre dünyanın en büyük spor olayı..Kimilerine göre de  ayaktopunun çirkin yüzü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet,Glasgow derbisinden bahsediyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katolik İrlanda'lıların kurduğu Celtic ile Protestan İskoçyalıların kurduğu Rangers..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye malum, 19. YY sonlarında İrlanda topraklarında yaşanan büyük  patates kıtlığından sonra yüklü bir Celt Popülasyonu İskoç topraklarına göç eder.Ve burda Celtics i kurarlar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 takım arasındaki rekabet durumunu az çok tahmin edersiniz...Hiç İskoçya'ya gitmedim ama birbirlerinden tam anlamıyla nefret ettiklerine dair hikayeleri her futbolsever bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki uzun metrajlı çalışma Rangers taraftarının Celtic'liler  için söylediği bir tezahuratı içeren şarkının sözleri.Ve tabi düdük İskoçların harika yorumu..&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şimdi şöyle düşünün, bu tezahuratın benzerini 3 büyüklerden birinin taraftarı Diyarbakır tribünlerine yapsa neler yaşanırdı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tezahurat nedeniyle İrlanda Hükümetinin her platformda avaz avaz bağırdığını da ekleyelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Well the famine is over &lt;br /&gt;Why don't they go home? "Kıtlık sona erdi, neden evlerine (İrlanda) geri dönmüyorlar?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I often wonder where they would have been &lt;br /&gt;If we hadn't have taken them in&lt;br /&gt;Fed them and washed them&lt;br /&gt;Thousands in Glasgow alone &lt;br /&gt;From Ireland they came &lt;br /&gt;Brought us nothing but trouble and shame&lt;br /&gt;Well the famine is over &lt;br /&gt;Why don't they go home?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Now Athenry Mike was a thief&lt;br /&gt;And Large John he was fully briefed&lt;br /&gt;And that wee traitor from Castlemilk&lt;br /&gt;Turned his back on his own&lt;br /&gt;They've all their Papists in Rome&lt;br /&gt;They have U2 and Bono&lt;br /&gt;Well the famine is over &lt;br /&gt;Why don't they go home?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Now they raped and fondled their kids&lt;br /&gt;That's what those perverts from the darkside did&lt;br /&gt;And they swept it under the carpet &lt;br /&gt;and Large John he hid&lt;br /&gt;Their evils seeds have been sown&lt;br /&gt;Cause they're not of our own&lt;br /&gt;Well the famine is over &lt;br /&gt;Why don't you go home?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Now Timmy don't take it from me&lt;br /&gt;Cause if you know your history&lt;br /&gt;You've persecuted thousands of people&lt;br /&gt;In Ireland alone&lt;br /&gt;You turned on the lights &lt;br /&gt;Fuelled U boats by night&lt;br /&gt;That's how you repay us&lt;br /&gt;It's time to go home.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/iyNU608RuF4&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/iyNU608RuF4&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3893188101936914452?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3893188101936914452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/braveheartn-memleketinden-demokrasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3893188101936914452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3893188101936914452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/braveheartn-memleketinden-demokrasi.html' title='Braveheart&apos;ın Memleketinden Demokrasi Dersi...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S41ggarmIXI/AAAAAAAAAJw/2VZkiOf1EBw/s72-c/_47016138_old_firm_derby_512.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7652951502240290244</id><published>2010-03-01T08:25:00.005+02:00</published><updated>2010-03-01T10:12:06.369+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe S.K.'/><title type='text'>İşte Biz "O" Gün Tükeneceğiz</title><content type='html'>Halef ve saleflerimi göz önünde bulundurduğumda en şanssız Fenerbahçe'li nesile ait olduğumu söleyebilirim.Ortaokul ve lise yıllarım boyunca, bu takımın yaşayabileceği her türlü çapsızlığa şahit oldum.Her zaman fanatik biri olarak bilindiğimden bütün hayatım; başkalarının başarılarını dinlemekle, millete laf yetiştirmekle, için için kendimi yemekle geçti. Pişman mıyım? tabi ki hayır..değişmedik geliştik, uslanmadık uzlaştık. Böyle gelmiş böyle gider...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımın tarihinde kara bir leke olarak anılacak 90 lı yıllarda major problemler belliydi.Tesislerin ve stadın yetersizliği, günü kurtarmaya yönelik transferler, maddi imkansızlıklar, şovmen yöneticiler vs...Evet, her zaman "zengin takım" olarak adlandırılan Fenerbahçe 90 lı yıllarda sefilleri oynuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir adam geldi, bütün Türkiye'yi karşısına almak pahasına bir  şeyleri değiştirmeye çalıştı.Camiayı, 2-3 tane çapsız müteahhitin eline bakmaktan kurtardı. İstifa kolpaları dışında söylemleri hiç değişmedi. Kimseye eywallah etmeden, kimseyle ittifak etmeden, kimseyle baş başa yemek yiyip şampiyonluk kupa taksimatı yapmadan 12 yılı devirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle son 3 yıla baktığımızda, problemin 90 lı yıllarda olduğu gibi imkansızlıklar olmadığı açık. Fenerbahçe,bütün o parıltılı şaşanın içerisinde,içi çekilmiş gibi futbol oynuyor. Despot ve dikta yönetim tarzı, özellikle yerli futbolcuların müthiş bir stres altında top oynamasına sebep oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlarımdan tepki görmek uğruna yılladır savunduğum bir şey var. Bir takım star oyuncusunun mantelitesine göre top oynar. 2 golle sezonun kurtarıldığı, emek hırsızlığının cezasız olduğu, umarsamazlığın olgunluk, ruhsuzluğun soğukkanlılık olarak algılandığı bir takımda genç bir oyuncuya nasıl mücadele ruhu aşılayabilirsin. Ben ne kadar koşarsam koşayım ıslıklanacağım, ama 2 gol atsam kral olurum mantığı 5 senedir bu takımı mahvetti. &lt;br /&gt;Emre 18 li yaşlarında Hagi gibi hırslı birisinin değilde "O" nun yanında yetişseydi böyle kendini parçalar mıydı!&lt;br /&gt;Guiza,Kezman kazmaydı da Anelka'da mı öyleydi???&lt;br /&gt;Bu takımdan her giden golcü "O" nun pas seçimlerinde taraflı davrandığını söylemedi mi?&lt;br /&gt;Oğuz Çetin'in çetesi bu takıma 10 sene kaybettirdi...aynı filmin tekrar oynandığını görmek için bu kadar mı kör olmak lazım....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzun lafın kısası..bu takımda her şey değişiyor...ama 2 kişi değişmiyor...Biri camiayı biri takımı yönetiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu 2 kişi gitmeden takımdan bir şey beklemek hayaldir...bu takımın daha demokrat bir yönetime, daha "adam" bir kaptana ihtiyacı var...Gerisi yalandır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksini düşünen de, bu saatten sonra benim için İhanettedir..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7652951502240290244?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7652951502240290244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/iste-biz-o-gun-tukenecegiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7652951502240290244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7652951502240290244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/03/iste-biz-o-gun-tukenecegiz.html' title='İşte Biz &quot;O&quot; Gün Tükeneceğiz'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6487868422841426392</id><published>2010-02-26T22:51:00.000+02:00</published><updated>2010-02-26T22:52:12.482+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='What have we found? same old fears...'/><title type='text'>80'ler...</title><content type='html'>&lt;object width="560" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/6VgEmjhpqLg&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/6VgEmjhpqLg&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-6487868422841426392?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/6487868422841426392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/02/80ler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6487868422841426392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6487868422841426392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/02/80ler.html' title='80&apos;ler...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7497184853769200605</id><published>2010-02-17T17:42:00.005+02:00</published><updated>2010-02-17T17:58:21.383+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbolun Kıssadan Hissesi'/><title type='text'>Fink</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S3wQn25SxSI/AAAAAAAAAJo/BaegogTBGJw/s1600-h/fink_gol-300x209.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 209px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S3wQn25SxSI/AAAAAAAAAJo/BaegogTBGJw/s400/fink_gol-300x209.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5439240726893479202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fink'in BJK'nin resmi internet sitesine verdiği röportajdan parçalar....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Beşiktaş’ta forma giymek nasıl bir duygu? Eğitim durumun hakkında bilgi verir misin? Alışveriş yapmayı sever misin? İstanbul’da en çok nereyi beğendin. Türkiye’de İstanbul dışında başka bir şehir gezdin mi?&lt;br /&gt;Müge&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş forması giymek benim için çok güzel bir duygu. İlk maçımı da Fenerbahçe karşısında oynamıştım Süper Kupa için. O maçta giydiğim formayı saklıyorum. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe’ye attığın gol sonrasında neler hissettin?&lt;br /&gt;Hilmi, Volkan Erdoğan, Sergen Yıldız, Sercan Aslan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her açıdan mükemmel bir goldü. Takımıma galibiyet golünü kazandırdım, taraftarları sevindirdim. Ayrıca annem, babam ve kardeşim bu maçı izlemek için gelmişlerdi. Maç öncesi annem, gol atacağımı tahmin ettiğini söylemişti. Benim için mükemmel bir andı.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Futbol hayatın boyunca en beğendiğin gol hangisiydi?&lt;br /&gt;Gökhan Şişman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok kez gol attım. Ama Fenerbahçe’ye attığım gol hem çok güzeldi hem anlamı büyüktü. Almanya’da da buna benzer goller attım. Hatırladığım üç tane gol var ki, bunların arasından Nürnberg’e attığım gol de değerlidir benim için.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne gol atmışsın be arkadaş....Bir Alman'ı sevindirdik ya..eşinin dostunun hayır duasıyla sırtımız yere gelmez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim Fink'e tavsiyem, Türkiye kariyeri süresinde içinde Fenerbahçe adı geçmeyen anıları da tecrübe edinmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın  bir gün Almanya'da eşin dostun sorar da "ne yaptın oralarda diye", böyle cevaplar verirsen istemeden fahri elçimiz olursun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Carew vardı böyle, sabah akşam Fenerbahçe'den bahsederdi..O da gol atmıştı bize..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peeey peeey...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7497184853769200605?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7497184853769200605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/02/fink.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7497184853769200605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7497184853769200605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/02/fink.html' title='Fink'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S3wQn25SxSI/AAAAAAAAAJo/BaegogTBGJw/s72-c/fink_gol-300x209.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3940786596382107241</id><published>2010-02-12T13:17:00.003+02:00</published><updated>2010-02-12T13:55:27.839+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevmiyorum'/><title type='text'>A Serious Man...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S3U86Z0DzAI/AAAAAAAAAJg/bdMMCIt69mA/s1600-h/A-Serious-Man-583333.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 260px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S3U86Z0DzAI/AAAAAAAAAJg/bdMMCIt69mA/s400/A-Serious-Man-583333.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5437319099179060226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog un fahri ortağı King Jeremy ile, bir Cuma gecemize mal olan Coen Kardeşler filmi " A Serious Man" en iyi film dalında Oscar a aday gösterilmiş.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film süresince kadim dostumun "abi film bööle gitmez, kesin bir yerde gelişme olacak" yakarışları devam ederken filmin pat! diye bitmesidir bizi hüzne gark eyleyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IMDB rules! prensibini benimsemiş biri olarak filmi seyretmeyi bizzat kendim önermiştim. Bu anlamsızlıklar silsilesini bir yere kadar savundum temaşa esnasında. Ve fekat benim gibi bir ukalanın da tıkanacağı yerler vardır...Evet kabul etmek gerekir ki konu film, değil Coen kardeşlerin, sinema dünyasının en kötü filmlerinden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin bitmesine müteakip surflediğim, başta Ekşi Sözlük olmak üzere, ukala yatağı sitelerde okuduğum yorumlar nedense beni şaşırtmadı: "Şahaser", "Coen'ler kendini aşmış"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi kuantum mekaniğinin hayata uyarlaması falan diye yorumlayanlar var (Başrol oyuncusu Schrödinger'in Kedisi Teoreminden bahsediyor filmin bir yerinde)...Hayır, o insanlara kuantum mekaniği nedir? diye sorsan 3. kelimede tıkanırlar...ama okumuşlar ya IMDB yorumlarında bunu, ver ayarı yutturabildiğine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca neymiş, Film 1960 lı yılların Amerika'sına eleştirel bakıyomuş! bu mudur bir filmi güzel yapan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmi beğenen TC vatandaşlarıyla "rakı-balık" eşliğinde filmi izlemek istiyorum...anlatsınlar bakalım neymiş şu şahaser...Nedir bu memleketin boktan filmleri beğenerek pirim yapmaya çalışan insanlardan çektiği..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coen Kardeşlerin; Fargo ve No Country for Old Men ile kalbimde kazandığı kredinin nezdimde tükendiğini belirtir, yazıma gene King Jeremy'nin filmi izlediğine müteakip yaptığı eşşiz yorumla son veririm:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Lise Türkçe derslerindeki okuma metinlerinde bir çok kez aynı konu tartışılırdı ve ben neden olduğunu anlayamazdım: -Sanat sanat için midir, halk için midir- şimdi neden tartışıldığını anladım"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne diyelim, Two Thumbs up!!!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3940786596382107241?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3940786596382107241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/02/serious-man.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3940786596382107241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3940786596382107241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/02/serious-man.html' title='A Serious Man...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S3U86Z0DzAI/AAAAAAAAAJg/bdMMCIt69mA/s72-c/A-Serious-Man-583333.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7360649533512356057</id><published>2010-02-11T10:44:00.003+02:00</published><updated>2010-02-11T13:17:37.565+02:00</updated><title type='text'>Vatandaşın Dedektörle İmtihanı</title><content type='html'>i&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S3PjZvsCLvI/AAAAAAAAAJY/OvO7cXBEeRQ/s1600-h/montla%2Bs%25FD%25E7mak.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S3PjZvsCLvI/AAAAAAAAAJY/OvO7cXBEeRQ/s400/montla%2Bs%25FD%25E7mak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436939206603714290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İş sebebiyle çok fazla seyahat ediyorum. İlk bakışta güzel bir şey gibi gözükse de, zamanla adamın sıtkı sıyrılıyor. Bu gidişle " Türkiye'nin otelcilik hizmetleri" tarzında bir kitap yazmaya muktedir olacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer mesafe yerse, her yere arabayla gitmeyi tercih ederim. Hem daha rahattır, hem de itiraf ederim ki uçaktan hala feci şekilde tırsıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası bu hafta gene bir seyahat için uçak kullanmak zorunda kaldım. Program sıkışık olduğu için takım elbise ile havalimanına gitmek durumundaydım. Bu çin işkencesini her yaşadığımda aklıma Umut Sarıkaya'nın yukarıdaki karikatürü gelir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemerinizi çıkarın, saatinizi çıkarın, notebook'u çantasından çıkarın ve çalıştırın, ceketinizi montunuzu giyin çıkarın...hatta ayakkabınızı çıkarın, ayağa poşet giyin o şekilde dedektörden geçin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bu, soyun-giyin işlemini hem havalimanına girişte hem de bilet geçişte yapmak zorunda olduğunuzu söylemiyorum bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bu konuda asabımı bozan şey havalimanları arasında bir standart olmaması. Mesela, Yeşilköy'de neredeyse prostat kontrolü yapılıyorken, Adana Havalimanında utanmasalar üstünü bile aramayacaklar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse bu konu hakkında yazmamın sebebi şudur ki,  Notebook çantasını rontgenden geçirirken görevliler tarafından sorulan "çantanın içinde notebook var mıydı ?" sorusuna kafayı takmış bulunmaktaydım bir süredir. 1-) Notebook çantasında kedi yavrusu mu taşıyacağım? 2-) Koskoca ekran var orada göremiyo musun içeride ne var ne yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, en son İzmir Havalimanında görevlinin bu sorusuna "Hayır yok" diye cevap verdim. Adamlarda gayet çantamı geçirdiler...Anlaşılan o ki bunlar çanta içindeki Notebook'u anlayamıyorlar. Hiç keyfinizi bozmadan yalan söyleyebilirsiniz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalanınız ortaya çıkar, terorist muamelesi görürseniz de hiçbirinizi tanımam baştan söyleyeyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7360649533512356057?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7360649533512356057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/02/vatandasn-dedektorle-imtihan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7360649533512356057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7360649533512356057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/02/vatandasn-dedektorle-imtihan.html' title='Vatandaşın Dedektörle İmtihanı'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S3PjZvsCLvI/AAAAAAAAAJY/OvO7cXBEeRQ/s72-c/montla%2Bs%25FD%25E7mak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-8735345759034322347</id><published>2010-02-10T22:07:00.003+02:00</published><updated>2010-02-10T23:30:04.651+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Delikanlının Galaksi Rehberi#3</title><content type='html'>Ey oğul,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Unutma ki,  tanımadığın yeni bir ortama girdiğinde, daha ortada fol yok yumurta yokken, sana en fazla yakınlık gösteren, kanka muhabbeti çeken laubali kişilikler ilk fırsatta arkandan dolaşıp 2 puan alacak yavşaklardır. Delikanlı adam, ortama yeni birisi girdiğinde mesafeli durur, pozisyon alır, ölçer biçer, uygun görürse iletişim kurar. Bu tarz bir ortama girdiğinde sana en mesefeli duran adam, en büyük kanka adayındır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Eğer bir ortamda, her hafta, "rakı balık yapalım" "bir akşam rakı içmeye gidelim" tarzı muhabbetler mütemadiyen yapılıyor ve sonuç olarak her akşam kös kös eve dönülüyorsa, bil ki o cenapta ortam bilen, kadirşinas adam yoktur. Alemci adamın içki aksiyonu spontene gelişir...bu tarz adamların "rakı" kelimesinin içini boşaltmasına izin verme. Gerekirse "akşam masa kuruyorum, beklerim" de...kalan sağlar senindir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Klasik olduğu üzere " Ben kızlarla anlaşamıyorum, hepsi çok kıskanç. En yakın arkadaşlarım hep erkek" diyen kızlara kötü duygular besle. İcabında hepsiyle "rakı-balık" yap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İş hayatındaki er kişileri 2 ana başlıkta irdeleyebilirsin. Elbiselerini akşamdan hazırlayanlar ve sabah spontene " elime ne geçerse giyerim ağa" cılar. ilk kategori tehlikelidir. İş çıkışları kısa bir akşam yemeği ve kariyer üzerine ciddi konuşmalar için idealdir. Sırrını açık etmeye gelmez. İkinci kısım candır canandır...alakasız gömlek-kravat kombinasyonlarında bire birdir...bazı sabahlar çorapları bile farklı giyebilir. Genelde akşamcıdır, eğlenmeyi iyi bilir..Sırrını saklar, ama o kişiyle yaşadıkların havanda su dövmektir. Kariyere zerre faydası olmaz...birinci tip adamlarla yükselirsin, ikinci tip adamlarla sevilirsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Delikanlı adam sigortacı görünce tepki koyar....Bunlar, insanoğlunun zaaflarına hitap eden meslek kollarıdır.Satış temsilcisi güzel bir bayan ise konu uzatılabilir, aksi takdirde kapı gösterilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ne demek ben kızlarla anlaşamıyorum! Erkek adam "ben erkeklerle anlaşamıyorum, bütün arkadaşlarım kız" derse, arkasından ipne derler. Peki aynısını söyleyen kıza ne derler??...adamı konuşturmayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-8735345759034322347?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/8735345759034322347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/02/delikanlnn-galaksi-rehberi3.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8735345759034322347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8735345759034322347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/02/delikanlnn-galaksi-rehberi3.html' title='Delikanlının Galaksi Rehberi#3'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-5814880343170840712</id><published>2010-02-01T13:07:00.003+02:00</published><updated>2010-02-01T13:23:24.717+02:00</updated><title type='text'>Gene Kızılacak ama...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S2a5AdrW-dI/AAAAAAAAAJQ/Q3Cw7wxrRiI/s1600-h/21854_1325373777116_1314039523_913228_4519999_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S2a5AdrW-dI/AAAAAAAAAJQ/Q3Cw7wxrRiI/s400/21854_1325373777116_1314039523_913228_4519999_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433233418086709714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serdar Bilgili'nin taktığı şapka..&lt;br /&gt;Karşılıklı kurlaşmalar...&lt;br /&gt;85 yılında aynı tribünde bayrak sallamalar...&lt;br /&gt;Kartal şampiyon, cimbom kupayı, ibne fener aldı babayı...tezahuratları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe tribün tarihinde böyle bir pankart var mı?...Varsa susarız....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne demiş Atatürk&lt;br /&gt;"Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerisi laf ı güzaf&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-5814880343170840712?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/5814880343170840712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/02/gene-kzlacak-ama.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5814880343170840712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5814880343170840712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/02/gene-kzlacak-ama.html' title='Gene Kızılacak ama...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S2a5AdrW-dI/AAAAAAAAAJQ/Q3Cw7wxrRiI/s72-c/21854_1325373777116_1314039523_913228_4519999_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-8868665672321984461</id><published>2010-01-19T17:21:00.002+02:00</published><updated>2010-01-19T17:26:02.251+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='What have we found? same old fears...'/><title type='text'>Your Silence is Deafening, Pay me in Kind..</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/5rv7rABbwvU&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/5rv7rABbwvU&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-8868665672321984461?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/8868665672321984461/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/01/your-silence-is-deafening-pay-me-in.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8868665672321984461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8868665672321984461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/01/your-silence-is-deafening-pay-me-in.html' title='Your Silence is Deafening, Pay me in Kind..'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-8214644907202880321</id><published>2010-01-13T17:22:00.001+02:00</published><updated>2010-01-13T17:24:30.171+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yürü Bee'/><title type='text'>Erkeğin Hası! (Tecrübe Bambaşka Bir şey)....</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S03ljEfdVdI/AAAAAAAAAJI/uZ06bXwcX7c/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 316px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S03ljEfdVdI/AAAAAAAAAJI/uZ06bXwcX7c/s320/untitled.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5426245516715185618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; “Galatasaraylılar el bebek gül bebek dadılarla büyümüş, muhallebi çocuğu, şımarık. Erkeğin hası Fenerli olur.”  &lt;br /&gt;(17 Haziran 2002 Sabah gazetesi, Mine Şenocaklı’nın röportajı)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-8214644907202880321?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/8214644907202880321/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/01/erkegin-has-tecrube-bambaska-bir-sey.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8214644907202880321'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8214644907202880321'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/01/erkegin-has-tecrube-bambaska-bir-sey.html' title='Erkeğin Hası! (Tecrübe Bambaşka Bir şey)....'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S03ljEfdVdI/AAAAAAAAAJI/uZ06bXwcX7c/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-1920797676279820496</id><published>2010-01-10T22:34:00.004+02:00</published><updated>2010-01-18T11:14:42.333+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Avatar Şeysi..</title><content type='html'>Askerden  döndüğüm gün, aileme merhaba dememe müteakip, yeni vizyona giren Star Wars'a gitmiştim. Artık düşünün ne kadar fanatik olduğumu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre Star Wars serisi dünya tarihinin en iyi kurgusuna sahip filmleridir. G. Lucas ilk filmi çektiğinde, o zamanki şartlara göre şahaser olarak değerlendirilmiş bir esere imza atmıştır. İnsanlar, filmdeki görsel efektlere inanamamış, filmi yüzyılın teknoloji harikası olarak değerlendirmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat G. Lucas'ın kafasındaki, her aşaması planlanmış bir şahaserdi. Bugün, insanlar o seriyi izlediğinde, akıllarına en son gelen muazzam teknolojisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 hafta önce Avatar filmine gittim. Farklı olmaya çalışarak prim yapmak anlamsız. Gerçekten görsel olarak çok etkileyici bir filmdi. Fakat kabul etmek gerekir ki, insanları esas etkileyen şey, konusundan ziyade filmin görselliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra birçok filmde aynı teknolojinin kullanılacağını varsayarsak, 15 sene sonra bu film aynı oranda insanları etkileyebilecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sinemadan herkes gibi büyülenmişcesine çıktım, ama Avatar'ın gayet klişe bir konusu olduğunu inkar etmek abesle iştigaldir (Hayatım boyunca ilk defa, bir  sinema filmi konusunda H.Uluç ile aynı fikirdeyim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avatar, konu ve kurgu olarak asla bir Star Wars değil ( Hatta konu bütünlüğü olarak LOR bile daha ileride diyeceğim küfür edeceksiniz). Ama artık değişik işler yapmanın prim yaptığı endüstride hakkında konuşulanları da hak etmiyor değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"gözlükleri eve götürmeye izin verselerdi böyle yazmazdın lan çakal" diyenleri kınıyor, bir dahaki yazımda "Nefes" filmine bok atacağımı şimdiden bildiriyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sinema sinemada izlenir efem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Syg&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-1920797676279820496?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/1920797676279820496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/01/avatar-seysi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1920797676279820496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1920797676279820496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/01/avatar-seysi.html' title='Avatar Şeysi..'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6764064584778653830</id><published>2010-01-04T11:05:00.003+02:00</published><updated>2010-01-04T11:49:48.074+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbolun Kıssadan Hissesi'/><title type='text'>2 Husus...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S0G5gAo_D3I/AAAAAAAAAJA/2iCrIqM7h-0/s1600-h/carls_linc_buyuk.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 207px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S0G5gAo_D3I/AAAAAAAAAJA/2iCrIqM7h-0/s320/carls_linc_buyuk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5422819385909645170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* Şimdi efendim, çoğumuz bir yerlerde çalışıyoruz. Hepimizin malumu olduğu üzere, iş akdimizi uzaltmak veya bitirmek işverenimizin tasarrufundadır. İstifa tek taraflı bir müessesedir, fakat ortada bir sözleşme varsa bütün hak karşı taraftadır. Sen zamanında bayıla bayıla sözleşme imzalarken o opsiyon maddesini oraya koyduruyorsun. Şimdi de işine gelmeyince etrafı ajite ediyorsun. Orada bir opsiyon maddesi varsa tabi ki bu klubün insiyatifinde olacak. Klüp sana sormak veya danışmak zorunda değil. Sen hangi hakla koskoca Fenerbahçe'yi mahkemeye verirsin densiz. Yıllardır senin ağlamalarından bıktık, git başka takıma da ne olduğunu herkes görsün. Şut atamazsın, adam geçemezsin, topa vuramazsın. Tek yapabildiğin takımın bütün gücüyle yüklendiği anlarda son vuruş yapabilmek. İlk 11 çıktığın hangi maçta iyi oynadın? veya hangi golü 0'dan yarattın? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semih Şentürk benim için bitmiştir. Fenerbahçe'de büyük camiaysa bu resti görür, o sözleşmeyi uzatır sonra da Semih'i 1 sene kadro dışı bırakır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Galatasaray 90 lı yıllarında başında Feldkamp'ın başa geçmesiyle bir futbol kültürünü kendine ilke edindi. Şampiyon olamadıkları, Avrupa'da başarısız oldukları yıllarda bile Türkiye'nin en fazla koşan, mücadele eden  takımı oldular. Öyle bir havaları vardı ki, Ayhan denen ruhsuz adamı bile bir savaşçıya döndürdüler. Ben Galatasaray'a gelip de mücadele gücübü arttırmayan futbolcu hatırlamıyorum. Tabi bu hırs çoğunlukla sahada agresiflik ve terbiyesizliğe de yol açtı ama bu konulara girmeyelim.Bu yüzdendir ki, Galatasaray diğer büyük 2 rakibi gibi kötü olduğu sezonlarda dahi madara olacak durumlara düşmedi. Çünkü takımın kimyasında savaşcılık hep vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim gördüğüm FR bu mantaliteyi değiştirmek için elinden geleni yapıyor. Takımı total futbol oynatacağım hesabına eli belinde gezen adamlarla doldurmak niyetinde. Bu, bir Fenerbahçeli olarak beni mutlu ediyor, çünkü Galatasarayı son 20 yıldır Türkiyenin en başarılı takımı yapan anlayış tarih olmak üzere..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu lig başlasın artık....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-6764064584778653830?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/6764064584778653830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/01/2-husus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6764064584778653830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6764064584778653830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2010/01/2-husus.html' title='2 Husus...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/S0G5gAo_D3I/AAAAAAAAAJA/2iCrIqM7h-0/s72-c/carls_linc_buyuk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3284369985534129636</id><published>2009-12-31T13:35:00.003+02:00</published><updated>2009-12-31T13:44:45.993+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yürü Bee'/><title type='text'>What is Love?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SzyOVEHL9iI/AAAAAAAAAIw/oT8yXpFPmmo/s1600-h/tw_madmen2_101207.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SzyOVEHL9iI/AAAAAAAAAIw/oT8yXpFPmmo/s320/tw_madmen2_101207.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421364543979517474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madmen dizisinde reklamcılık gurusu abimiz Don Draper, resimdeki ablaya romantik bir akşam yemeğinde aşk hususu hakkında ayar verirken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"the reason you haven't felt it is because it doesn't exist. what you call love was invented by guys like me, to sell nylons. you're born alone and you die alone and this world just drops a bunch of rules on top of you to make you forget those facts. but i never forget. i'm living like there's no tomorrow, because there isn't one"&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3284369985534129636?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3284369985534129636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/what-is-love.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3284369985534129636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3284369985534129636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/what-is-love.html' title='What is Love?'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SzyOVEHL9iI/AAAAAAAAAIw/oT8yXpFPmmo/s72-c/tw_madmen2_101207.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3220617309939207948</id><published>2009-12-31T08:22:00.004+02:00</published><updated>2009-12-31T08:41:04.851+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe S.K.'/><title type='text'>Kendiniz de İnanamadınız Zaar...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SzxHWfcLvsI/AAAAAAAAAIo/fpkOEMIE5hA/s1600-h/kezman_tuncay_2007_1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SzxHWfcLvsI/AAAAAAAAAIo/fpkOEMIE5hA/s320/kezman_tuncay_2007_1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421286503169638082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Milliyet gazetesinden alıntı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;FENERBAHÇE UNUTULMAZ!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Beşiktaşlı futbolcular kulübün resmi sitesinde ilk yarıyı bir anketle değerlendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah-beyazlıların resmi sitesi tarafından sorulan sorulara yanıt veren futbolcular, Fenerbahçe galibiyetini unutamadıklarını ifade ettiler.&lt;br /&gt;Anket sonuçları şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘En fazla sevindiğiniz maç’&lt;br /&gt;İbrahim Toraman: Man. United&lt;br /&gt;Tomas Sivok: Fenerbahçe&lt;br /&gt;Filip Holosko: Fenerbahçe&lt;br /&gt;Yusuf Şimşek: Fenerbahçe&lt;br /&gt;İsmail Köybaşı: Fenerbahçe&lt;br /&gt;Ekrem Dağ: Fenerbahçe&lt;br /&gt;Necip Uysal: Fenerbahçe&lt;br /&gt;Nihat Kahveci: Fenerbahçe&lt;br /&gt;Rıdvan Şimşek: Fenerbahçe&lt;br /&gt;Serdar Özkan: Fenerbahçe&lt;br /&gt;Hakan Arıkan: Fenerbahçe&lt;br /&gt;Michael Fink: Fenerbahçe&lt;br /&gt;Erkan Zengin: Fenerbahçe&lt;br /&gt;Korcan Çelikay: Man. United&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen git MU yu kendi sahasında yen,Trabzon deplasmanında dünya tarihinin göremeyeceği bir bal ile kazan,  sonra soruya böyle cevap ver. Hadi diğerlerinin cahilliğine veriyorum da, Nihat'ın bu taklaya gelmemesi lazımdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle şeyler Fenerbahçelilerin ruhunu okşasa da, rakibimizin Beşiktaşspor olma yolundaki taviz vermez tarzı başta King Jeremy olmak üzere, tüm Beşiktaş taraftarları adına üzülmeme neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu da 2009 yılının BJK ye son dokundurmasıdır:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yılınız kutlu olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3220617309939207948?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3220617309939207948/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/kendiniz-de-inanamadnz-zaar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3220617309939207948'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3220617309939207948'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/kendiniz-de-inanamadnz-zaar.html' title='Kendiniz de İnanamadınız Zaar...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SzxHWfcLvsI/AAAAAAAAAIo/fpkOEMIE5hA/s72-c/kezman_tuncay_2007_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-9221253336946040992</id><published>2009-12-27T23:17:00.006+02:00</published><updated>2009-12-27T23:30:12.688+02:00</updated><title type='text'>Braveheart ile coşan, Micheal Collins ile Hüzünlenen Türk Gençliği için empati veya çuvaldız mevzuu..</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SzfRkTRU82I/AAAAAAAAAIY/Y7itEvfC-oA/s1600-h/grupmilliyet+copy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SzfRkTRU82I/AAAAAAAAAIY/Y7itEvfC-oA/s320/grupmilliyet+copy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420031098142126946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Mustafa Kemal, Selanik’te değil de Musul’da doğmuş bir Osmanlı paşası olsaydı, Kurtuluş Savaşı’nı Türklerle ve Kürtlerle birlikte gerçekleştirdikten sonra kurulmasına önayak olduğu cumhuriyetin adını “Kürdiye Cumhuriyeti” koysaydı, kendisi de Meclis kararıyla “Atakürt” adını alsaydı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürdiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına “Kürt” deneceği için hepimiz “Kürt” sayılsaydık, Taksim’e, Kadıköy’e, Kızılay Meydanı’na, Kordon’a “Ne mutlu Kürdüm diyene” pankartları asılsaydı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kürdiye’de” Türk olmadığı, herkesin aslında Kürt olduğu söylenseydi, kendilerini Türk sananların aslında “deniz Kürdü” oldukları iddia edilseydi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürtlerin “yedi bin yıllık” bir tarihi bulunduğunu, Anadolu’nun esas sahiplerinin Kürtler olduğunu, Moğolların, Hunların, Etrüsklerin aslında Kürtlerin atası sayıldığını, Osmanlıdaki Kürt paşalarının kahramanlıklarını derslerde okusaydık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teoman, Cengiz, Atilla, Osman gibi isimler almamız yasaklansaydı, Berfin, Beruj, Tiruj, Nevruz gibi isimler almak zorunda kalsaydık... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçe televizyon kurulması yasak edilseydi, bütün televizyon yayınları Kürtçe yapılsaydı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romanlarımızı, hikayelerimizi, şiirlerimizi Kürtçe yazmak zorunda kalsaydık, yalnızca Kürt şarkıları dinleseydik, gazetelerimizi Kürtçe çıkarsaydık... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okullarımızda yalnız Kürtçe okutulsaydı ve Türkçe okutulması yasaklansaydı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Biz Türküz, bizim bir tarihimiz, bir dilimiz var” dediğimizde sorgusuz sualsiz hapislere atılsaydık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Bursa’da, Edirne’de polis sürekli olarak bizi izleseydi, “özel timler” bizim “Kürdiye Cumhuriyeti’ni” parçalamak isteyen “ayrılıkçılar olmamızdan” kuşkulanıp hepimize sürekli “suçlu” muamelesi yapsaydı, sırf Türk olduğumuz için hakaretlere uğrasaydık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül darbesinden sonra bütün batı bölgesindekiler hapishanelere doldurulsa, inanılmaz işkencelerden geçirilse, boğazlarına kadar çamurların içine battıkları hücrelere konsa, tazyikli sularla iç organları perişan edilse, azgın köpeklerle bacakları parçalansaydı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlerimiz basılsa, ayrılıkçı “Türk teröristlere” yardım ettiğimiz iddialarıyla apartmanlarımız yakılsa, biz evimizden bir eşya bile alamadan çıkarılıp, Diyarbakır’a, Hakkari’ye sürgüne gönderilerek, çadırlarda yaşamak zorunda bırakılsaydık... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Türkler buna razı olur muyduk, “işte hepiniz Kürdiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olarak birer Kürtsünüz, ayrıca Türklük diye niye tutturuyorsunuz, isterseniz başbakan bile olabilirsiniz” sözlerini bir hakkaniyet işareti olarak kabul eder miydik? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa, Türk kimliğimizin, dilimizin, kültürümüzün, bu ülkenin “eşit” vatandaşları olarak kabul edilmesinde ısrarcı mı olurduk? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkenin Türk ve Kürt vatandaşları var ve tarih “Türk” çizgisinden yürümüş, bugün bizim “Türk” olarak kabul edemeyeceklerimizi Kürtlerin kabul etmesini istemişiz, bu yersiz istek sonunda patlamış, ülke önce teröre arkasından bir iç savaşa yuvarlanmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin bu kanlı karmaşadan “demokrasiyle” ve Kürt vatandaşların “kimliklerinin” kabulüyle kurtulacağına inanan insanlar, bu düşüncelerini dile getirdiklerinde, bizim yöneticilerle taraftarları hep aynı soruyu soruyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Nedir demokratik çözüm, nedir Kürt kimliği? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Türkler, bir “Kürdiye Cumhuriyeti’nde” yaşasaydık ne isteyeceksek, bu isteklerin bugün Kürtler tarafından dile getirilmesini kabul etmektir demokrasi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimiz için isteyeceğimizi, bizimle eşit oldugunu kabul ettiğimiz insanlara vermemek için bu kadar kan dökmeye, ülkeyi bir çıkmaza sürüklemeye değer mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değmez diyenler “demokrasi” istiyor işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasiyi getirmek çok mu zor zanaat?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddetten, faşizmden, kendini karşındakinden üstün görmekten kime ne fayda gelmiş ki..&lt;br /&gt;Bu yazı uğrunda yıllarca hapis yatılacak kadar yanlış bir yazı mı?&lt;br /&gt;"ha..tir" cilere , asimilasyonculara inat bir arada yaşamayı savunalım iki gözüm....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Görsel: http://icmihrak.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-9221253336946040992?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/9221253336946040992/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/braveheart-ile-cosan-micheal-collins.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/9221253336946040992'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/9221253336946040992'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/braveheart-ile-cosan-micheal-collins.html' title='Braveheart ile coşan, Micheal Collins ile Hüzünlenen Türk Gençliği için empati veya çuvaldız mevzuu..'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SzfRkTRU82I/AAAAAAAAAIY/Y7itEvfC-oA/s72-c/grupmilliyet+copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7704237956032150874</id><published>2009-12-26T18:59:00.002+02:00</published><updated>2009-12-26T19:11:53.019+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='What have we found? same old fears...'/><title type='text'>Geçmiş Zaman Olur ki..</title><content type='html'>Efendim, aşağıdaki şarkının benim için, çok ilginç olmasa da, bir anısı mevcuttur.&lt;br /&gt;Bu şarkının 2000 li yılların başında Kent Fm de çalınmaya başladığı anlarda, arabada müziği sonuna kadar açıp şarkının bitmesini beklerdim. 3 defa radyoyu arayıp şarkının kime ait olduğunu sormuşluğum bile vardır. Gerçi hiçbirisinde istediğim cevabı alamadım. En son, radyo yetkilisine telefonda ağzımla şarkının melodisini yapmaya çalıştığımı farkettiğim an bu çabamdan vazgeçmiştim. Neyse ki daha sonra radyo programcılığı da yapacak bir arkadaşım  gecenin yarısı beni arayıp "Dandy Warhols-Get Off oluuum!" diyerekten beni rahata erdirmişti. Korsan CD sini alıp mütemadiyen dinlemiştik o aralar. Albümde (Thirteen Tales from Urban Bohemia ) çok da güzel şarkılar vardı hattı zattında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hiçbir anlam içermeyen anımı paylaştıktan sonra sizi şarkıyla başbaşa bırakıyorum sevgili dostlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ky-LBarfe4g&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ky-LBarfe4g&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7704237956032150874?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7704237956032150874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/gecmis-zaman-olur-ki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7704237956032150874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7704237956032150874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/gecmis-zaman-olur-ki.html' title='Geçmiş Zaman Olur ki..'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-8676301559193184596</id><published>2009-12-25T08:27:00.004+02:00</published><updated>2009-12-25T09:48:21.970+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbolun Kıssadan Hissesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mehmet Sucu'/><title type='text'>YBSG!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SzRjrCaWfTI/AAAAAAAAAIQ/G0zYE-nyhN8/s1600-h/DSCF0412.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SzRjrCaWfTI/AAAAAAAAAIQ/G0zYE-nyhN8/s320/DSCF0412.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5419065842666470706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eğer; içine kapanık kendi dünyasında yaşayan birisiysem, takıntılarım varsa, pimpirikli ve sinirliysem, güvensiz yahut sevgisizsem, bilin ki 2006 14 Mayıs'ının bunda çok etkisi vardır. 30 yıllık hayatımda Futbol, tribün ve hatta spor adına neye inanıyorsam bir kısmını o gün Denizli'de bıraktım.Doğumgünümden 1 gün sonra gördüklerim "ulan bunca yıl ne kumpasların peşinden koşuyormuşuz" diye düşündürüp herşeyden tiksindirmişti beni. Evet, o gün Denizli Tribünlerindeydim ve o andan itibaren o şehirden de, takımından da, taraftarından da nefret ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar nerden mi aklıma geldi...O günün baş kahramanı!, esasoğlanı! Selçuk Dereli (Bana göre Türk Futbolun gördüğü en karaktersiz ve şerefsiz insandır)bugün bir gazeteye açıklamalarda bulunmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bkz. ne demiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;‘Eleştirilere gülüyorum’&lt;br /&gt;“Bu eleştirilere gülüyorum. Sahaya atılan yabancı maddeler iki takım taraftarlarından geldi. Amaç maçın diğer karşılaşmalardan sonra bitmesini sağlamaktı. Oyun kuralları gereği maçı tatil etme yetkim yoktu. Appiah son dakika yakaladığı pozisyonu gole çevirebilse bunlar konuşulacak mıydı? Benden bu maçı tatil etmemi bekleyenler, Fenerbahçe-Galatasaray maçında yaşananları gördükten sonra aynı duyguları taşıdılar mı?”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi iyi dinle Selçuk Efendi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-) Dünya'da değil 16 dakika, 1 saat durup devam eden de onlarca maç  vardır. Bazı çokbilmişlerin konuyu buradan yakalamaya çalıştığını da görüyoruz. Fakat sorarım sana, dünya maç oynanmakta iken  en az 10 defa seyirci müdahalesi ile durmasına rağmen oynatılan maç var mıdır? Bu sorunun cevabını verebiliyorsan ver veremiyorsan geyik yapma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-) O gün ben de staddaydım. Maç oynanırken, Fenerbahçe Tribününden sahaya en ufak bir müdahale olmadı. Aksini iddia edeni allah çarpar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-) Fenerbahçe- Galatasaray Maçında, karşılaşma devam ederken, Keita nın yüzüne nereden geldiği muaama olan nesne dışında bir olay oldu mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-) Kendimi bildim bileli maç izlerim, hakemlerin her zaman maç iptaline yetkisi vardır. Sen bu milleti salak mı zannediyorsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Keşke Appiah o golü atsaydı da bu durumlara düşmeseydim diye geceleri dualar ettiğin açık. Senden değil hakem, adam bile olmaz.Ne demiş şair, Hakkın sillesi sessiz olur! &lt;br /&gt;umarım bunlar iyi günlerin olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah sabah sinir stres sahibi oldum yahu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Ekteki foto, rahmetli Mehmet Sucu'nun 2006 yılında "Denizli tribünlerinden Fenerbahçeli Manzaraları" adlı çalışmasına aittir. O gün gerçekten çok üzülmüştü. Bana bir gazeteci gözüyle saatlerce o gün tribündeki taraftarların tepkilerini, psikolojilerini anlatmıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-8676301559193184596?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/8676301559193184596/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/ybsg.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8676301559193184596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8676301559193184596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/ybsg.html' title='YBSG!'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SzRjrCaWfTI/AAAAAAAAAIQ/G0zYE-nyhN8/s72-c/DSCF0412.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7761286633749515943</id><published>2009-12-20T15:06:00.007+02:00</published><updated>2009-12-20T16:17:35.460+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Şimdi de Gece Turu</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sy4uvfzg5qI/AAAAAAAAAHc/uNQLnQNzfLA/s1600-h/taksim_com.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 48px; height: 20px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sy4uvfzg5qI/AAAAAAAAAHc/uNQLnQNzfLA/s320/taksim_com.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5417318795299579554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır ilk defa Taksim ortamlarına eğlenmeye çıktığım ön bilgisini vererekten konuya giriş yapmam da faide var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 yaşında "Ay şimdiki gençleri anlamıyorum!" tripleriyle etrafta dolaşan erkenler gibi olmamaktır bütün çabam. "Ya biz yaşlanmışız, artık kafam kaldırmıyor" tarzı laflar edip de, alttan alttan karşı tarafa ben oldum mesajı vermeye çalışan yeni yetmelerden haz etmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğlenmeyi severim, sevdiğim bir ortam varsa kafam müzikten şişmez. İnsanların eğlendiğini görmek de beni rahatlatır.&lt;br /&gt;Esas konu insanın sosyal statüsü arttıkça daha fazla seçici olmasıdır. Bu normaldir. Misal ben artık, bir dönemler abonesi olduğum, Caravan Rock Bara gidip eğlenemem.(arkadaş düşünüyorum da, bildiğin idrar kokardı orası be).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası, bu hafta benim "eller havaya rock barı" dediğim meşhur Taksim mekanlarından bir tanesindeydim.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şahsım hakkında bu pre-bilgileri verdikten sonra, adetim olduğu üzere, maddeler halinde düşüncelerimi özetleyeyim efem:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kriz  mekanları da vurmuş. Giriş ücretleri 2 sene öncesinin aynısı, hatta daha düşük. İçki fiyatlarında bir oynama yok. Bunu görünce neden her taraf pıtrak gibi makarna&amp;salata cafe doldu diye şaşırmıyorsun. 8 Liraya bira sat, üstüne bir de canlı grup çıkar. Polisiyle sarhoşuyla uğraş. Bekle ki insanlar bir şeyler içsin de para kazan. Öteki tarafta adam makarnanın üzerine iki permasan atsın hesaba 25 lirayı sıkıştırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 10 yılı aşkın bilfiil geceleri dışarı çıkarım. Taksimde ki mekanlardan yola çıkarak aynı yorumu genele de yayabilirim. Hala; aynı gruplar, aynı şarkılar, aynı yöntemler. Zerre bir ilerleme yok, herkes bıraktığın yerde. Düşünün, dünyanın en kötü 2. grubu olan "Direnen Mızıkacılar" bile hala sağda solda sahne alabiliyor. Universite yıllarımızın efsane grubu Suitcase bile aynı playlistle işi götürmeye çalışıyor. Televole ağzıyla söylemek gerekirse "Olmuyor beyler,olmuyor!" Sonra KeCe 25 Tl giriş parası verip mekanlara gitsin.Aynı parayı makarnaya veririm daha iyi, en azından arkamdan trende uydu derler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Gece ile ilgili en güzel ayrıntı Dumansız Hava Sahası idi. Allah tekrar bu yasağı koyanlardan razı olsun. Gözlerimizin yandığı, üstümüz başımızın leş gibi koktuğu, eve gidince gömleklerimizin delindiğini gördüğümüz bu mekanlarda artık sadece mis gibi bira kokusu soluyorsun. Ayrıca mekan dışına çıkıldığında gençlerimizin  smirting akımına kendilerini kaptırdığını görüyorsun. Neymiş mekanlara giden insan sayısı azalacakmış!. Mekanı bildiğimden yola çıkarak, daha bile kalabalıklaştığını söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Eşitlik, insan hakları, demokrasi teraneleriyle kafa şişirdiğim malumdur. Bir kez daha içimde bastırmaya çalıştığım homofobikliğimi açığa çıkarmak durumdayım. Bu bünye gay şarkıcıları zor hazmetti ( zira gittiğimiz mekandaki grubun solistinin halihazırda öyle olduğunu biliyorum). Fakat bütün gece; vücudlarını teşhir eden, abuk subuk isterik danslar icra eden, yanlışlıkla gözün takılsa kaş göz yapan gudubet eşcinsellerle aynı ortamda bulunmak istemiyorum. Ve evet, eşcinsellerden rahatsız oluyorum! Her gittiğim yerde populasyonlarını arttırarak mekanı domine etmeye çalışmaları beni irrite ediyor. Oray Eğin, Onur Baştürk gibi bayraklı tekerleklerin " Eşcinsellerin gittiği yer kalitelidir, eşcinseller çok eğlenir etraflarını da eğlendirir" felsefesini yıllarca pompalaması sonu geldik bu hallere. Tabi kız milletinin, sırf erkeklere terslik olsun diye gay savunuculuğu yapması, onları evin kedisi gibi görmesi de etkendir buna.Eşcinseller hakkında saydırmaya hazırlanırken, daha giriş cümlesinde "Aaaa öyle deme, benim çok gay arkadaşım var ve hepsini çok sever, çok iyi anlaşırım" tarzı kontra bir cevabı yiyen erkeklerin "ulan üzerine gitmiyim de, kız beni öküz sanmasın" mantığıdır bizi buralara getiren. Yani kısacası,Hepimiz suçluyuz efendiler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çok gay arkadaşı varmışmış...Götür bir tanesini babanla tanıştır o zaman...!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Taksimde eğlenmenin en güzel tarafının çıkıştaki Kızılkayalar faslı olduğunu bir kez daha anladım.Vücudunun bir yanı üşürken, bir yanının da döner kalıbının sıcaklıyla sıcacık olduğu an, ıslak hamburgere attığın ısırıktır mutluluk Abidin!.(Yazar burada homofobik olmakla beraber edebi yazılar da yazabildiğini gösterip konuyu toparlamaya çalışıyor aka kızlar beni öküz sanmasın)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Başka bir gece gezmesinde tekrar buluşmak dileğiyle deyip, aranızdan ayrılıyorum arkadaşlarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meraklısı için not: Dünyanın en kötü grubu Deniz Kızı'dır. Onlar hala bir yerde çıkıyor mu bilmiyorum&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7761286633749515943?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7761286633749515943/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/simdi-de-gece-turu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7761286633749515943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7761286633749515943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/simdi-de-gece-turu.html' title='Şimdi de Gece Turu'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sy4uvfzg5qI/AAAAAAAAAHc/uNQLnQNzfLA/s72-c/taksim_com.gif' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7007863591599106881</id><published>2009-12-20T14:57:00.002+02:00</published><updated>2009-12-20T14:58:40.695+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='What have we found? same old fears...'/><title type='text'>Gider...</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/rfTePpibSxc&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/rfTePpibSxc&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7007863591599106881?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7007863591599106881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/gider.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7007863591599106881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7007863591599106881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/gider.html' title='Gider...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-8869582106759465090</id><published>2009-12-17T08:30:00.004+02:00</published><updated>2009-12-17T08:59:56.232+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbolun Kıssadan Hissesi'/><title type='text'>Daha Çok Tartışacaksınız</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SynVZnhN8uI/AAAAAAAAAHU/z3u1kX5P2Lg/s1600-h/roberto_carlos.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 274px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SynVZnhN8uI/AAAAAAAAAHU/z3u1kX5P2Lg/s320/roberto_carlos.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416094662971486946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Evet, çünkü hiçbiriniz kuralı tam bilmiyorsunuz (Ben de bilmiyorum ama en azından ukalalık da yapmıyorum). &lt;br /&gt;Daha önce bunu defalarca söyledim, Galatasaray maçında topun üzerinden atlayan Carlos'un niyeti neydi Hıncal Efendi?&lt;br /&gt;Bu kuralı yorumlaması ve artık kimsenin itiraz etmeyeceği bir kalıba koyması gereken kaleci kökenli spor adamlarıdır, gerisi geyik muhabbetidir!&lt;br /&gt;Bu işler azıcık geometri bilgisi olanların bile tutarsızlığını anlayacağı Pierolarla olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son Söz: Carlos'un ayrılması herkes açısından faydalı oldu. Ben bütün eleştirilere rağmen Fenerbahçe'ye iyi hizmet verdiğini düşünüyorum. Böyle önemli adamlarla tatlı ayrılmak önemlidir, yolun açık olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/uluc/2009/12/17/aktif_alanda_pasif_ofsayt_olmaz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-8869582106759465090?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/8869582106759465090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/daha-cok-tartsacaksnz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8869582106759465090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8869582106759465090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/daha-cok-tartsacaksnz.html' title='Daha Çok Tartışacaksınız'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SynVZnhN8uI/AAAAAAAAAHU/z3u1kX5P2Lg/s72-c/roberto_carlos.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-5517452992198888764</id><published>2009-12-15T08:36:00.006+02:00</published><updated>2009-12-15T09:41:13.996+02:00</updated><title type='text'>Şıracının Şahidi Bozacı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Syc89xsLkuI/AAAAAAAAAHM/NTrKkQC3QaI/s1600-h/bride-and-groom.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 220px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Syc89xsLkuI/AAAAAAAAAHM/NTrKkQC3QaI/s320/bride-and-groom.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5415364108944642786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* Bu hafta sonu en yakın arkadaşım evlendi.Benim için el komik an, gelini almaya kız tarafının evine gittiğimizde ve hatun kişi gelinliğiyle ilk kez arz ı endam ettiğinde onca kişi arasından bana verdiği tepki oldu: "Kerem doğru söyle güzel olmuş muyum?, bir tek sen direkt söylersin". Patavatsızlık başa bela olmakla beraber, insana hiç ummadığı yerde sorumluluklar yüklüyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Veysel sağolsun beni nikah şahitliği şerefine layık gördü. Fakat, nikah şahitleri arasında bir karizma dengesizliği olduğunu itiraf etmemde fayda var. Bana kızın şahidinin; Mesut Yılmaz'ın kardeşi, Tekstilbank'ın sahibi Turgut Yılmaz olduğunu söylediklerinde içimden " ulan resmen çırak çıktık iyi mi!" diye bir tepki vermiştim. Memure ikimizi de masaya çağırdığında, görev ortağımın masaya gitmesini ve kendine göre daha uygun yere oturmasını adabımla bekledim. O da benim bu jestime sahneye uzak sandalyeye oturmakla karşılık verdi. İyi bir ikili olduk. Sonuçta adam Fenerbahçeli! ve fekat benim bu munis tarzım arkadaş çevremce yalakalık olarak adlandırıldı. Ulan ben boru satıyorum,ne işim olur bankacıyla!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Damadın, kızı evden alıp balayına götürmesine kadar geçen sürede ana prensibinin  "yapıştır" olduğuna bizzat şahit oldum. Bizim millet bedavadan parayı ne seviyormuş arkadaş! Şaka olsun diye, masada evlilik defteri imzalamak için önüme geldiğinde "Veysel, kalem yazmıyor ağabey..." diyecektim ki.... Veysel'in suratını görünce vazgeçtim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Gerçekten merak ediyorum, birisi bana gelinin beline kırmızı kurdela bağlamak, konvoy arabalarının dikiz aynasına havlu asmak gibi ritüellerin nereden çıktığını açıklayabilir mi? Bir insanın bilincini belleğini kasaya kitleyip, "böyle olması gerekiyor" rüzgarına kendini bıraktığı en münhasır an sanırım bu evlilik halleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Şuna karar vermiş durumdayım; bir düğünün eğlenceli geçmesi, ne şaşaya ne de harcanan paraya bağlı. O düğüne katılan gençlerin performansıdır düğünü alıp götüren. Otuz yıllık hayatımda, düğün organizasyonlarının kuru pasta limonata dan, havuz başı yemekliye geçiş sürecini takip edebilme şansına sahip olmuş bir nesilin ferdiyim. Son yıllarda katıldığım onlarca düğünde aldığım izlenim şudur: düğünler artık asli görevi olan, hayatını birleştirme oluşumunun mutluluğunu ön plana çıkarma ve bunu katılanlara yansıtma halinden iyice uzaklaşmış durumda. Onlarca organizasyon ayrıntısı, iki tarafında düğün öncesi gerilimlerinin yüzlerine yansıtması, fazla mekanikleşme tamamen katılımcılara yansıyor.Değişmeyen altın bir kural var, insan sadece rahat olduğu yerde eğlenebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bu bilgiler ışığında bütün düğünü oynarak ve insanları dansa kaldırarak geçirdim. Yarın bir gün kamera görüntülerini seyredenler kim bu toparlak şebek oğlan diyebilirler.Bir ara gidip Dj'e " ne sıkıcı şeyler çalıyorsun, şöyle hareketli bir şeyler çalsana" diye posta koymam gecenin sonunda "Sen iyice Serdar'a, Demet'e bağlamışsın KeCe" diye düşünmeme yol açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Er kişilerin halihazırda bildiği bir gerçeki tekrarlamakta fayda var: hatun kişileri mezuniyet balolarındaki ve düğünlerdeki güzellikleriyle değerlendirmeyeceksin...Sonra üzülürsün...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-5517452992198888764?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/5517452992198888764/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/sracnn-sahidi-bozac.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5517452992198888764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5517452992198888764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/sracnn-sahidi-bozac.html' title='Şıracının Şahidi Bozacı...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Syc89xsLkuI/AAAAAAAAAHM/NTrKkQC3QaI/s72-c/bride-and-groom.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-2174060519953788187</id><published>2009-12-07T21:31:00.003+02:00</published><updated>2009-12-07T22:12:05.112+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbolun Kıssadan Hissesi'/><title type='text'>Galatasaray'ın Yediği Gol ve Bir Çift Kelam</title><content type='html'>* Son yazımda parmak pastığım  konuyu tekrarlıyorum. Galatasaray'ın yediği gol, Fenerbahçe'nin GS'ye attığı ilk gole iptal edilmeli diyen ulemaların düşünce mantığına göre, net ofsayttır. Şut kaleye çıkarıldığı an en az 2 adet İBB li oyuncu ofsayt durumundadır. Bu futbolcular kalecinin görüş açısını kapatmak sureti ile pozisyona müdahil olmuşlardır, tevekkeli o kadar yavaş giden bir top gol olmuştur. Tekrar ediyorum: bu pasif ofsayt hususunu ülkemizde kimse net bilmiyor!!! Herkes kafasına göre anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Edep Ya HÜ! önce kendi takımına bakacaksın sonra hakemlere laf edeceksin Aziz Efendi. Ayrıca son maçta yaşananlar Selçuk Dereli'nin BJK yarı final maçında yaptığı gibi bariz hak yeme değildi. O maçta iyi oynadın ama hakem sana kaybettirdi. Peki bu maçta ne yaptın? Maçtan sonra hakeme hak ettiğin lafı da etmiştin, helali hoş olsun (bkz kokart). Ama, bu maçta hakem demek ayıptır günahtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bu hakem olayları çok sıktı.Futbolcu olmak istemiş yeteneği yetmemiş, eğitim durumu belli olmayan, ne olduğu belirsiz bu adamlar kompleksleri doğrultusunda bu spordan rol çalmaya çalışıyorlar. Onları ne kadar çok konuşursak o kadar daha ön plana çıkmaya çalışacaklar. Hakem kavramı futbolun bir parçası olamaz, insanı zaaflar sebebiyle bu spora monte edilmiştir sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dos Santos bir maç bek oynasa da ne olduğunu görsek. Zİra benim artık dayanacak mecalim kalmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Şu takıma brezilya ekolu geldiğinden beri çizgiye inen kanat oyuncusuna hasret kaldım. Topu alan içeriye kat ediyor arkadaş! Feenrbahçe maç içerisinde parmakla sayılacak kadar az orta yapıyor. Brezilya ligini izleyince bu futbola şaşırmıyorsun. Aynı temposuzluk, aynı kalitesizlik!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Aykut Kocaman, bu ülkede bir ilki yapmış spor adamıdır. Diğer futbolcuların terbiyesizlik ve eğlencede sınrı tanımayacağı, uzun yıllardan sonra gelen bir şampiyonluk anında, takımdan uzaklaştırmak pahasına empati yapmıştır. Bu davranışı; adına  "centilmen, efendi" gibi payeleri takılan futbolculardan hiç birisi yapamadı ve muhtemelen de de yapamayacak. Bu akşam ki  basın açıklamasından sonra bir kez daha ona hayran kaldım. Bravo Aykut! adam kavramının ayaklara düştüğü bu aleme güneş gibi doğdun. Birileri gelir, dünyayı değiştirir... inanıyorum ki o birisi Fenerbahçe için sensin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Keita hakkındaki düşüncelerim bakidir.Bana göre dağınık ve yetersiz bir futbolcudur. Kendisini Youla ya benzetiyorum, küçük takım futbolcusu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Şu Avrupa Ligi kurası çekilse de 2 deplasman kovalasak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Fenerbahçe Trabzon'u deplasmanda yenecek, KeCe demişti dersiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-2174060519953788187?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/2174060519953788187/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/galatasarayn-yedigi-gol-ve-bir-cift.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/2174060519953788187'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/2174060519953788187'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/galatasarayn-yedigi-gol-ve-bir-cift.html' title='Galatasaray&apos;ın Yediği Gol ve Bir Çift Kelam'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-5276430397352664937</id><published>2009-12-01T21:48:00.008+02:00</published><updated>2009-12-07T23:10:01.636+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Delikanlının Galaksi Rehberi#2</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sx1teoa4kSI/AAAAAAAAAG8/bTOo72BFa3Y/s1600-h/INDIRIMDE-EL-YAPIMI-EHL-I-KEYF__13700092_0.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sx1teoa4kSI/AAAAAAAAAG8/bTOo72BFa3Y/s320/INDIRIMDE-EL-YAPIMI-EHL-I-KEYF__13700092_0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412602700182884642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ey oğul,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Unutma, bu hayatta her yere geç kalmayı adet edinmek psikolojik bozukluğa işaret eder. Birisini sorumsuzca bekletmek, hayasızlık örneğidir. " Arkadaş toplantılarına assolist edasıyla geç gideyim zira erken gidip gelenleri beklemek ezikliktir" mantığı güden zavallılığa haiz olma. Delikanlı adam; mekana önce gider, kıçına yer eder, gelen gideni keser. Bir ortama geç gittiğin zaman bütün bakışların kendisine çevrilmesinden hoşlanmaz,ders almaz ders verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Rakıyı sek içerim diyen insanla içki masasına oturma. Herşeyin bir adabı olduğu gibi, eşyanın tabiatı da göz önüne alınırsa, rakı sek içilmez. Rakıyı sek içmek, şarabı sulandırıp içmeye tekabül eder. Rakı soğuk suyla içilir. Ehlikeyf gibi aparatlar işin şov kısmıdır ve mümkün mertebe uzak durulması caizdir. İçimi kolay diyerekten yeşil efe, kara ağa vs tarzı gliserin manyağı rakıları tüketmek bu kültüre yapılmış saygısızlıktır. Rakı dediğin Yeni Rakı, bilemedin Tekirdağ Rakısı dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* En az 1 Nazım Hikmet Şiirini ezbere bil.Sağa sola "bunalımdayım, çok moralim bozuk, depresifim" diye atıp tutmadan bir Kafka kitabı okumuş ol. Yok ben hayata neşeli yerinden bakmak istiyorum diyorsan "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" nü hatim et. Bu hayatı anlamak için kapasiteyi zorlamak gereksiz. Bu adamlar zamanında düşünmüş, yazmış. Bukowski'yi oku, saygı duy, hayran ol..ama onun felsefesini sağda solda savunma! hayatın Fatih Erkek Yurdu kıvamına gelir..dikkat!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İlk tanıştığın kız sana "Çok yaşanmışlıklarım var, beni çok kırdılar, çok yıprandım, kimseye güvenemiyorum" tarzı laflar ediyorsa, o kişiden arkana bakmadan uzaklaş.Kız milleti kendi derdini büyütüp senin sırtına yuklemeye bayılır. Ortada da bir şey yoktur aslında...Kaostan beslenen, seni kendi kafasınca  baskı altına almaya çalışan hatun kişilere bıyık altından gül. Senin derdin sana yeter, elalemin sapının kendine göre haklı sebeplerle yaptığı hareketlerin senin üzerine yüklenmesine izin verme. Sen rehabilitasyon merkezi değilsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Disko bar ortamlarında 3 arkadaş bir araya gelince futbol tezahuratı yapmaya kalkma. Bil ki; nerde içki içince tezahuratla sapıtan adam vardır,  çekirdekçinin önde gidenidir. Bu adamlar tribünde susar, ortamı görünce coşar. Tezahurat tribünde olur, sosyal hayatta rakip taraftara saygı gösterdiğin sürece adamsındır. Hiçbir fanatik arkadaşını mağlubiyetlerden sonra arayıp kendi aklınca dalga geçme. Bu mağlubiyetlerinden sonra dalga geçme tribi, looser 40+ tribidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Henüz 30 yaşlarının başında olmasına rağmen, yeni nesil hakkında " şimdiki gençler söyle, bunlar internet çocuğu, ay bu çocukları anlamıyorum" geyiği yapan düdüklerin, 90 lı yılların başında kafada bandana modasının yılmaz bir temsilcisi olduğunu unutma! ve hepsiyle muhabbeti kes. Lafı gelmişken söyleyeyim, sene 2009 ve hala bandana takanlar var...yorum senin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Siyasi görüşün ne? sorusuna "Atatürk'çüyüm, "dini inancın var mı" sorusuna "allaha inanıyorum ama din kavramına inanmıyorum" tarzı cevaplar veren ezberci ve taklitçi zihniyetten uzak dur. Unutma; kendini ve çevreni, bu feleğin çarkına çomak sokabilen insanlarla geliştirebilirsin. İsyan etmediğin sürece koyunsundur. taraf olmayan bertaraf olur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Entellektüel insan madagaskar kurbağalarının üreme sistemini bilen adam değildir. Akil adam yaşadığı toplum hakkında yorum yapabilen, ona uyum sağlayan adamdır. Bir yazarın dediği gibi: Afrikalı bir balıkçı için Shakespeare balık tutmayı bilmeyen bir ahmaktır! Bu memleketin sokaklarında yürüyorsan, bu toplumla nefes alıyorsan bazı şeylerden bihaber olmak senin ilgisiz ve cahilliğindir. Hence; "Fenerbahçe renkleri sarı kırmızı olan mıydı" sorusunu sorup " ben futbolla ilgilenmem ki ne bileyim" le üste çıkmaya çalışan, "Ali babacan kim ki? ben politikayla ilgilenmem" şeklinde densizlenen, "Neşet Ertaş' ı tanımıyorum" diye cahillenen kesim, isterse jazz dinlesin, müzikallerden operalara koşsun, kısaca cahildir! ve bu adamlardan vatana millete hayır gelmez...Dikkat..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Önyargı kötüdür, klasik müziği sevmiyorum demeden önce bir kere Bach dinle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muhtaç olduğu kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-5276430397352664937?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/5276430397352664937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/delikanlnn-galaksi-rehberi2.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5276430397352664937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5276430397352664937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/12/delikanlnn-galaksi-rehberi2.html' title='Delikanlının Galaksi Rehberi#2'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sx1teoa4kSI/AAAAAAAAAG8/bTOo72BFa3Y/s72-c/INDIRIMDE-EL-YAPIMI-EHL-I-KEYF__13700092_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3723910111754680670</id><published>2009-11-27T19:32:00.002+02:00</published><updated>2009-11-27T20:49:06.062+02:00</updated><title type='text'>Previously on Life</title><content type='html'>* Bayramın en güzeli hafta içine gelen deği midir ey dostlar! ve fekat her şeye rağmen, herkeşlere iyi bayramlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* BJK bizi yendi tebrikler. Bu maçı alma ihtimalleri; İbrahim Üzülmez'in o çalımı atıp, Fink'in ayağına o ortayı yapabilme, Fink in ise gelişine o şutu çıkarabilme ihtimali kadardı...İşte o ihtimal gerçekleşti.  Maç boyu Guiza'ya bok atan densizleri sıkça anmak zorunda kalmak dışında, beni rahatsız eden bir şey yok. Antep bizi nasıl yendiyse BJK de öyle oynayarak yendi işte. Burdan isteyen istediği mesajı çıkarabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Üzerinden çok uzun zaman geçti diye söylüyorum. Benim bu pasif ofsayt hususunda kafama ciddi olarak takılan şeyler var. Bence, kendine hakem hocası denen şahsiyetler dahil, kimse bu kuralı tam olarak idrak etmiş durumda değil. Evet, benim iddiam şudur: mevcut kurallar dahilinde Gs'ye attığımız ilk gol ofsayt değildi. Şöyle düşünün, bir futbolcu uzaktan şut atıyor, kaleye 5 metre uzaktaki ofsayt durumundaki arkadaşı son anda kıçını toptan çekiyor ve gol oluyor. Bu şekilde onlarca gol atıldı TSl de, hangisien ofsayt verildi? veya serbest vuruşlarda barajı bozan adam hadisesi var ki, bu mantığa göre hepsi ofsayt. İşlerine gelince topla oynamadı, toptan kaçtı işlerine gelince kalecinin konsantrasyonunu bozdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 4 gün boyunca inanmadığım bir eğitim için Sabancı Üniversitesi ne kapatıldım. Hem de yatılı! her dönem 4 günümü heba ettiğim bu kurumsal gazın bana öğrettiği 2 şey var. 1-) İnsan Sabancı gibi yerleri görünce devlet üniversitelerinde geçen yıllarına lanet ediyor 2-) Sunum teknikleri dersinde bizi kameraya aldılar, daha sonra da bütün sınıf kendimizi izledik. Ben bu kadar çirkin ve borazan sesli oldugumu bilmiyordum. Hilkat garibesiymişim de haberim yokmuş...insan haber verir!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Her ne kadar kurban olayına vahşilik diye bok atsak da, kavurma bambaşka bir şey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Hayattaki en yakın dostum 12 Aralık da evleniyor. Müstakbel eşinin evinden çeyizlerini almaya gittik beraber. Evliliğe giriş böyle bir şeyse, evlilik nasıl bir şeydir tahmin edemiyorum. Allah dağına göre kar veriyor sanırım...neden bekar olduğumu anladım..her şeye rağmen insan hüzünle karışık duygular yaşıyor. Ben 12 sinde bayağı bir duygusallaşcam sanırım. Bari çok içmiyim de ağlamayayım o gün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Uzun zamandır gitmek istediğim Nando's a nihayet geçen hafta gittim. Hesap ameliyat tadın da olsa da, gidip bir deneyin derim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bayram kaynaşma günüdür, aileler bir araya gelir falan hikaye benim için. İmkanım olsun bir bayram İstanbul'da kalırsam şerefsizim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Delikanlının Galaksi Rehberi adlı yazım bir çok kişi tarafından magandalıkla itham edilse de, en kısa zamanda devamını yazacağımı beyan ederim:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bir arkadaşımın en büyük rakibimizin fabrikasının yanındaki şirkette çalıştığını öğrendim. Ve fekat 2. cümlesinde " ne yapıyorlar o paslı borularla anlamadım" lafı beni benden aldı. Kendimi sektörümü ve rakibimi savunurken buldum. Hatta " boru olmazsa insanlık olmaz" tadında nutuklar attım ki sormayın gitsin..bunca yıldan sonra iyiden iyiye "borucu" olduk sanırım.. Benim yanımda boru kavramına laf atmayın, bozarım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3723910111754680670?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3723910111754680670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/previously-on-life.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3723910111754680670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3723910111754680670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/previously-on-life.html' title='Previously on Life'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7682315137423355977</id><published>2009-11-11T13:17:00.005+02:00</published><updated>2009-11-11T14:07:55.394+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbolun Kıssadan Hissesi'/><title type='text'>Football vs Soccer</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvqoaxOt6dI/AAAAAAAAAGs/8WJC_2ttfes/s1600-h/n1243050439_30037072_7567.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 180px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvqoaxOt6dI/AAAAAAAAAGs/8WJC_2ttfes/s320/n1243050439_30037072_7567.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402815880829462994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvqoU8UV5eI/AAAAAAAAAGk/CEshV_VLfFU/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 228px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvqoU8UV5eI/AAAAAAAAAGk/CEshV_VLfFU/s320/untitled.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402815780726629858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda USA'daki futbol olgusuna takmış durumdayım. Tabi burda futbol diye kastedilen, yeni dünyadakilerin Soccer diye adlandırdığı canımız kanımız ciğerimiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Facebook ta Amerikalıların kendi aralarında bu sporu tartıştığı bir grup buldum  ve saatlerce duvar yazılarını okudum. "Soccer Sucks" adı verilen bu güzide grupta insanlar ikiye ayrılmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk grup; Amerikan şahinleri dediğimiz, soccer ı kız sporu olarak gören, bu sporu yapmak için hiç bir yeteneğe sahip olmaya gerek olmadığını iddia eden, sadece retarded (özürlü) insanların futbolu sevebileceğini savunan insanlar. Özellikle taktıkları hususlar; maçların sıkıcı ve kısır geçmesi (beraberlik olgusu ve 0-0 gibi skorlarları dimağları almıyor) ve darbe alan futbolcuların kızlar gibi saatlerce yerlerde sürünmesi. Anlayacağınız bu iri bebelere, futbol kız sporu gibi geliyor. Hatta bütün futbolculara faggot (.bne) yakıştırması yapmaktan bile geri kalmayanlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolu savunanlar ise, malumunuz olduğu üzere, ülkede yaşayan göçmenler. Bizim de hemen aklımıza gelen argümanları alt alta koyup bu saldırıları püskürtüyorlar. Olay bir yerden sonra "futbolcular da erkektir, yeteneklidir"'i savunma ezikliğine gitmiş olsa da çatır çatır cevap veriyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda iki grubun da birbirlerine bok atmak için gruba koyduğu fotolardan beni eğlendiren 2 tanesini görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yazarın Notu:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika'lıların futbola "soccer" demesi umurumda değil.&lt;br /&gt;Onların bu sporu sevmemesi, önemsememesi ,ki aksine orada yaşayanlardan müthiş bir altyapı yatırımı yaptıkları haberlerini alıyorum, her futbolseverin işine gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zira formül açıktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(zenci veya hispanic)+ varoş = İyi Futbolcu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hepsi USA'da fazlasıyla var. Ayrıca emparyalist düşünce ve başarıya giden her yol mübahtır mantığıda bu topraklarda doğmuş. &lt;br /&gt;Dua edin bu adamlar futbolu sevmesin yoksa işin bütün tadı kaçar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancaaaaak, duvar yazılarını okurken bazı şahısların baseball un futboldan daha güzel, daha erkek, daha yetenek isteyen bir spor olduğunu iddia etmesi beni bile isyan ettirdi. Bunun üzerine bir kızcağız roller derby diye bir "sporu" övmüş ki ilk defa duyuyorum (bu spor ile ilgili videoları youtube dan izleyiniz lütfen). Bir an gruba üye olup aklıma geleni yazmak geldi içimden. Sonra baktım redneck ler futbolu savunan gurbetçi kardeşlerimizin dilbilgisi ile dalga geçiyorlar, kendimizi maskara etmeyelim 70 kelimelik İngilizcemizle diye geri durdum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7682315137423355977?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7682315137423355977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/football-vs-soccer.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7682315137423355977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7682315137423355977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/football-vs-soccer.html' title='Football vs Soccer'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvqoaxOt6dI/AAAAAAAAAGs/8WJC_2ttfes/s72-c/n1243050439_30037072_7567.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-4197485644111451847</id><published>2009-11-10T13:16:00.003+02:00</published><updated>2009-11-10T13:24:20.781+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Delikanlının Galaksi Rehberi #1</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvlMtnsSoZI/AAAAAAAAAGc/plnDmqLjFYo/s1600-h/Tesbih%2520Resimleri%2520(14).jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 244px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvlMtnsSoZI/AAAAAAAAAGc/plnDmqLjFYo/s320/Tesbih%2520Resimleri%2520(14).jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402433574640198034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ey oğul,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İki elin kanda da olsa mangal yakmayı öğren. Bir gün kesinlikle ihtiyacın olacaktır. Mangal olayı bir erkeğin toplum tarafından sınandığı vakalardan biridir. Unutma gazla, çırayla herkes mangal yakar. Önemli olan mevzuyu tamamen doğal yollarla tutuşturabilmektir. Bu kutsal görevi devraldığın an, Mcgyver edasıyla, çalı çırpı bulmak adına explorer turlara çık. Mümkün mertebe az kağıt kullan, ilk başta sonuç verse de ertesi gün evin temizliği yapılırken arkandan çok küfür yersin. Altın kuralı unutma: kasa her zaman kazanır. Mangal kozunla hem prim yapar, hem de nihayetinde en fazla eti yersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Arkadaşlarınla gittiğin tatillerde, sabah asla en son uyanan sen olma. Unutma, erken kalkan gün için planı-programı yapmaya muktedirdir. Geç kalkan ise uyku mahmurluğunu atmadan kendini hiç istemediği bir organizasyonun içinde bulur. Bu alemin değişmeyen yegane gerçeklerinden bir tanesi de, en kral dedikodunun sabah saatlerinde yapıldığıdır. Erken kalkarsan bilezik gibi arkadan geçirirsin, gece kalırsan tatilin her günü senin için kabul günü olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Unutma, moda dünyası kadın giyiminde doyuma ulaştığı için yeni pazar olarak erkek milletini hedef almaktadır. Kendine bakan erkek, metroseksüel erkek gibi tanımlar hep bu amaca hizmet etmektedir. Uzun &amp;çiçekli şortlar, parmak arası terlikler giyerek bu kumpasa gelme. Erkekleri efemineleştirme savaşında tarafını belirle. Bu kartelin sana dünya starı diye sunduğu Beckham,Ronaldo gibi oğlantı topçulara itibar etme. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Delikanlı adam barda diskoda elini omuz hizasından yukarı kaldırarak dans etmez. Eller havaya tarzı danslar yapan erkeklerle selamını kes. Vestiyer konusunda cimrilik yapma. Hiçbir vestiyer ücreti, senin mekânda montlarını bir yere sıkıştırmaya çalışırken ki stresine değmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ortamına göre içki içmeyi bil. İtalyan restoranında rakı, kebapçıda şarap içmeye kalkma. İçki âleminde ortama uy. Masanın tercihine itibar et. Her organizasyonun kamberi olan, ama bütün masanın alkolün dibine vurduğu anda bile “ben alkol kullanmıyorum” diyip kola içen insanlara mesafeli yaklaş. Mümkünse herkesle beraber sarhoş ol,  masada alkol içmeyen varsa dengeli git. Ortamın şebeği olma…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İlk buluşmada yemeğinin tamamını bitirmeyen , cep telefonunu masanın üzerine koyan kızlar candır canandır. Fakat, daha bismillah bile demeden, çantadan çıkarılan telefonlarla WC ye gidilirse, kafa hala bir yerde demektir. Bu hareketleri sineye çekmeniz ilerde size “ böyle bir ilişkiye hazır olup olmadığımı bilmiyorum berke” tarzı kolpalarla geri döner. Bununla beraber boynunu geriye atıp , poposunu kameraya dönmek suretiyle fotoğraf çektiren kızlardan cacık olmayacağını bil. Hele bir de, bu fotoları çektirirken diz yukarı doğru kırılıyorsa…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hangi takımı tutarsan tut, rakip takımın güzel tezahüratlarının hakkını ver.  Ben “Nevizade Gecelerini, Yağmurlu Bir Günde Görmüştüm Seni” tezahüratlarını beğenmiyorum diyip ortamda pirim yapmaya kalkma.  Tribüncü adam delikanlı adamdır, zarar gelmez….emeğe saygılı ol….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İnsanlara 3 şeyin muhabbetini yapma: iş yerindeki problemler, evdeki kedin ve sevgilinle yaşadıkların.  Bunları ballandıra ballandıra anlatmak hoşuna gider, fakat karşı tarafın bütün “can kulağı ile dinliyorum” edasına rağmen sıkılacağını unutma. Kızların olduğu bir ortamda sakın askerlik anılarını anlatma. Konuyu mümkün mertebe kendi ekseninden uzaklaştır. Seninle futbol muhabbeti yapmaya çalışan kızlarla yüzeysel konuş, bu konuda ileride kullanacakları bir cephe açmalarına izin verme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-4197485644111451847?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/4197485644111451847/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/delikanlnn-galaksi-rehberi-1.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4197485644111451847'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4197485644111451847'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/delikanlnn-galaksi-rehberi-1.html' title='Delikanlının Galaksi Rehberi #1'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvlMtnsSoZI/AAAAAAAAAGc/plnDmqLjFYo/s72-c/Tesbih%2520Resimleri%2520(14).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-4893701143128743081</id><published>2009-11-08T22:35:00.002+02:00</published><updated>2009-11-08T22:38:17.792+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yürü Bee'/><title type='text'>Spor Rüzgarları...</title><content type='html'>Spor hakkında sözlenmiş bazı özlü sözler, anlam bütünlüğü bozulmasın diye Türkçe'ye çevirmedim...ya da çeviremedim...ne bileyim işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-All that i know most surely about morality and obligations, i owe to football&lt;br /&gt;Albert Camus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-You teach me baseball and I'll teach you relativity...No we must not You will learn about relativity faster than I learn baseball. &lt;br /&gt;-Albert Einstein&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-I'm tired of hearing about money, money, money, money, money. I just want to play the game, drink Pepsi, wear Reebok. &lt;br /&gt;Shaquille O'Neal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-If the Bible has taught us nothing else, and it hasn't, it's that girls should stick to girls' sports, such as hot oil wrestling, foxy boxing, and such and such." &lt;br /&gt;Homer Simpson&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Playing polo is like trying to play golf during an earthquake. &lt;br /&gt;Sylvester Stallone&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-In football everything is complicated by the presence of the opposite team"&lt;br /&gt;Jean-Paul Sartre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Football is all very well a good game for rough girls, but not for delicate boys.&lt;br /&gt;Oscar Wilde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Golf is a good walk spoiled&lt;br /&gt;Mark Twain&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"I failed to make the chess team because of my height." &lt;br /&gt;Woody Allen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Running is the greatest metaphor for life, because you get out of it what you put into it. &lt;br /&gt;Oprah Winfrey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Of course I have played outdoor games. I once played dominoes in an open air cafe in Paris." &lt;br /&gt;Oscar Wilde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-If all the year were playing holidays, to sport would be as tedious as to work.&lt;br /&gt;William Shakespeare&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Let me just leave you with this thought. You love the Sox, but have they ever loved you back?" &lt;br /&gt; Drew Barrymore, (Fever Pitch)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-"I don't need a man. I'm perfectly happy being alone." &lt;br /&gt;-"Well, you'll have plenty of time to be alone once you're in a relationship - that's what football's for." &lt;br /&gt; Caroline and Annie, (Caroline in the City)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Love this game, I love this sport, I love this league. Why don't I get my own team? (English Premiership football club)&lt;br /&gt;Roman Abramovich&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Reporter: Gordon, can we have a quick word please?&lt;br /&gt; -Strachan: Velocity.&lt;br /&gt;Former Scottish football player Gordon Strachan, after a match…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sport is a preserver of health.&lt;br /&gt;Hippocrates&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Baseball has the great advantage over cricket of being sooner ended. &lt;br /&gt;George Bernard Shaw&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Golf is a game whose aim is to hit a very small ball into a even smaller hole, with weapons singularly ill-designed for the purpose."&lt;br /&gt;Winston Churchill&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Float like a butterfly, sting like a bee. Your hands can’t hit what your eyes can’t see, rumble young man, rumble! &lt;br /&gt;Muhammad Ali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-If practice makes perfect, and no one is perfect, why practice?" &lt;br /&gt; Derek P.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-I think my favorite sport in the Olympics is the one in which you make your way through the snow, you stop, you shoot a gun, and then you continue on. In most of the world, it is known as the biathlon, except in New York City, where it is known as winter.&lt;br /&gt;Michael Ventre, L.A. Daily News&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sometimes you have to score…..&lt;br /&gt;Thierry Henry, after a loss….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Some people think football is a matter of life and death. I assure you, it's much more serious than that.&lt;br /&gt;Bill Shankly (former Liverpool manager)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-There is no "I" in TEAM."&lt;br /&gt;Unknown&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Everything is something happened….&lt;br /&gt;Fatih Terim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-4893701143128743081?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/4893701143128743081/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/spor-ruzgarlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4893701143128743081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4893701143128743081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/spor-ruzgarlar.html' title='Spor Rüzgarları...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6154101419445461924</id><published>2009-11-08T22:26:00.001+02:00</published><updated>2009-11-08T22:28:18.100+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mehmet Sucu'/><title type='text'>Mehmet Sucu 24 Ayar Altın</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvcpxfK9CdI/AAAAAAAAAGU/IsTaOjIx5Eg/s1600-h/sucu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 256px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvcpxfK9CdI/AAAAAAAAAGU/IsTaOjIx5Eg/s320/sucu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5401832208211970514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bürodan iyi bir haber geçmişse telefondaki sesi çok güzel ve kısık bir müzik gibi gelirdi: &lt;br /&gt;“Balbay, bu çok güzel iş be...” &lt;br /&gt;İşi gücü işti. Onun için, haber de bir işti. &lt;br /&gt;O gün işler kesatsa, büyütülecek haber yoksa, sesi aynı tonda, ama donuk gelirdi: &lt;br /&gt;“Balbay bugün manşet yok ya... N’apıcaz?”&lt;br /&gt;Ölümün elimizden usul usul çekip aldığı Sevgili Yazıişleri Müdürümüz Mehmet Sucu, deyim yerindeyse 24 ayar altın gibiydi. Gazeteciliğin içine hiç ama hiçbir şey katmadı. &lt;br /&gt;Katıksız bir gazeteciydi. &lt;br /&gt;Habere katkı yapmayı çok severdi. “Balbaycığım bu habere şöyle bir kutu yapsak” sözü kulağımda fısıldayıp duruyor. &lt;br /&gt;O günkü gazetenin birinci sayfasını nasıl yapacağını anlatırken bir ressamın tabloda boyaları nasıl kullanacağını söyleyişi gibi sanatçı bir duruş takınırdı: &lt;br /&gt;“Manşet altı sütun olacak... Sağdan iki sütun anonslar var... Eteğe çok güzel bir fotoğraf geldi...” &lt;br /&gt;Mehmet Sucu gazetede yok mu; demek ki mahkemedeydi. Sorumlu yazıişleri müdürlüğünü de üstlendiği dönemde, haberlerle ilgili dava açıldığında sorumlu olarak ifade vermeye giderdi. &lt;br /&gt;*** &lt;br /&gt;Hastalığı amansız ve zamansızdı... &lt;br /&gt;Tedavisi başladıktan sonra ilk karşılaştığımızda, o benden daha sakindi. Yüzünde basit bir sivilce çıkmış da onu kurutmaya çalışıyormuş gibi anlattı tedavi sürecini. Olasılıkları da aynı sıradanlıkla döküverdi. Ama içinde ölüm yoktu, yaşam vardı. &lt;br /&gt;Sonuna kadar direndi. &lt;br /&gt;Bütün şansları zorladı. &lt;br /&gt;Ankara’ya da geldi. Hacettepe Üniversitesi’nden bir hocaya görünmek istemişti. Yine sıradan bir randevuya gelir gibi uğradı gazeteye. Yeni bir tedavi yöntemi varmış, onun durumuna uygun mu onu saptayacaklardı. &lt;br /&gt;Kaç kez tıbbi müdahale yapıldı bilmiyorum. Birkaçından sonra konuştuğumuzda, ölümle randevuyu sanki sonsuzluğa ötelemiş olmanın rahatlığında anlatıyordu her şeyi. Çok da uzatmıyor, hemen sonrasında “işe” geçiyordu. &lt;br /&gt;Onca işin arasında iletişim dünyasını da çok yakından izliyordu. Gazetedeki sütununda gelişmeleri, edinimlerini paylaşıyordu. &lt;br /&gt;Hastalığı ilerledikçe onun yaşam sevinci de ilerliyordu. Ayda bir İstanbul’a toplantı için gelişimde, mutlaka gazetenin bir yerinde karşılaşıyorduk. Yazıişleri... İbrahim Yıldız’ın odası... İlhan Selçuk’un odasına giden koridor... &lt;br /&gt;Böylesine ciddi bir hastalıkla karşılaşır da, insan duruşunu nasıl olur da bir milim değiştirmez. &lt;br /&gt;*** &lt;br /&gt;Sevgili Sucu, &lt;br /&gt;Aylardır senden ayrıyız. Şimdi iyice kalıcılaştırdık ayrılığı... &lt;br /&gt;Aşk olsun!.. &lt;br /&gt;Sana son görevimi yerine getiremedim. &lt;br /&gt;Hoş gör!.. &lt;br /&gt;Pazar günü gazetenin önüne iki elim kanda olsa gelirdim. &lt;br /&gt;Var say... &lt;br /&gt;Seni anlatmak için onca tanım geldi aklıma. 24 ayar tanımını seçtim. Biliyorsun altının en katıksız hali 24 ayardır. Ama piyasada satılmaz. &lt;br /&gt;Sen de öyleydin. &lt;br /&gt;Yazdığın kitaplar da piyasaya uygun değildi. Salt gazetecilikle, toplumun haber alma hakkıyla ilgiliydi. Onları tanıtmaya da girişmedin. Oysa yazıişleri müdürü yetkinle istediğin gibi yapabilirdin bunu. Örneğin “Halk Bunu Bilmesin” kitabın nasıl da güncel.. &lt;br /&gt;Ahh Sucu... &lt;br /&gt;Şimdi “oralar nasıl” diye sorsam, sen üste çıkıp sorarsın; “Manşet var mı” diye... &lt;br /&gt;Ayakta öldün... &lt;br /&gt;Işıklar içinde yat... &lt;br /&gt;Haberlerin, başlıkların, spotların, sayfa maketlerinin, tüm katıksız gazetecilerin, Cumhuriyet ailesinin ve okurların başı sağ olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Balbay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Irish'a teşekkürler..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-6154101419445461924?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/6154101419445461924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/mehmet-sucu-24-ayar-altn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6154101419445461924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6154101419445461924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/mehmet-sucu-24-ayar-altn.html' title='Mehmet Sucu 24 Ayar Altın'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvcpxfK9CdI/AAAAAAAAAGU/IsTaOjIx5Eg/s72-c/sucu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-408437811323883092</id><published>2009-11-04T14:14:00.008+02:00</published><updated>2009-11-04T14:29:07.324+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Milgram Experiment</title><content type='html'>İş hayatında tam anlamıyla dürüst olmak ne kadar mümkün? Amirlerin talepleri doğrultusunda, hiç inanmadığınız bir şeyi kaç defa yapmak zorunda kaldınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğumuz iş hayatının içindeyiz. Özellikle benim gibi satış sektörü gibi acımasız bir yerinden tırmalıyorsanız benzer sıkıntıları yaşıyorsunuzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu yaptıklarımız için kendimizi ne kadar suçlamalıyız. İnsan yüksek baskı ve motivasyonla yönetildiğinde, hiç tasvip etmediği şeyleri dahi düşünmeden yapabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu konuyu bizden çok önceleri Stanley Milgram adlı bilim adamı (psikolog) ağabeyimiz düşünmüş. Düşünmesine sebep o zamanki Nazi savaş suçlularının bütün o vahşeti emir altında işlemek zorunda kaldıklarını ve suçsuz olduklarını iddia etmeleriymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakınız Wikipedia ‘da bu deneyin konusu nasıl açıklanıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Milgram deneyi, insanların erk (otorite) sahibi bir kişi veya kurumun isteklerine, kendi vicdani değerleriyle çelişmesine rağmen itaat etmeye ne ölçüde istekli olduklarını ölçme amacını güden bir deneyler dizisinin genel adıdır.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;Bu sıkıcı tariften sonra konuya giriş yapalım:&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Sene 1961, esas oğlan Milgram aşağıdaki ilanla deneyi için gönüllü arıyor&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 205px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400221707279336098" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvFxB_q9AqI/AAAAAAAAAGE/9f-NW8iK-qI/s320/250px-Milgram_Experiment_advertising.JPG" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneyin nasıl gerçekleştirildiği aşağıdaki gibi anlatılıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Yale'deki çalışma için denekler gazete ilanları ve posta yoluyla bulundu. Deneyler üniversitenin eski yerleşkesinde, Linsly-Chittenden binasının bodrumundaki iki odada gerçekleştirildi. Deneyin tanıtımında deneyin bir saat sürdüğü ve katılanlara deneyi tamamlamasalar bile 4,50$ ödeneceği bildirildi. Katılımcılar 20 ve 50 yaşları arasında, ilkokul terklerden doktora mezunlarına kadar her türlü öğretim geçmişine sahip erkeklerden oluşuyordu. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Deney gözlemcisi rolünü bir teknisyen önlüğü giyen sert, hissiz görünümlü bir biyoloji öğretmeni oynuyordu. Kurban rolünü de bu rol için eğitilmiş, İrlandalı-Amerikan bir muhasebeci üstlenmişti. Kurban ile deney gözlemcisi aslında işbirlikçi olmalarına karşın bu gerçek katılımcıdan gizleniyor ve kurban, katılımcıya kendisi gibi gönüllü olarak katılmış başka bir denek olarak tanıtılıyordu, dolayısıyla katılımcının gözünde deney, deney gözlemcisi ve iki denekten oluşuyordu. Deney gözlemcisi, iki deneğe "öğrenmede cezanın etkisi" hakkında bir deneye katıldıklarını, birisinin "öğretmen" diğerinin de "öğrenci" rolünü üstlenecekleri bilgisini veriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, iki deneğe birer yaprak kâğıt veriliyordu. Katılımcının, bu kâğıtlardan birinde "öğretmen" ve diğerinde de "öğrenci" yazdığına ve kâğıtların rastgele verildiğine inanması sağlanıyordu. Gerçekte ise her iki kâğıtta da "öğretmen" yazıyordu ve işbirlikçi denek kendi kağıdında "öğrenci" yazıyormuş gibi rol yapıyordu; böylece katılımcının hep "öğretmen" olması sağlanıyordu. Bu noktada "öğretmen" ve "öğrenci" birbirini duyabilecek ancak göremeyecek şekilde ayrı odalara alınıyordu. Deneyin sürümlerinden biri, işbirlikçi deneğin gerçek deneğe bir kalp rahatsızlığı olduğunu söylemesi gibi ek bir özellik taşıyordu.&lt;br /&gt;Deneyden önce "öğretmen"e 45 voltluk bir elektrik şoku uygulanarak "öğrenci"ye uygulayacağını sandığı şokun neye benzediği hakkında bir fikir verilmiş oluyordu. "Öğretmen"e daha sonra "öğrenci"ye öğretmesi amacıyla sözcük çiftlerinden oluşan bir liste veriliyor, öğretmen de bu listeyi önce öğrenciye bir kere okuyarak işe başlıyordu. Ardından öğretmen listeyi oluşturan sözcük çiftlerinin ilk sözcüklerini teker teker okuyor, okuduğu her sözcük için öğrenciye dört adet seçenek sunuyor, öğrenci de bu seçenekler arasından doğru olduğunu düşündüğü cevabı bildirmek için bir cevap düğmesine basıyordu. Verdiği cevap yanlış ise, her yanlış cevap sonucu giderek artan elektrik şoklarına maruz kalıyordu. Cevap doğru ise öğretmen sonraki sözcük çiftine geçiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denekler, öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoklara maruz kaldığını sanıyorlardı. Gerçekte ise şok uygulanmıyordu. İşbirlikçi denek gerçek denekten ayrıldığı zaman, geçtiği odada eloktroşok makinesine bütünleştirilmiş bir ses kayıt cihazını çalıştırıyordu, bu cihaz da her şok seviyesine karşılık önceden kaydedilmiş bir çığlık sesini çalıyordu. Voltajın birkaç defa artırılmasından sonra aktör, kendisini yan odadaki denekten ayıran duvarı yumruklamaya başlıyordu. Birkaç defa yumrukladıktan ve kalp rahatsızlığını hatırlattıktan sonra ise artık sorulara cevap vermemeye ve şikayette bulunmamaya başlıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada pek çok denek, öğrencinin ne halde olduğunu öğrenmek için deneyi durdurmak istediklerini ifade ediyordu. Kimi denekler 135 voltta durup deneyin amacını sorgulamaya başlıyordu. Bunların çoğu sonuçlardan sorumlu tutulmayacaklarına dair güvence aldıktan sonra devam ediyordu. Birkaç denek, öğrenciden gelen acı dolu çığlıkları duyduklarında sinirli biçimde gülmeye başlıyor veya aşırı stres içinde olduklarını gösteren başka davranışlarda bulunuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denek herhangi bir noktada deneyi durdurma isteğini ifade ettiği zaman kendisine aşağıdaki sırayı takip eden sözlü uyarılarda bulunuluyordu:&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;1)Lütfen devam edin.&lt;br /&gt;2)Deney için devam etmeniz gerekiyor.&lt;br /&gt;3)Devam etmeniz kesinlikle çok önemli.&lt;br /&gt;4)Başka seçeneğiniz yok, devam etmek "zorundasınız". &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyordu. Tersi durumda ise deney ancak denek en yüksek şok olan 450 voltu 3 kere ard arda uyguladıktan sonra durduruluyordu.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Deneyin şematik gösterimi :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; DISPLAY: block; HEIGHT: 254px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400222212442037762" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvFxfZjIHgI/AAAAAAAAAGM/uMFG4AO_S94/s320/200px-Milgram_Experiment_v2.png" /&gt;&lt;br /&gt;Deneyin sonuçları ise aşağıdaki gibi idi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Milgram, deney gerçekleştirilmeden önce Yale üniversitesinin 14 psikoloji yüksek lisans öğrencisiyle sonuçların ne olacağına yönelik bir anket yaptı. Katılımcıların tümü, sadece birkaç sadist eğilimli deneğin (%1,2) en yüksek voltajı uygulayacağını düşünüyordu. Milgram ayrıca meslektaşları arasında da sözlü bir anket yaparak onların da sadece birkaç deneğin çok kuvvetli şok uygulayacağını düşündüklerini gördü. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Milgram'ın ilk deney dizisinde öndeneklerin %65'inin (40 denekten 26'sının) deneydeki en yüksek gerilim olan 450 voltu, her ne kadar epey huzursuzluk hissetmiş olsalar da, uyguladıkları görüldü. Hepsi deneyin bir noktasında durup deneyi sorgulamış, hatta bazıları kendilerine ödenen parayı geri vereceklerini söylemişlerdi. Katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi. Deneyin çeşitlemeleri daha sonra Milgram'ın kendisi tarafından ve dünya genelinde farklı psikologlarca gerçekleştirildi; sonuçlar birbirine yakındı. Bu çeşitlemelerle deneyin özgün sonuçlarının onaylanmasına ek olarak deney düzeneğindeki değişkenlerin etkileri de ölçülmüş oldu. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;Milgram ulaştığı sonuçları açıklayan iki ana kuram geliştirdi.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;a)Karar verme konusunda, özellikle bir kriz ortamında karar verme konusunda hiçbir deneyimi veya yeteneği olmayan bir denek, kararı gruba ve gruptaki hiyerarşiye bırakır. Grup bir davranışsal model oluşturur. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;b)İkincisi ise Araçlaşma Kuramı'dır. Milgram'a göre, "itaatin özü, bir insanın kendisini başka bir insanın isteklerini gerçekleştiren bir araç olarak görmesi, böylece kendi davranışlarından kendisini sorumlu hissetmemesidir. Kişinin bakış açısındaki bu kritik kayma gerçekleştiği zaman, itaatin tüm öznitelikleri bunu izler. Bu temel olarak askersel açıdan otoriteye saygının temelidir; askerler üstlerinin emirlerini ve komutlarını, sorumluluğun subaylarda olduğunu bilerek yerine getirirler. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadarlara bir bakarak sevgili dostlarım, Milgram’a göre bu iş hayatı sorgulamaları, vicdan muhasebeleri gereksizdir. Kendinizi bu rüzgara bırakın, ve salla başını al maaşını ana prensibiniz olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşıldı mı…? O zaman dağılın….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Wikipedia&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-408437811323883092?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/408437811323883092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/milgram-experiment.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/408437811323883092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/408437811323883092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/milgram-experiment.html' title='Milgram Experiment'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SvFxB_q9AqI/AAAAAAAAAGE/9f-NW8iK-qI/s72-c/250px-Milgram_Experiment_advertising.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-5244451858243257626</id><published>2009-11-02T08:57:00.004+02:00</published><updated>2009-11-02T15:13:21.136+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Hakkımda Yapılan Ukalaklılara Cevaben...</title><content type='html'>İlk olarak çok gezenti bir insan değilimdir. Bununla beraber özellikle Orta ve Doğu Avrupa’nın; birbirininden farkı olmayan ve aynı sıkıcılıktaki gri şehirlerini gezelim görelim tadındaki ziyaretler için yeterli bulmuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet ne yazık ki; bir tane boktan katedral ve önünde Facebook luk foto çektirilable şehir meydanı, restoranlarda kötü servis, güzel olduğu efsane gibi anlatılan ama domuz bakışları sebebiyle zat-ı alime anlam ifade etmeyen bayanlar, kötü oteller, leş yemekler vs….. yanına sevdiğim bir şeyi koymadan o kadar para harcamaya değer şeyler değil benim için. Allaha şükür açık hava cafe tribini de ülke olarak bayağı bir sindirdik. Ee geriye ne kaldı….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere işin içine bir organizasyon katmak kültüre vakıf olmak için birebirdir. Bu festival olur, karnaval olur, konser olur, maç olur…İyi kötü karşılıklı iletişim için güzel bahanelerdir bunlar. Aksi takdirde katılırsın bir tura; ilk gün şehirde sightseeing, akşam “bilmem ne gecesi” adı altında boktan bir yemek ve dans organizasyonu, parası karşılığı sümüğünü atmayacağın mekanlara özel turlar. Seni bir güzel söğüşlerler, ama döndüğünde eşe dosta hava atmak için sabırsızlandığın için çaktırmazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana “Maç olmasa yurtdışına çıkmayacaksın/tatile gitmeyeceksin, ne kıro adamsın” demek suretiyle laf sokan/aşağılayan değerli arkadaşlarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afrika’ya, Rio Festivaline, Katmandu’ya gitme fırsatımız olsa maçına falan bakmadan gideriz tabi ki. En azından 2 kültür öğrenir, sefil hayatımıza anlam katarız. Ama emin olun oralarda da parçası olacak bir şeyler bulur, hadisenin hakkını veririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, eğlence anlayışlarını tam kapitalizmin istediği üzere : “çok para harcayayım, ama bütün sorumluluklarım taca çıksın” mantığı üzerine kuran, hayatta iki kelimeyi bir araya getirecek zekâya sahip olmamasına rağmen hakkımda sosyal analizler yapma cüretini gösteren dostlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merak etmeyin…az kaldı….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-5244451858243257626?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/5244451858243257626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/hakkumda-yaplan-ukalakllara-cevaben.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5244451858243257626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5244451858243257626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/11/hakkumda-yaplan-ukalakllara-cevaben.html' title='Hakkımda Yapılan Ukalaklılara Cevaben...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3786974806359411901</id><published>2009-10-30T16:24:00.003+02:00</published><updated>2009-10-30T17:00:08.415+02:00</updated><title type='text'>Taçsız kral Pele, Nadia Comaneci, Fenerbahçeli Cemil….</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sur3a3hBm2I/AAAAAAAAAF8/fTCTiOIxKuw/s1600-h/DSCF1307.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398399144308087650" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sur3a3hBm2I/AAAAAAAAAF8/fTCTiOIxKuw/s320/DSCF1307.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uzun bir aradan sonra merhaba. Konumuz, her sene adet haline getirdiğimiz üzere, bir yurtdışı deplasmanı. Yaklaşık 2 aydır planladığımız Bükreş deplasmanının geç de olsa anekdotlarıdır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bismillah şehre indik taksici arıza çıktı. İlk önce klasik TR nin neresindensiniz, oraların nüfusu kaç soruları. Daha sonra Romanya’nın büyüklüğü ile karşılaştırmalar. Nihayetinde taksiciden büyük bomba:” Eskiden buralar sizindi, şimdi ne düşünüyorsunuz içinizde bir şey var mı?” Hasan dan “önce bir Yunanistan’ı alalım, sonrasına bakıcaaaaz” cevabı..Taksicinin kolpadan gülmesi… Bu arada taksiciden öğrendiğimize göre, Macaristan Transilvanya’yı istiyormuş Romenlerden. Nüfusun çoğunlukla Macar olduğu bölgede hak iddia ediyormuş. Romanya’da da bir açılım olursa şaşırmayın efenim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Gezi öncesi bir apartmanda daire kiralama işini uygun bulmuştuk. Bu kararı verdiğimiz için pişman da olmadık. Evimiz merkeze yürüme mesafesinde, tabak çanağından ütüsüne her şey mevcut, internet oldukça hızlı. Yalnız apartman girişinde yöneticinin ultimaton şeklinde yazdığı notları hiçbirimiz anlayamadık. “Ulan bu adam bizi yakalarsan çok pis aidat alır” korkusuyla apartmana hızlı giriş ve çıkışlar yaptık.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Bükreş bu zamana kadar gördüğüm en vasat Avrupa başkenti. Çavuşescu’nun devasa boyutlarda ve çirkinlik abidesi sarayı dışında tarihi/sanatsal hiçbir şey yok. Adamlara milli kahramanları soruyorsun, Comaneci ve Hagi diyorlar. Gerisini siz düşünün. Zaten konsoloslukta Romanya tanıtım filmini izlerken hep spor aktivitelerini gösteriyordu, mevzuyu oradan anlamamız lazımdı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Şehrin gündüz yapılacakları çok kısıtlı ama gece hayatının maşallah’ı var. İlk gece takıldığımız casino’nun sahibi bize bir kıyak yaparak şehrin en şaşalı gece kulübü olan Bambu’ya giriş yapmamızı sağladı. Şöyle söyleyeyim, mekandaki kişileri ertesi gün Tv lerde gördük. Bundan sonra sorarlarsa Romanya celebrity hayatını bilmiyorum demem.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Şaka bir yana ben bu bambu gibi mekanı İstanbul’da görmedim. Bu kadar büyük kapalı bir gece kulübü muhtemelen bizde iflas eder. Fakat orada kapıda sıralar oluşuyor. Açılıştaki şovlar gerçekten görülmeye değerdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Bükreş’te ciddi bi Steaua-Dinamo rekabeti var. Genel olarak futbola ilgili bir millet Romenler. İlk defa Doğu Avrupa’da gerilim yüklü bir maç izleyeceğim derken stadı görünce hayal kırıklığına uğradım. Arkadaş WC leri bile yok! Bizim Rock’n Coke da bin lanet ederek girdiğimiz seyyar plastik tuvaletler yerleştirilmiş. Hadi leş gibi olmasına aldırmadan girdin, elini yıkayacak su yok. Büfelerinde tek satılan cips ve kola. Bu bahsettiğim numaralı tribün, yani VIP in yanı!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;. Bükreş'te herkes bize hafta sonu oynanacak derbi maçını sordu. Türk futboluna ve kültürüne aşırı ilgililer. Şöyle ki adamların spor kanallarında canlı olarak TSL skorları veriliyor. Bir taksici bize Sivasspor'un geçen sezonki başarısından ve Bursaspor'un bu sezonki çıkışından bahsetti inanamadık.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Becali, Steaua’nun başkanı. Taraftar adamdan nefret ediyor. Ana sebep adamın Steaua taraftarı olmaması ve kulüple oyuncak gibi oynaması.Kimse onu istemiyor. En son taraftar için çapulcu demiş milletin hepten fevri dönmüş. Bu sebepten dolayı (güya) seyirci takımı protesto ediyor. Tribünlerin yarısından fazlası boştu, olan seyircide maç boyunca başkana küfür etti. Becali ağabeyimiz sayesinde Rumencenin en galiz küfürlerini öğrenmiş olduk. Daha sonra baba ile aynı kumarhanede takıldık…Taraftar cefada sen burada sefada diye bağırıp üzerine yürüyecektim, efendilik ben de kalsın adamlar maç sonunda bizim takımı alkışladı deyip alttan aldım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Bir günlüğüne Brasov a iş ziyareti yaptım. Oraların Uludağ’ıymış. Karpatlara araba ile tırmanmak ve öteki Romanya’yı görmek açısından faydalı bir seyahat oldu. Romanya’ya gidilecekse oralara gidilir, gerisi de yalan olur….&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Bükreş öyle bir şehir ki eşe dosta alacak hediye bile bulamadım. Her doğu bloğu ülkesi gibi insanların ruhu çekilmiş. Tepkisiz ve amaçsız gibiler, boş boş etrafta dolanan hayaletlere benziyorlar. Benim Macaristan ve Romanya ziyaretlerim sonucunda netleşen bir fikrim var. Eğer bir gün 3. Dünya savaşı çıkarsa bu ülkeler tarihten silinirler. Hikâyesi olmayan, hiçbir şeyi umursamayan halklar bunlar. Tarihlerinde bağımsızlık savaşları bile yok. Hep birileri antlaşmalarla alıp vermiş bunları.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;· Sözün özü: bir daha mecbur olmadığım sürece Bükreş’e gitmem. Gidene de 2 günden fazla kalmamasını öneririm.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3786974806359411901?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3786974806359411901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/10/tacsz-kral-pele-nadia-comaneci.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3786974806359411901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3786974806359411901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/10/tacsz-kral-pele-nadia-comaneci.html' title='Taçsız kral Pele, Nadia Comaneci, Fenerbahçeli Cemil….'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sur3a3hBm2I/AAAAAAAAAF8/fTCTiOIxKuw/s72-c/DSCF1307.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7249267033582982235</id><published>2009-10-12T22:21:00.003+03:00</published><updated>2009-10-12T22:23:25.552+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mehmet Sucu'/><title type='text'>Sucu'yu uğurlarken...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/StOCIAXPoNI/AAAAAAAAAF0/JSwFaSqvDMg/s1600-h/25N.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 198px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391796252940673234" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/StOCIAXPoNI/AAAAAAAAAF0/JSwFaSqvDMg/s320/25N.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/StOB6ANfcOI/AAAAAAAAAFs/ZqOCfPW1SOI/s1600-h/19N.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 244px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391796012381597922" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/StOB6ANfcOI/AAAAAAAAAFs/ZqOCfPW1SOI/s320/19N.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7249267033582982235?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7249267033582982235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/10/sucuyu-ugurlarken.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7249267033582982235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7249267033582982235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/10/sucuyu-ugurlarken.html' title='Sucu&apos;yu uğurlarken...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/StOCIAXPoNI/AAAAAAAAAF0/JSwFaSqvDMg/s72-c/25N.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-8879193448464283192</id><published>2009-10-12T09:05:00.008+03:00</published><updated>2009-10-12T10:30:48.057+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mehmet Sucu'/><title type='text'>Papazın Çayırı Öksüz....</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/StLJQeFWRiI/AAAAAAAAAFk/prT6dh8zRDw/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/StLHbhkaYBI/AAAAAAAAAFc/ZOPW9IU81mE/s1600-h/43065735000.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; DISPLAY: block; HEIGHT: 319px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391590979597393938" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/StLHbhkaYBI/AAAAAAAAAFc/ZOPW9IU81mE/s320/43065735000.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2001 yılıydı, Fenerlist’in Cebit fuarındaki standında görevliydim. Yoğun bir gündü, futbolcular standa ziyarete gelip konuşma yapmıştı. Özel koruma görevlisi gibi futbolcuları kalabalıktan korumak için çok fazla çaba sarf etmiştik. Bütün o karmaşanın içerisinde, yorgun bacaklarımın vücudumu taşıyamaz hale geldiği anda, saçı sakalı birbirine karışmış sevimli suratlı aydın görünüşlü birisinin yaklaştığını gördüm. “Merhaba çocuklar, ben Cumhuriyet'ten Mehmet Sucu…gazeteciyim”.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hani klasik geyiktir, bazı insanlarla ilk defa tanışsan bile yıllardır berabermişsiniz gibi bir sıcaklık hissedersiniz.. İşte Mehmet Sucu böyle bir adamdı. Fenerbahçe üzerine biraz sohbet etmiştik. Anarşist düşünceleri olan, takıma ve taraftarlığa başka gözden bakan birisiydi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bizdeki o gençlik heyecanını görüp bombasını patlatmıştı: Çocuklar neden bir taraftar fanzini çıkarmıyoruz? Bizi öyle motive etmişti ki sonuçlarını hiç düşünmeden bu fikri benimsemiştik.&lt;br /&gt;Ben,Onur Tuncer, Hakan Açıkalın, Cengizhan Yeldan ve tabi ki Mehmet Sucu. İlk kadromuz buydu. Fanzinin ismini ben ortaya atmıştım….Papazın Çayırı….&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir şevkle çalışmaya başladık. Tribünün önde gelen simalarından biri ile röportaj ayarladım. Mehmet Sucu o zamanlar üniversitede ders veriyordu ve bu işlere meraklı bir kız öğrencisi vardı. Bizimle beraber röportaja katıldı, teybine kaydettiği konuşmaları yazıya döktü. Ben sahte isimle Gençlerbirliği deplasmanı yazısı yazdım, Mehmet Sucu yakın arkadaşı Bedri Baykam’dan bir yazı aldı. Onur, takımla beraber kamptaydı ve futbolcuların yaşamından kesit içeren çok güzel bir yazı yazdı.Cumhuriyet gazetesinin arşivlerinden 2 adet güzel Fenerbahçe fotoğrafı bulduk ve dergiye ekledik. Dergiyi oluşturmak için Cumhuriyet'in Cağaloğlu binasında saatlerce çalıştık.Çok güzel bir sayı olmuştu. Trabzon maçından önce eskilerin gazeteci çocukları gibi bütün sayıları elden satmıştık, hatta Kadıköy rıhtımındaki gazete bayilerine verdiğimiz sayılar bile tükenmişti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ne yazık ki dergi kimilerini rahatsız etmişti. Bize röportaj veren kişinin bazı sözleri Galatasaray tribününü sinirlendi. Aynı kişi bu lafları söylemediğini ve bizim çarpıttığımızı söyleyince okka altına gitmiştik. İş büyümüş ve istemediğimiz yerlere gitmişti. Bu konuda daha fazla ayrıntı vermeyeceğim. Çok severek başladığımız macera daha ilk sayıda sona ermişti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İşte Türkiye’nin ilk bağımsız tribün fanzini Papazın Çayırı’nın hikayesi böyleydi…&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda saydığım isimlerle hala görüşüyorum ama Mehmet Sucu ile farklı bir ilişkimiz vardı. Birçok kez Cumhuriyet gazetesine ziyaretine gittim. Gazetenin taşındığı Cağaloğlu binasında beni ağırlar onun sayfa mizanpajı ile uğraşmasını, diğer gazetecilerle çalışmasını izlememe izin verirdi. Gerçekten işini bilen, saygı ve sevgi duyulan birisiydi. Gazeteyi bitirdikten sonra bir yerlere içmeye gider memleketi ve Fenerbahçe’yi kurtarırdık…. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bir gün sana bir sürprizim var diye telefon açtı. Mecidiyeköy’deki buluşmamıza 2 adet dergiyle gelmişti. Bunlar, kendisinin 1983 yılında çıkardığı “Sarı Kanarya” adlı Fenerbahçe dergisine ait 2 sayı idi. Dergileri büyük bir iştahla incelerken bir tanesini arkasında eski basketbolcumuz Calvin’in Spor Sergi sarayındaki bir fotoğrafını gördüm. Bu fotoğraf İnternet alemlerinde milad oldu ("milyonlarca " bestesi hangi takıma ait tartışmalarına istinaden) .Bu dergileri Mehmet Ağabey den ödünç almıştım. Her konuşmamızda o dergileri benden geri alacağını, hiç heveslenmemi yarı şaka yarı ciddi söylerdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 226px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391592988706489890" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/StLJQeFWRiI/AAAAAAAAAFk/prT6dh8zRDw/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra gazete Şişli’ye taşındığında, bombalama olayında ve Mustafa Balbay tutuklandığında birer kez daha görüştük..Mecidiyeköy de son buluşmamızda bana hasta olduğunu söylemişti… &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra gerek iş hayatı yoğunluğundan, gerekse benim ihmalkârlığımdan çok fazla görüşemedik. Bir iki defa kendisini aradım, bana beynindeki tümörü hallettiğini artık iyileşme sürecinde olduğunu söyledi. Onunla ilgili haberleri almaya devam ediyordum, işi bıraktığını söylüyorlardı. Bir gün maçtan önce uzaktan onu gördüm. Saçları dökülmüş, o aydınlık suratlı adam neredeyse 30 yıl yaşlanmıştı..Bir iki defa kendisine ulaşmaya çalıştıysam da başaramadım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar sabahı kalktığımda Hasan’ın telefonu ile öğrendim durumu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Herkesin onu çağırdığı lakabıyla “Sucu” gitmişti…. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Gazetesi, onu tanımakta zorluk çektiğim son fotoğraflarını basmıştı. Bakmaya bile dayanamadım, zaten kendim de hastalıklarla boğuştuğumdan bazı şeyleri kaldıramayacak durumdaydım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı bir veda yazısı değildir. Vefasızlığımdan dolayı kendime kızgınım sadece… &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Artık bana; Dev-Sol’un iç yazışmalarını “off the record” olarak okutacak, Fenerbahçe takımında kim solcu kim sağcı geyiği yapacak, Önder Turacı’nın Türkiye’nin en iyi futbolcusu olduğunu iddia edecek, en can sıkıcı şeye bile bıyık altından gülebilecek bir ağabeyim yok…&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2006 da ki Denizli deplasmanında; şampiyonluk elden gitmişken, tribündeki türbanlı bir kızın tavırlarını, saatlerce analiz edebilecek kadar bu dünyadan olmayan uçuk kaçık adam gitti artık...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Seninle ilgili söylenecek, yazılacak o kadar şey var ki… &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ama bana söylediğin bir kelimeyi hayatım boyunca unutmayacağım:&lt;br /&gt;“Kerem, ben burada yazı işleri müdürü olduğum sürece Cumhuriyet’te Fenerbahçe aleyhine haber yazdırmam” &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bana öğrettiklerini, benden geri almayı bir türlü başaramadığın dergileri hayatım boyunca muhafaza edeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güle Güle Sucu… &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-8879193448464283192?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/8879193448464283192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/10/papazn-cayr-oksuz.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8879193448464283192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/8879193448464283192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/10/papazn-cayr-oksuz.html' title='Papazın Çayırı Öksüz....'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/StLHbhkaYBI/AAAAAAAAAFc/ZOPW9IU81mE/s72-c/43065735000.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-701315220256780600</id><published>2009-10-05T23:01:00.003+03:00</published><updated>2009-10-05T23:06:09.330+03:00</updated><title type='text'>Hello Adana, Ne Var Ne Yok Orada?...Çok Özledim Laf Aramızda...</title><content type='html'>Yazmaya çok vakit  bulabiliyormuşum gibi bir de bu güneydoğu iş gezisi çıktı. Diyarbakır'da başlayıp Adana'da sona erecek bu 3 günümde; bol bol kebap yemek, senenin son sıcaklarını ensemde hissetmek, verimli bir iş seyahatı geçirmek ve mümkünse açılım hakkında ukalalık edecek doneler toplamak ana hedeflerimdir.&lt;br /&gt;Stay Tuned!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-701315220256780600?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/701315220256780600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/10/hello-adana-ne-var-ne-yok-oradacok.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/701315220256780600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/701315220256780600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/10/hello-adana-ne-var-ne-yok-oradacok.html' title='Hello Adana, Ne Var Ne Yok Orada?...Çok Özledim Laf Aramızda...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3871623854752703914</id><published>2009-09-28T15:14:00.004+03:00</published><updated>2009-09-28T15:50:42.303+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reklam'/><title type='text'>İç Mihraklara Alet Olun!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SsCwuPPTsaI/AAAAAAAAAFU/6lasbsuYTeY/s1600-h/ekonomiyecanverkucuk.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 144px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386499462746321314" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SsCwuPPTsaI/AAAAAAAAAFU/6lasbsuYTeY/s320/ekonomiyecanverkucuk.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Benim de ara sıra görsellerini kullandığım &lt;a href="http://icmihrak.blogspot.com/"&gt;http://icmihrak.blogspot.com/&lt;/a&gt; adlı siteyi herkese tavsiye etmekten iftihar duyarım...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gerçekten güzel çalışmalar var.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3871623854752703914?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3871623854752703914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/ic-mihraklara-alet-olun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3871623854752703914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3871623854752703914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/ic-mihraklara-alet-olun.html' title='İç Mihraklara Alet Olun!'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SsCwuPPTsaI/AAAAAAAAAFU/6lasbsuYTeY/s72-c/ekonomiyecanverkucuk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-1999447716992285133</id><published>2009-09-28T14:56:00.003+03:00</published><updated>2009-09-28T15:07:28.285+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neşter'/><title type='text'>Sizin Yaptığınızı Çorumlu Yapmaz.</title><content type='html'>&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 226px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386488429554344978" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SsCmsBZWpBI/AAAAAAAAAFE/oy7w6bdfGPM/s320/GetAttachment.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Diyarbakır'lılar bölücü.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bursa'lılar eşcinsel.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yozgat'lılar faşist.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Konya'lılar softa.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İzmir'liler gavur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tekirdağ'lılar sarhoş.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kıbrıs'lılar hain...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;madem,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Diyarbakırspor'a her gittiği yerde "PKK dışarı" diye bağıranlar da embesil!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;KeCe Özdil&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-1999447716992285133?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/1999447716992285133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/sizin-yaptgnz-corumlu-yapmaz.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1999447716992285133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1999447716992285133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/sizin-yaptgnz-corumlu-yapmaz.html' title='Sizin Yaptığınızı Çorumlu Yapmaz.'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SsCmsBZWpBI/AAAAAAAAAFE/oy7w6bdfGPM/s72-c/GetAttachment.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3703246734504368825</id><published>2009-09-28T13:39:00.005+03:00</published><updated>2009-09-28T13:48:43.030+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbolun Kıssadan Hissesi'/><title type='text'>Previously on TSL...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SsCTXOmJ9LI/AAAAAAAAAE8/aJVRyeY4MOs/s1600-h/football-tycoon.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 282px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386467181599519922" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SsCTXOmJ9LI/AAAAAAAAAE8/aJVRyeY4MOs/s320/football-tycoon.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;· Fenerbahçe son 3 sezondur oyun temposunu kaybetmiş bir takım görünümündeydi, şimdi de bunun sıkıntısını yaşıyor. Takıma yeni isimler de girse hala Deivid, Alex gibi ruhsuzlar, R. Carlos gibi bırakın gideyim cilerle antreman yapılıyor. En önemlisi de şu: ne yazık ki takımda çok mücadele etmenin forma giymek için yeterli olmadığı anlaşılmış durumda. Bununla beraber takım sezon başında iyi çalıştı. Ben 2-3 haftaya gerekli temponun kazanılacağını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Galatasaray ile ilgili sezon başı tahminlerim malumunuzdur. Ben 4-3-3 dizilişi ile takımın çok ters mağlubiyetler alabileceğini iddia etmiştim, tutmadı. Zira GS o dizilişle oynamıyor. Ben geçen seneki futbolla bu seneki arasında bir fark göremiyorum. Aynen sezona bu şekilde fırtına gibi girmişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Medya FR’yi yıkayıp yağlamak için yarış halinde, fakat ben kendisinin takıma kattığı pozitif bir şeyi henüz göremedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Temposuz denilen FB, açık ara ligin en fazla gol pozisyonuna giren takımı. Bir de iyi oynasa ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Ben herkesin müthiş dediği Keita’yı hiç beğenmiyorum. Bir kere ayağındaki topların çoğunu rakibe atıyor. Attığı bir iki çalımla herkesi tav etti ama gerisi yok. Bence topu taşıması gereken adam Arda’dır. Keita Arda’dan rol çalmaya devam ederse bu takımı çok kötü etkiler. Olay çalım atmaksa Hasan Şaş’ın ne suçu vardı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Fenerbahçe taraftarını bile ikiye bölen hususta hangi tarafta olduğum nettir. Evet ben de Guiza’yı santrafor olarak istemiyorum ama alternatif Semih ise her zaman İspanyolu tercih ederim. Futbol her geçen gün değişiyor. Mesela top class takımların Ömer Üründül gibi futbol cahili TD leri olmadığı için Luca Toni, Yakubu tarzı forvetler hep yedek oturuyor. Hakan Şükür bile bugünün modern futbolunda yeri olmayan bir futbolcu tipi. Artık takımlar hücum hatlarında oyun kurucu özellikleri olan, arkaya sarkabilen, hareketli oyuncuları tercih ediyorlar. Bir müdafa oyuncusu olduğunuzu düşünün. Arkasına geçip orta sahaya kadar ittirebildiğiniz, hantal ve driplingi olmayan Semih ile mi oynamak istersiniz yoksa her şeye rağmen pozisyon bilgisi çok iyi olan, sinsi, tek hat üzerinde oynayabilen Guiza ile mi? Bakınız açık söyleyeyim, bugün TSL de, Guizayı oynattığını sürece hiçbir rakip stoper oyuna giremez. Hatta orta sahaya destek verip alan daraltamaz. Her an Guiza’yı arkama kaçırırım korkusuyla bütün maç ı diken üzerinde geçirir. Guiza’nın beceriksiz olduğunu kabul ediyorum. Daha iyi bir forvet oyuncusunu ben de isterdim. Fakat Semih, bu oyun yapısı ile rakip sahaya yerleşip yüklenen takımların son dakika golcüsü olmaktan öteye gidemez.&lt;br /&gt;Bir soru: BJK maçına hangi futbolcuyla çıksanız futbolcusundan taraftarına rakip camiayı sevindirirsiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Yukarıda yaptığım yorumlar Nonda için de geçerlidir. Ne kadar gol atarsa atsın GS’nin forveti Milan Baros’tur. Nonda da son dakika golcülüğünden bir adım öteye gidemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Leo Franco henüz şöyle bir kontra top yemedi. Şimdilik kaleci şansı iyi gidiyor. Bir hata da yapmadı. Fakat hala ne olduğu belli değil. Volkan ise bu sene müthiş gidiyor. Verdiği kilolar sayesinde daha da hızlanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Mehmet Yılmaz çok çalışkan bir oyuncu. Başta Fenerbahçe olmak üzere büyük takımlara da golleri var. Değeri bilinememiş işini yapmaya çalışan bir futbol emekçisi profili. TS’li Gökhan’dan hatta Nobre den kötü bir oyuncu mu? Bence değil….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· İstanbul BŞB…bir düşsen de kurtulsak….Seninle beraber tarikatçı TD’nin de tarih olmasını istiyorum…evet istiyorum…&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3703246734504368825?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3703246734504368825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/previously-on-tsl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3703246734504368825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3703246734504368825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/previously-on-tsl.html' title='Previously on TSL...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SsCTXOmJ9LI/AAAAAAAAAE8/aJVRyeY4MOs/s72-c/football-tycoon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-1812783991811115097</id><published>2009-09-22T23:07:00.004+03:00</published><updated>2009-09-23T08:25:33.822+03:00</updated><title type='text'>I Got Bugs...</title><content type='html'>Görüldüğü üzere sitenin dizaynı değişmiş durumda. Bunda ısrarla katkılarını beklediğimiz King Jeremy'nin parmağı var...&lt;br /&gt;Tahrik olsun diye aylardır burda BJK'ye sallıyorum hala tık yok.&lt;br /&gt;Neyse ki siteye el atarak bir yerlerden başladı.&lt;br /&gt;İlk yazısının konusu bile belli aslında.. bir yazsa, Bursaspor ismini Altıparmak veya Çekirge diye değiştirecek...daha ne diyeyim size...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona hasretimizi Ahmet Arif' in dizeleri ile cihana haykıralım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerinden,&lt;br /&gt;Gözlerinden öperim,&lt;br /&gt;Bir umudum sende,&lt;br /&gt;Anlıyor musun ???&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-1812783991811115097?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/1812783991811115097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/i-got-bugs.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1812783991811115097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1812783991811115097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/i-got-bugs.html' title='I Got Bugs...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-626397858717615223</id><published>2009-09-22T08:47:00.003+03:00</published><updated>2009-09-23T08:25:04.222+03:00</updated><title type='text'>Hiçbir Şey Olamıyorsan Tutarsız Olma</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object width="420" height="339"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x3v8w6"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x3v8w6" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="339" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bizim ortaokul yıllarımıza tekabul eden 90 lı yıllar, Amerikan tarzı hard rock la tanışmamıza vesile olmuştur. Öyle ki ,bu gözler Türk rock aleminin Metallica vs Megadeth tarzı kutuplaşmalarına bile şahittir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bütün bunlarla beraber Guns'n Roses in yeri benim ve çevremdeki insanların nazarında her zaman farklı olmuştur. Türkiye'deki ilk konserlerine gitmiş, 4 sene önceki Axl solosu için gün saymış biri olarak kendi adıma büyük bir karar aldım.(Sahi Axl ne posta koymuştu Deniz Akkaya'ya!)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her fırsatta anti faşizm nutukları atan ben, yukarıda izlediğiniz şarkıya sahip bir grupla olan bütün ilişkilerimi askıya alıyorum. Her ne kadar WAR bu şarkıyı büyük bir bunalım altında yazdığını iddia etse de, hatta grup bu şarkıyı hiç bir konserinde canlı olarak söylemediyse de kararım kesindir. Yukarıya eklediğim kayıtları internette bulabildiğim tek canlı performans. Görüldüğü üzere bir redneck barında, seyirciyle interaktif olarak ırkçılık yapılıyor. Sonra neymiş, biz onu kastetmemiştik!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Benim bu şarkıyı müzikal olarak çok sevmişliğim, hatta muhtelif rock barlarda gruplara istek yapmışlığım da vardır. Fakat bu şekilde bir kör gözüne parmağı artık kabul etmiyor ve haklarındaki müsbet düşüncelerimi donduruyorum. Artık ortamlarda Estranged, Rocket Queen, Welcome to the Jungle çaldığında en fazla kolpadan eşlik ederim o kadar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ya işte böyle güneyli krolar, beni kaybettiniz ya derdinize yanın. Aşağıya da makara yaptığınız şarkının sözlerinden bir bukle yazayım da bilgilendirici olsun&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;immigrants and faggots&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;they make no sense to me&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;they come to our country&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;and think they'll do as they please&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;like start some mini iran,or spread some fuckin' disease&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;they talk so many goddamn ways&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;it's all greek to mewell some say i'm lazy&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;and others say that's just me&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;some say i'm crazy&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;i guess i'll always be&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;but it's been such a long time&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;since i knew right from wrong&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;it's all the means to an end, i&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;i keep it movin' along&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-626397858717615223?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/626397858717615223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/hicbir-sey-olamyorsantutarsz-olma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/626397858717615223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/626397858717615223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/hicbir-sey-olamyorsantutarsz-olma.html' title='Hiçbir Şey Olamıyorsan Tutarsız Olma'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-3937915620319661692</id><published>2009-09-19T16:08:00.000+03:00</published><updated>2009-09-19T16:15:03.965+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yürü Bee'/><title type='text'>Kimse duymadan ölmeliyim.</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SrTZH53q7iI/AAAAAAAAAE0/SvXAJFbzCj8/s1600-h/orhanvelir.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 294px; DISPLAY: block; HEIGHT: 317px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383166184431218210" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SrTZH53q7iI/AAAAAAAAAE0/SvXAJFbzCj8/s320/orhanvelir.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ağzımın kenarındabir parça kan bulunmalı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;beni tanımayanlar;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"mutlak birini seviyordu" demeliler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;tanıyanlarsa;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"zavallı" demeli, "çok sefalet çekti"..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;fakat hakiki sebep,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;bunlardan hiçbiri olmamalı.. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-3937915620319661692?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/3937915620319661692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/kimse-duymadan-olmeliyim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3937915620319661692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/3937915620319661692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/kimse-duymadan-olmeliyim.html' title='Kimse duymadan ölmeliyim.'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SrTZH53q7iI/AAAAAAAAAE0/SvXAJFbzCj8/s72-c/orhanvelir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6984128596904224101</id><published>2009-09-18T11:32:00.000+03:00</published><updated>2009-09-18T11:40:23.538+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevmiyorum'/><title type='text'>Sevmiyorum...#2</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SrNGU2RfgwI/AAAAAAAAAEs/6_sSlD7ze9g/s1600-h/5330888.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; DISPLAY: block; HEIGHT: 199px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382723303618085634" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SrNGU2RfgwI/AAAAAAAAAEs/6_sSlD7ze9g/s320/5330888.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; Sevmediğimi gururla itiraf ettiğim şeyleri yazmaya devam ediyorum. Utanmam sıkılmam yok. Beni benimle bırakın giderken…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Pazar Sabahı Kahvaltıları&lt;/strong&gt;: Bir gece önce geç yatmışsın, bütün haftanın yorgunluğu üzerinde ve belki biraz da alkol almışsın.. Ama ne yazık ki karışı cins ile pazar kahvaltısına gitmek durumundasın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak uykulusundur ve bütün hafta o anın hayalini kurduğun için sinirlisindir…&lt;br /&gt;Gideceğin yer boğaz taraflarındaysa eziyetlerle dolu bir Pazar sabahı seni beklemektedir. İlk olarak arabanı koyacak yer bulamazsın, bulsan da İstanbul’un en yüksek park ücretini ödersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor bela yer bulduğun çay bahçesinden bozma bir mekânda, iyi sunulmuş fakat kalitesizlikte sınır tanımayan malzemeleri sindirmek zorundasındır. Üstüne üstlük eve döndüğünde ne yediğini bile hatırlamazsın, zira bütün o şaşaya rağmen aslında çok az şey yiyebilmişsindir. Garsonlar yüzüne bakmaz, bir çay yarım saatte gelir. Bayat ekmekler kızartılır önüne konur, reçeller bildiğin şekerlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hesap aşaması en acıtan kısımdır…Denize nazır mükellef bir masa kurabileceğin parayı, 2 tane içi geçmiş zeytine verirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitti mi? Tabî ki hayır…bir de bunun eve dönüş faslı var. Hele hava güzelse, boğazın o malum trafiği ile cebelleşirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve geldiğinde açsındır ve uykun vardır. Pazar sabahlarını anlamlı hala getiren, kahvaltı sonrası 1 saatlik kestirme tribini yaşamamışsındır. Pazartesi sendromu üzerine çöker, EPL izlemek bile psikolojini düzeltemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kızların Bekarlığa Veda Partileri:&lt;/strong&gt; Güzel bir eğlence yerindesin, içiyorsun... Bir anda kafasında peri tacı olan, elleri kınalı, onlarca kız çığlık çığlığa mekanı basıyor….&lt;br /&gt;Evet kızların bekarlığa veda partilerinden bahsediyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu memlekette bir dizi film yasaklanacaksa, bu Sex and the City” olmalıydı. Filminin de 2. Bölümü çekiliyormuş. Bakanlığın karar alıp bu filmin ülkeye girmesini engellemesi lazım diyeceğim ama bu saatten sonra nafile. RTE’nin dediğin gibi batının terbiyesini değil de teknolojisini alsaydık keşkem zira ne kadar antin kuntin kız modası varsa, o Carrie denen kemik suratlı çirkin hatundan çıktı(Yalnız kabul etmek gerekir ki, isim yazan kolyeler iyi fikirdi. Bu sayede nice yolda görülen güzel kızların isimleri öğrenildi bedavadan)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse konumuza geri dönelim efenim. “Bu akşam deli gibi coşucaz, kurtlarımızı dökücez” modeliyle mekanı basan ablalarımız, etraftaki insanları hiçe sayarak coştukça coşarlar. Bütün hayatları boyunca hanım hanımcık takılmalarına rağmen, bir arkadaşlarının gerdeğe girecek olmasını zincirlerini koparmaya bahane sayarlar. Küfürün, sex on the beach in bini bir paradır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirlerine sıkça “abi” şeklinde hitap ederler ve “woo girl!” kişiliklerinden zerre taviz vermezler.&lt;br /&gt;Bir de bunlarda “erkeklerden nefret ediyoruz abi” tribi vardır ki hiç anlamam. Kardeşim, arkadaşınız ertesi gün bir tanesi ile evlenecek. Neyin hırsındasınız allasen !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakınız erkeklerin veda partileri genel hal ve tavırlarıyla gayet örtüşür. Organizasyon, evlenmeden önce 2 çıplak et görelim” mantığına dayanır. Genelde evde veya otel de yapılır, kimseler rahatsız edilmez. Kabul, ayılıktır ama daha samimidir J&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi size bir yazar kıyağı. Bu ömür törpüsü organizasyonlara şahit olunacak yerler genelde Karaoke barları ve Al Jamal gibi hadiseye kişi başı 200 tl sıkıştıran mekânlardır.&lt;br /&gt;Uzak durun mutlu kalın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“&lt;strong&gt;Komik” Radyo Sabah Programları&lt;/strong&gt;:Hayatım boyunca radyodaki sabah programlarına gülen birisi olmadım. Bunu övünmek için söylemiyorum, zira kendim de işe giderken Açık Radyo-Ömer Madra dinlemiyorum. Hatta sık sık spor radyosu da dinlemekteyim (kafamı dinlendiriyor!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat malum şahısların arkada gülme efektli programlarına da kılım bu böyle biline.&lt;br /&gt;Hayatım boyunca bir Nihat Sırdar ile coşamadım, Geveze ile hayallere dalamadım diye de eksiklik hissetmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bu arkadaşların toplumsal olaylar üzerine böyle birden ciddileşerek yorumlar yapmalarına da ayar oluyorum. Hayır, biz de burada ahkâm kesiyoruz ama bunun için para almıyoruz. Kardeşim senin hayat görüşün nedir, bildiğin şaklabansın sen yahu….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahları NTV Radyo’nun “İşe Giderken” adlı programı da, iş yerinde internetten saatlerce gazete okuyacak vakti olmayan arkadaşlarıma önermeyi de kendime borç bilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Candan Erçetin&lt;/strong&gt;: Evet geldik serinin bu bölümünün kerameti anlaşılamayan şarkıcılar alt başlığında inceleyeğimiz şahsa. Bir kere şunu söyleyeyim bu yaptığım yorumlarda Candan Ablamızın Galatasaray’lılık kimliğinin etkisi yoktur. Zira bize göre kendisinin bu kadar tepemize çıkmasının sebebi zaten bu kimliktir.&lt;br /&gt;Fare viyklemisi gibi bir ses, balans ayarı kaçmış bir çene., her şeyi ben bilirim tavırları. Sertap Erener için yazdığımız sanatsal kabızlık, aynen bu ablamız için de geçerlidir ayrıca.&lt;br /&gt;Zamanında gece klüplerinde şarkı söyleyenlere laf atmıştı da, sanırım Arto buna okkalı bir cevap yapıştırmıştı, “bizim de zengin bankacı sevgilimiz olsa biz de çalışmayız” diye.&lt;br /&gt;Bu zamana kadar yaptığı tek ilgi çekici çalışmanın İstiklal Caddesinde çektiği klip olduğunu söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahi ya ne oldu o gönüllü sakallı korumaya? Afiyettedir işallah bu aralar…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-6984128596904224101?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/6984128596904224101/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/sevmiyorum.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6984128596904224101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6984128596904224101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/sevmiyorum.html' title='Sevmiyorum...#2'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SrNGU2RfgwI/AAAAAAAAAEs/6_sSlD7ze9g/s72-c/5330888.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-5072011629296903641</id><published>2009-09-16T10:42:00.000+03:00</published><updated>2009-09-16T10:44:50.388+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbolun Kıssadan Hissesi'/><title type='text'>1....</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SrCXRZSl_vI/AAAAAAAAAEk/dPTo2O_eCiE/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 99px; DISPLAY: block; HEIGHT: 84px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381967879810186994" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SrCXRZSl_vI/AAAAAAAAAEk/dPTo2O_eCiE/s320/images.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yanlış bilmiyorsam bu sene BJK’nin kazandığı resmi maç sayısı bu….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir takım bu kadar kendini parçaladığı bir maçta, bir tane kale önü tehlikesi bile yaratamıyor ise üzerine düşünmek lazım.&lt;br /&gt;GS ve ManU da aynı taktikle başarıya ulaştılar. 3. Bölgede BJK ye istediği kadar pas yaptırıp rakiplerini iyi oynuyor gibi gösterdiler. Beşiktaş; kadrosunda Guiza gibi alan değiştiren, defansın arkasına sarkan hareketli bir ileri uç oyuncusu olmadığı (başka bir deyişle herkes Semih gibi ayağına top istediği) ve hatta başta Yusuf olmak üzere takımın uzaktan şut ile alakası olmadığı için, maç içerisinde yarım pozisyona bile giremedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş’ın bu maç ile ilgili tek tesellisi, ManU forvetinin beceriksizliği ve Rooney’in formsuzluğudur. Ha! Bir de eğer golü daha erken yeselerdi “ çok iyi oynadık, yenildik ama ezilmedik” edebiyatı da tarih olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son söz de Türkiye’nin “en iyi” taraftarı olan çarşı’ya. Takım hala gol atamamışken, ManU cayır cayır üzerlerine gelirken Dale tezahuratına başlamak gerçekten müthiş bir destek biçimiydi. Beşiktaş taraftarı masturbasyon yaparak İnönü’yü cennet bahçesine çevirmeye devam ederse, son yıllarda derbilerde en başarısız takım olma üzerine daha çok kafa patlatır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-5072011629296903641?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/5072011629296903641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5072011629296903641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5072011629296903641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/1.html' title='1....'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SrCXRZSl_vI/AAAAAAAAAEk/dPTo2O_eCiE/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-1288708786333901972</id><published>2009-09-06T23:24:00.000+03:00</published><updated>2009-09-06T23:30:20.397+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fenerbahçe S.K.'/><title type='text'>Yorumsuz...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SqQbrbmDLXI/AAAAAAAAAEc/o7SJtBLvgjk/s1600-h/8227_128707974451_116848779451_2267268_5779927_n.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378454287942888818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SqQbrbmDLXI/AAAAAAAAAEc/o7SJtBLvgjk/s320/8227_128707974451_116848779451_2267268_5779927_n.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;O atkıyı Lucarelli'ye tutturan ADS'ye de, Adana'ya da selam olsun...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-1288708786333901972?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/1288708786333901972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/yorumsuz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1288708786333901972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/1288708786333901972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/yorumsuz.html' title='Yorumsuz...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SqQbrbmDLXI/AAAAAAAAAEc/o7SJtBLvgjk/s72-c/8227_128707974451_116848779451_2267268_5779927_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-4605428036804993630</id><published>2009-09-06T21:25:00.000+03:00</published><updated>2009-09-06T21:51:58.977+03:00</updated><title type='text'>Olur Arada...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SqQEDHFqaPI/AAAAAAAAAEU/05zVqaPw5v4/s1600-h/EDBC76F0542F074AA4EAAA64r.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378428306476132594" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SqQEDHFqaPI/AAAAAAAAAEU/05zVqaPw5v4/s320/EDBC76F0542F074AA4EAAA64r.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;VÖ'yü severim..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir çok kişi antipatik bulmasına rağmen yazdıklarına da gülerim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tek kişilik gösterisine gitmişliğim, karşılıklı bira kaldırmışlığım vardır. Antipatiktir... kabul, ama zekidir de...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Beşiktaşlıdır, iyi taraftardır. Öyle fanatiktir ki, yaptığı en kötü şey Beşiktaş için yazdığı şiir kitabıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ne var ki aşağıdaki satırları da yazan o'dur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aldattığı karısının kendisine boşanma davası açmasına müteakip bir kin kusma.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Olayı Human Nature boyutuna taşımış.İnsan canı yanınca saçmalar. Fakat en büyük hatalar birisinin canını yaktığını bildiğin an yapılıyor. Yazı eskilerden, ama onu Manga'nin klibinde izlerken bile aklıma hep bu satırlar geliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunu okuyan çocuğunun annesi, sana bir daha saygı duyar mı be Vedat Abi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;karımdan resmen boşanıyorum... benim de gündemim işte bu! davayı karım açtı... Çünkü çok haklı... &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;e, n'apiyim, ben de doğamı yaşadım... sömürgeci icadı tek eşliliğin ta. a...yim! zaten evlilik çocuk için yapılır... o da var, allah'a emanet... &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;durduk yerde hak etmediğim halde ben 'zalim' o da (yine hak etmeden) 'mazlum' olacağına, boşanalım gitsin o zaman ulan! &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;yancı karakter olmadığım, mağarada bekleyip ava çıktığım, afedersiniz penis sahibi olduğum için özür mü dileyeydim?!... ('karşılıksız sevgi, güçsüzdür', ayrı) &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;oğlum benim soyadımı ve genlerimi taşıyor, hep de taşıyacak... nasipsiz, mutsuz ve çilekeş olmadığım için af dileyemem... akrep burcuyum işte, buyum ben... yancı cüceleri, maddiyat yavşağını ve yarım akıllıları iplemiyorum!..."&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-4605428036804993630?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/4605428036804993630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/olur-arada.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4605428036804993630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/4605428036804993630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/olur-arada.html' title='Olur Arada...'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SqQEDHFqaPI/AAAAAAAAAEU/05zVqaPw5v4/s72-c/EDBC76F0542F074AA4EAAA64r.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6935773806209013674</id><published>2009-09-01T15:31:00.001+03:00</published><updated>2009-09-01T15:55:05.122+03:00</updated><title type='text'>Babalar ve Oğullar</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376476081711114786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 211px; CURSOR: hand; HEIGHT: 235px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sp0UgrHGaiI/AAAAAAAAAEM/_ZbMEjgDLx4/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376475871534541794" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 220px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sp0UUcJGa-I/AAAAAAAAAEE/WXYNT8WcPmo/s320/umit-yasar-oguzcan.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendisini ne kadar güçlü hissederse hissetsin, hayat hep en pis yerine indirip acıtmayı biliyor. 2 senedir babamın yaşadığı sağlık durumları, bu gerçeği her defasında yüzüme vurdu ve vurmaya da devam ediyor. En büyük mutluluğumuz bile sevdiklerimizin sağlığı kadar ince bir pamuk ipliğine bağlı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ankara ziyaretimin akşamında ,otel odasında sıkılırken ,hasbelkader “Babam ve Oğlum” u bir kez daha izledim. Baba özlemiyle yazılmış onlarca eser varken bir babanın oğlu için hissettikleri beni bir kez daha hüzünlendirdi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Benim de aklıma hemen 2 tane "Baba Yazısı" geldi.... Belki çok bilinen şeyler, ama bana hissettirdikleri için hatırlatmaya değer buldum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İlki Ümit Yaşar Oğuzcan’ın, kendini Galata kulesinden atıp intihar eden oğlu Vedat için yazdığı şiir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İkincisi ise Beşiktaş’a yalandan 2 şampiyonluk kazandırmasına rağmen çok sevdiğim Cenk Koray’ın, kollarında ölen oğlunun ölümünün kendinde hissettirdiklerini anlattığı satırlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GALATA KULESİ&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;6 haziran 1973&lt;/div&gt;&lt;div&gt;pırıl pırıl bir yaz günüydü&lt;/div&gt;&lt;div&gt;aydınlıktı, güzeldi dünyabir adam düştü o gün galata kulesinden&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kendini bir anda bıraktı boşluğa&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ömrünün baharında&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bütün umutlarıyla birlikte&lt;/div&gt;&lt;div&gt;paramparça oldu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir adam düştü galata kulesindenbu adam benim oğlumdu&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;gencecikti vedat&lt;/div&gt;&lt;div&gt;işıl ışıldı gözleri&lt;/div&gt;&lt;div&gt;içi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bütün insanlar için sevgiyle doluydu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;çıktı apansız o dönülmez yolculuğa&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kendini bir anda bıraktı boşluğa&lt;/div&gt;&lt;div&gt;söndü güneş, karardı yeryüzü bütün&lt;/div&gt;&lt;div&gt;zaman durdu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir adam düştü galata kulesinden&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu adam benim oğlumdu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"açarken ufkunda güller alevden"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;çıktı, her günkü gibi gülerek evden&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kimseye belli etmedi içindeki yangını&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yürüdü, kendinden emin&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sonsuzluğa doğru&lt;/div&gt;&lt;div&gt;galata kulesinde bekliyordu ecel&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir fincan kahve, bir kadeh konyak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ölüm yolcusunun son arzusuydu bu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir adam düştü galata kulesinden&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu adam benim oğlumdu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;küçücüktü bir zaman&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kucağıma alır ninniler söylerdim ona&lt;/div&gt;&lt;div&gt;uyu oğlum, uyu oğlum, ninni&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir daha uyanmamak üzere uyudu vedat&lt;/div&gt;&lt;div&gt;6 haziran 1973&lt;/div&gt;&lt;div&gt;galata kulesinden bir adam attı kendini&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu nankör insanlara&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu kalleş dünyaya inat&lt;/div&gt;&lt;div&gt;şimdi yine bir ninni söylüyorum ona&lt;/div&gt;&lt;div&gt;uyan oğlum, uyan oğlum, uyan vedat.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Ümit Yaşar Oğuzcan&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin hiç canlı canlı kolunuzu kestiler mi? Hiç elinizi uzattınız mı ocakta yanan ateşin üzerine?Demir tokmakları, başınıza başınıza indirdiler mi iri yarı adamlar?Gözü dönmüş birileri kırdılar mı parmaklarınızı? Tel örgülere takıldı mı sırtınız yerlerde sürünürken?Birisi gelip kolunuzu kıvırdı mı arkaya, zorlayarak "çat" diye kırıverdi mi?Çaresizlik denilen; çaresi bulunmayan tek gerçek, sarıldı mı boğazınıza?Adamın biri gelip iki gözünüze iki parmağını sokup, kör etti mi sizi?Büyük değirmen taşlarını getiripkoydular mı üzerinize, sırt üstü yatarken?iyice bilenmiş bir bıçağı böğrünüze sokup çevirdiler mi 360 derece?Ayağınız kayıp yola düştünüğünüzde,bacağınızın üzerinden hiç kamyon geçti mi?Su diye size uzatılan bardağı kafanıza diktiğinizdeiçinde asit olduğunu fark ettiniz mi? Demir bir çubuk boğazınızdan girip boyununuzun arkasından çıktı mı hiç?Yolda sessiz sakin yürürken, aniden birisi gelip suratınızın en ortalık yerine muhteşem bir yumruk savurdu mu?Balkondan düşen koca bir saksı, tam kafanızın ortasına indi mi?Evinizin alev alev ateşler içinde yandığını seyrettiniz mi?Bir insanın sel suları içinde çırpına çırpına can verdiğini gördünüz mü? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cenk Koray&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-6935773806209013674?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/6935773806209013674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/babalar-ve-ogullar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6935773806209013674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/6935773806209013674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/09/babalar-ve-ogullar.html' title='Babalar ve Oğullar'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sp0UgrHGaiI/AAAAAAAAAEM/_ZbMEjgDLx4/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7735013657606574487</id><published>2009-08-31T11:32:00.000+03:00</published><updated>2009-08-31T11:41:12.166+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbolun Kıssadan Hissesi'/><title type='text'>Avrupaaaa Yakasııııı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SpuLRlZjd7I/AAAAAAAAAD8/SvBAkGce_No/s1600-h/Ali_Sami_Yen_Stadi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376043714410149810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SpuLRlZjd7I/AAAAAAAAAD8/SvBAkGce_No/s320/Ali_Sami_Yen_Stadi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SpuLHGh42TI/AAAAAAAAAD0/7Jc3wDdjm5c/s1600-h/inonu_stadi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376043534324914482" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SpuLHGh42TI/AAAAAAAAAD0/7Jc3wDdjm5c/s320/inonu_stadi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Baktım blog aleminde A versus B yazıları çok revaçta, ben de bildiğim bir konu üzerine kalem oynatayım dedim. Yıllardır iki stada da maça giden birisi olarak karşılaştırmalı Sami Yen-İnönü deplasman analizini bilgi ve görüşlerinize sunarım efem.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ulaşım&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İki stadın da kendine göre kolaylığı mevcuttur.&lt;br /&gt;Ali Sami Yen Deplasmanında toplanma yeri Fulya’dır. Ulaşımı zordur. O bölgedeki bütün otobüs hatları Mecidiyeköy merkezli çalıştığı ve etrafta deniz namına bir şey olmadığı için özel arabayla gidilmesi en mantıklı iştir. Bununla beraber park edecek sayısız yer bulabildiğinden maç çıkışı sorun yaşanmaz. Ayrıca oyun parkında, benzin istasyonundan aldığın biraları içmek suretiyle maç saatini beklemek gayet eğlencelidir. Stada 500 metre uzakta olmana rağmen etrafta bir tane numunelik Galatasaraylı göremezsin. Bir takım taraftarının kendi stadının dibindeki bir bölgeyi bu şekilde kayıtsız şartsız deplasman takımına bırakması da ilginçtir. Bu başıboşluk Ortaklar Caddesinin ortalarına kadar devam eder. Elini kolunu sallaya sallaya girer ve çıkarsın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İnönü’de toplanma organizasyonu Anadolu yakasından başlar. Otopark sorunu sebebiyle özel araba alternatifi zayıf olduğundan, büyük oranda deniz yolu ile geçilir. Bu özelliğiyle FB-BJK derbileri şahsına münhasır bir hal alır*. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonraki aşama FB taraftarı için bir zulümdür. Eğer üzerinizde taraftar olduğunuza dair en ufak bir ibare varsa polis tarafından çember içine anılıp zorla stada giden otobüslere bindirilirsiniz. Bu şekilde sıcak altında saatlerce bekletildiğimi bilirim. Atkıyı bayrağı gömüp stada kendi başına gitmek en mantıklı iştir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İnönü maç çıkışlarında hep aynı terane vardır. Taraftar polis kordonu eşliğinde yürütülerek zorla karşıya geçen vapurlara bindirilmeye çalışılır (Aynı şeyin BJK taraftarı için de yapıldığını duydum)Nice Koçyiğitlerin polise laf anlatmaya çalışarak helak olduğuna şahidim. “Ben Bakırköy’de oturuyorum neden vapura bineyim!” dersin Polis “ bana verilen emir bu” der. Diyalog uzadıkça uzar, sonunda kolluk kuvveti ikna olur. Herkes sağ salim evine dağılır. Ben Anadolu yakasında oturduğum için, polise yavşak yavşak “abiii Üsküdara giden vapur var mı??” diye sormuşluğumda vardır ama o kısmı karıştırmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Stada Giriş&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden… !!&lt;br /&gt;Fulya’dan Sami Yen’e giden yol yaklaşık 45 derecelik eğim ihtiva eder (aka Devebağırtan Yokuşu). Bu kabir azabı tadındaki yürüyüş esnasında, 2 defa polis kontrolünden geçersin. Bu yetmezmiş gibi “yeni!” Yapılan Sami Yen açığına girmek için 1 metre genişliğinde, 50 metre uzunluğunda ve aynı şekilde 60 derecelik eğimde bir metal bir merdivene tırmanarak tribün kapısına ulaşırsın. Benim anlamadığım Gs yönetimi neden stadın arkasındaki o araziye bir toprak dolgu yapmaz bir beton dökmez yıllardır? Ayrıca son maça gitmedim ama öncesine kadar Gs misafir takım tribün girişinde turnike yoktu. Hurra nın kralı oluyordu. Bunu da dipnot tadında ekleyeyim… &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İnönü’de aynı şekilde bütün taraftar tarihi betonarme bir merdiven üzerinden stada girer. Giriş nispeten rahattır, zaten İnönü eski açığı tarihi eser olduğu için çivi bile çakılması yasaktır. Bu sebepten BJK yönetimine kızılmaz. Zaten stada girdiğin yerin etrafı komple BJK taraftarı olduğu için sıra beklemek de eğlencelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Stadyum&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;İnönü stadı, konum olarak güzel olmakla beraber, yeni düzenleme ile daha bir futbol stadyumu halini almıştır. Fakat tribünleri ters eğimlidir. Deplasman taraftarını iki ayrı yere yerleştirmek şekliyle bozmaya çalışırlar.. Kendi taraftarlarının olduğu tarafa sadece küçük bir WC koydukları için maç içerisinde su yoluna gitmek 15 dakikadan fazla alabilir. Görüş nettir. Işıklandırma güzeldir, çimler pırıl pırıl gözükür. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ali Sami Yen akustiği ve yapısıyla daha bir futbol stadıdır. Tribünleri stadın üzerine çöker. Kasvetli bir havası vardır. Stadın ve Mecidiyeköy’ün konumu sebebiyle mütemadiyen bir sis bulutu görülür. Kapalı tribünü dizayn eden mimarı dünyadaki bütün yeni futbol stadı inşaatlarında çalıştırmak lazım (tabi hala yaşıyorsa). O nasıl bir akustiktir öyle!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Taraftar&amp;amp;Ambians&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş taraftarı bütün tezahürat yaratıcılığına rağmen, bana göre, iyi bir futbol taraftarı değildir. Sağlam bağırırlar doğru. Fakat maçı forse etmede çok kötüdürler. Çoğu zaman maçtan koparlar. Anlık tepkiler koyamazlar. Ayrıca bütün desibel efsanelerine rağmen deplasman seyircisinin konumlandığı yerden sesleri hiç duyulmaz. Zamanında bu sorunu mikrofon ile çözmeye çalıştılar ama tarafımızdan makaraya maruz kalınca vazgeçtiler. Diğer 3 tribünü de battal olduğundan ki bence bu bir stadyum için çok büyük dezavantajdır, bütün maç kendi kendi başına rahatça bağırırsın. Tribün kontralarını hissetmediğin için moralin bozulmaz. Fenerbahçe taraftarı en büyük makaralarını bu yüzden İnönü’de yapmıştır. Bununla beraber Beşiktaş seyircisi görsel olarak Eskişehir taraftarının bile gerisindedir. Doğru düzgün yaptıkları bir karton organizasyonu yoktur. Maç öncesi kendi takımını motive etme konusunda çok yetersizdirler. Ayrıca tezahürat konusundaki yaratıcılıkları pankart konusunda sergileyemezler. Rakip takım seyircisini bozan bir pankart açtıkları gözükmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GS seyircisi, stadlarındaki müthiş akustiği de arkasına alıp, maç içersinde doğru tepkiler vererek oyunu domine eder. Bağıran taraftar sayısı İnönü’dekinin 10 da 1’i olmasına rağmen güzel ses çıkar. Pankartlar ve showlar rakibin sinirini bozacak şekildedir. Kapalı dışındaki tribünler İnönü’ndekilere göre daha aktiftir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu karşılaştırmaya eklenecek çok şey olacaktır. Benim aklıma gelenler bunlar. Diğer takım taraftarlarının bizim stadyum hakkında düşünceleri okumak da benim açımdan ilginç olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* Dünyada taraftarların deniz yoluyla birbirlerinin maçlarına gittiği başka büyük derbi var mı acaba??? Bir ulemaya danışmak lazım, ya da tek olayı yabancı sitelerdeki haberleri Türkçeye çevirmek olan bir takım blog yazarlarına sorarız. Belki yardımcı olurlar.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7735013657606574487?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7735013657606574487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/08/baktm-blog-aleminde-versus-b-yazlar-cok.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7735013657606574487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7735013657606574487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/08/baktm-blog-aleminde-versus-b-yazlar-cok.html' title='Avrupaaaa Yakasııııı'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SpuLRlZjd7I/AAAAAAAAAD8/SvBAkGce_No/s72-c/Ali_Sami_Yen_Stadi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-7362474334395008865</id><published>2009-08-25T08:06:00.000+03:00</published><updated>2009-08-25T08:18:55.864+03:00</updated><title type='text'>Allahına Gurban Adanalı!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SpN0GVscZZI/AAAAAAAAADs/BeoX7KRmB74/s1600-h/hasan_sas_milli.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373766432634725778" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SpN0GVscZZI/AAAAAAAAADs/BeoX7KRmB74/s320/hasan_sas_milli.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Seni öveceğim, sana kenarından da olsa sempati duyacağım aklıma gelmezdi. Bu günleri de yaşadım ya...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Darısı bizim takımdaki Diesel,Replay konu mankeni baltalara..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;*ÇOCUKLARINIZDAN BİR TANESİNİN İSMİ DERİN, DİĞERİNİN YUSUF DENİZ. 1972'DE İDAM EDİLEN YUSUF ARSLAN'LA DENİZ GEZMİŞ'TEN ESİNLENDİĞİNİZ SÖYLENİYOR.&lt;/strong&gt;Evet öyle. Yusuf aynı zamanda benim kayınpederimin ismi. Hem de Yusuf Arslan'la Deniz Gezmiş'i severim. Çünkü zamanında Amerika'ya karşı çıkmış insanlar... Şimdi herkes Amerika'ya karşı çıkıyor. Demek ki bu adamlar ileri görüşlüymüş. '70'lerde işte o insanları idam ederken, yargılarken geniş kapsamlı bakmak gerekti olaylara. Onların durumu beni çok üzmüştü. Bu ülke için bir şeyler yapmaya çalışmışlardı. Ben de onları sevdiğimden dolayı, hem de kayınpederimin adı da Yusuf'tu. Onu da yaşatmak için Yusuf Deniz koydum. Bence çok güzel bir isim oldu&lt;/em&gt;.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;*Vatan Gazetesindeki röportajından.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-7362474334395008865?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/7362474334395008865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/08/allahna-gurban-adanal.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7362474334395008865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/7362474334395008865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/08/allahna-gurban-adanal.html' title='Allahına Gurban Adanalı!'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SpN0GVscZZI/AAAAAAAAADs/BeoX7KRmB74/s72-c/hasan_sas_milli.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-5953005388292421744</id><published>2009-08-24T09:19:00.000+03:00</published><updated>2009-08-24T10:21:43.260+03:00</updated><title type='text'>Mutluluk</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SpI_ZJqV5TI/AAAAAAAAADk/9VP3Hdl-9OU/s1600-h/TeyKa66uunJ.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373427006729217330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 180px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SpI_ZJqV5TI/AAAAAAAAADk/9VP3Hdl-9OU/s320/TeyKa66uunJ.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Her izlediğinizde; içinizden bir şeyler koptuğunu hissettiğiniz, yediklerinizi ağzınıza getiren bir film oldu mu?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mutlululuk benim için işte böyle bir film...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çekene de, oynayana da tekrar tekrar tebrikler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yalnız böyle bir performanstan sonra insan nasıl gider de o banka reklamında kendini şaklaban yerine koyar anlamıyorum. Aslında anlıyorum da, para nelere kadir kabul etmek istemiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5979934762235114134-5953005388292421744?l=fecaat.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fecaat.blogspot.com/feeds/5953005388292421744/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/08/mutluluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5953005388292421744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5979934762235114134/posts/default/5953005388292421744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fecaat.blogspot.com/2009/08/mutluluk.html' title='Mutluluk'/><author><name>KeCe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03737866395834917993</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/Sk3-HQoR1PI/AAAAAAAAABA/w-MgVoYO_lU/S220/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC012.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kCNAa0YBFDU/SpI_ZJqV5TI/AAAAAAAAADk/9VP3Hdl-9OU/s72-c/TeyKa66uunJ.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5979934762235114134.post-6421593815120567
