10 Mayıs 2010 Pazartesi

Yazınca Bir Şey Değişiyor mu ki....



* Kupa finalinde bir Trabzon'a kaybetmediğimiz kalmıştı o da oldu. Darısı Ankaragücü ve Bursa ya diyor, artık bu hususta umudumu kaybettiğimi ilan ediyorum. Başka ilan edeceğim şeyler de var, bakmayın siz bazılarının "kupa önemli değil, önemli olan şampiyonluk" kolpalarına. Kupayı kaybetmek Fenerbahçe taraftarının içine kötü oturmuştur. Ve evet, itiraf ediyorum...kupa mı lig mi diye sorsalar kupayı seçerdim.

* Geçen sene kupa finalini kaybettiğimiz gün doğumgünümdü. Televizyonu kapatıp, kulaklıklarımla yatağa girmiştim. 30. yaşıma girdiğim o gün, bir şişe Becherovka (Candır!) ve Beşiktaş'lıların korna sesleriyle geçti gitti. Bu sene tarzı değiştirelim dedik, viskiye bağladık..ama sonuç değişmedi. Bazı dini bütün arkadaşlarımın "ulan içki içiyorsun, ondandır zındık !" dediğini duyar gibiyim. Amma velakin 2005 finalinde askerdim, ayıktım, zihnim açıktı ve beş yemiştik..Dolayısıyla mesele alkol değil, bir dahaki finalde kedi kesmeyi düşünüyorum...çıldırttınız ulan beni...

* .."Dışarıda senin gibiler için özel idman yapıyorlar" şarkısının bendeki yeri ayrıdır...

* Kolpa editör! geçenlerde fark ettim ki hep ben seni bir yerlere çağırıyorum son zamanlarda..ve sen gelmiyorsun. Esas hayırsız olan sen misin yoksa? Acaba bir önceki post ta kendime haksızlık mı ettim? Bu hayatta ne kazandıysan hep ithamlara sessiz kalarak kazandın zaten. Ayrıca şu Tatar Milletinin Viyana Kuşatması sırasında yaptığı manyel hakkında seninle hiç konuşmadık. Konuyu bir irdeleyelim balım...taşları yerine oturtmamda faydalı olabilir.

* Babam öğretmen olduğu için çok iyi bir dilbilgisine sahiptir.Cep telefonları ilk çıktığında kendisine bizzat söyleyemediğim şeyleri mesaj atarak talep ederdim. Mesela aramızda şöyle mesajlaşmalar olurdu - Baba, bugün arabayı yıkatabilir misin acaba? - Tamam! Yıkatırım! Tabi insan böyle bol ünlemli bir mesaj aldığı zaman acaba pederi kızdırdık mı diye üzülüyor. Bunun gibi bir kaç mesajlaşmadan sonra kendisine sinirlenip sinirlenmediğini sordum. Gayet şaşkın bir şekilde Hayır! dedi. Sorumun sebebini anlattığım zaman, ünlem işaretinin kullanım yerleri ve sadece kızgınlık ifadesi olmadığına dair bir nutuk çekmişti. Velhasıl-kelam ünlem işaretinin kullanımı hassas bir husustur. Son zamanlarda sıklıkla mesajlaştığım bir insanda ota boka ünlem koyuyor. Kızıyor mu yoksa babamın kafasında mı çözemedim...çözersem yazarım....

* Son zamanlarda bütün dizilerde ve filmlerde Kuantum Mekaniğine bir gönderme var. Lost olsun, Flashforward olsun, gene bu blogda !sitayişle! bahsettiğim, Serious Man olsun hepsinde bir kuantum geyiği almış gidiyor. Tabi bunlar anlaması zor meseleler..Yıllardır bu konuda yazılanları okurum ama çoğu anlatılanı idrak edemem. Geçen hafta iş gezisinde tanıştığım, 62 yaşındaki yüksek mühendis Faik Bey i selamlarım. Rakı masasında geçen 3 saat boyunca konuyu öle basite indirgeyerek anlattı ki sanırsın bal badem...Kenarından köşesinden de olsa: CERN deneyinin esasen neden yapıldığı, Schrodinger'in kedisi, Einstein'ın teoremleri hakkında biraz bilgimiz oldu. Tabi diğer masalarda "aşkı ben mi yarattım ulan!" tadında ordinary rakı masası muhabbeti olduğu için, bizim bu konuşmalarımız garsonların da bayağı bir ilgisini çekti. Olsun, bize bir şey öğretenin kırk yıl kölesi oluruz, öğrendiklerimizi de manitalı ortamlarda satarız. Sonra arkamdan ukala demen....

* "Attığın taş ürküttüğün kuşa değecek" Deniz Baykal'ı istifaya götüren hadiseyi net olarak açıklayan işte bu söylemdir. Ah be Deniz'im ! bari Ali Kırca'dan feyz alsaydın...O nedir öyle! "Maymunlar Cehenneminden Kaçış" afedersin....

* 30 yaşını geçmiş bir insan: hala duygusal olarak çok kafasının karışık olduğunu ve ne istediğini bilmediğini söylüyorsa, o şahsı ıslatıp ıslatıp dövmek lazım. Bayan kişilerde olgunluk Benjamin Button tadında bir hadise. Üniversitede daha olgun oluyorlar, yaş ilerledikce nerden tutsan elinde kalacak söylemler. Erkekler adına konuşuyorum: Biz sizin; finaller öncesi, ders notu istemek defter fotokopisi almak bahanesiyle tanışmaya çalıştığımız ama hep terslendiğimiz snob halinizi daha samimi buluyorduk.

* Hadi içimizdekini itiraf edelim: Beşiktaş'lılık bir kıza yakışmıyor!

* Geçen postta yazın gelmesine neden sevindiğimi anlattığın konu başlığına eklemeyi unutmuşum, yazın geldiğine bir de artık Ugg çizme giyilmeyecek diye seviniyorum...

* Vize alabilirsem 10 gün sonra CL Finaline Madrid e gideceğim malumlarınızdır. Döner dönmez içinde 50 tane Madrid fotosu olan, gezdiğim yerleri anlattığım maganda blogger yazısı yazmayı düşünüyorum. Bir de içinde asla kendi fotoğrafım olmayan bir facebook albümü yaptım mı, bu iş tamamdır!

* En kısa zamanda Delikanlının Galaksi Rehberi serime devam edeceğim! Bu aralar bazı yoğunluklar yüzünden çok az yazabiliyorum...şu 10 günü atlatsak önüm açık...Muhtemel şampiyonluğumuz hakkında yazmayı düşünmüyorum. Zira bir mutluluğun arkasından yazı yazmak konsepte ters...bırakın diğerleri sevinsin, biz doğamız gereği gene üzülecek bir şeyler buluruz!

* Görüşmek üzere! :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder